29 Ağustos 2016 Pazartesi
Uzun Zaman Sonra
12 Mart 2014 Çarşamba
Cok buyuk bir yanlis var
Hayatta bazı doğrular vardır. Onları bilirsin. Onların sana öğretilmesi gerekmez. Doğrudur onlar, bilirsin.
Ve bazı yanlışlar vardır hayatta, onları da bilirsin. Kimsenin öğretmesi gerekmez sana bilirisin ki onlar yanlıştır.
Mesela dünyanın her yerinde 14 yaşında bir çocuğun sebepsiz yere sokak ortasında kafasına isabet eden bir gaz fişeği yüzünden hayata gözlerini kapaması yanlıştır.
Dünyanın her yerinde çocukların ölmesi yanlıştır. Yolsuzluklar yanlıştır. Çalmak yanlıştır. İnsanları birbirine düşürüp huzursuzluk yaratmak yanlıştır.
Ve doğrular vardır.
Artık özlediğimiz doğrular. Haksızlığa karşı durmak mesela. Öldürene karşı durmak. Yanlışı savunmamak.
Birine tapmak nedir bilmem ben. Bilmek de istemem. Nasıl bir güçtür bu ki tüm bu evrensel yanlışları yapsa da ona olan inancın daim olsun. Yapmayın nolur. Kendinize gelin biraz. Biraz açın gözlerinizi kulaklarınızı…kaldırın şu perdeyi ve görmeye, duymaya başlayın nolur.
İnsanlar, çocuklar ölüyor, kadınlar daha çok dövülüyor, yargı sallanıyor kimsenin güveni kalmamış, gazete sahipleri sadece kukla, televizyon kanalları dilsiz olmuş…daha ne gerekiyor. Gerçekten daha ne olması gerekiyor.
Ortada çok büyük bir yanlış var. iliklerimizde hissettiğimiz, boğazımıza düğümlenen, gözlerimizden dökülen bir yanlış. Bunu kimse size öğretemez ancak bilirsiniz.
Ben bilenlerdenim. Çok büyük bir yanlış var.
Posted via Blogaway
11 Şubat 2014 Salı
İşe dönüş çanları çalıyor...
Huzunluyum ben. Sebepli, sebepsiz...agirlik cokmeye basladi uzerime, ruhuma. Kizimi birakip ise baslama zamani yaklasti. Dusunmesi bile o kadar zor ki...nasil olacak hic bilmiyorum. Aksamlari onu toplamda en fazla 2 saat gorebilecegimi bilmek oyle agir ki...
Bi yandan zaman gecsin buyusun fistigim isterken bi yandan bu ay hic bitmesin istiyorum.
Posted via Blogaway
8 Şubat 2014 Cumartesi
30 dk ya hayatı sıgdırmak..
Onceden hic haberim yokmus, cocuklar nasil uyur, ne kadar uyur, uyku nasil bir gerekliliktir, onlarin ve bizlerin hayatini nasil etkiler...
Iste tum bu durumlari simdi dibine kadar yasayarak ogreniyorum.
Gunduzleri az uyuyan ikinci uykuya gecemeyen bebekler varmis mesela, bizim Irmak'imiz onlardan. O yuzden en uzun uykumuz 45 dk. Bu dakikalarsa nasil onemli olurmus insan hayatinda onu anladim. 35 dk lik bir yalnizlik suren var. Dus alabilirsin mesela, belki bir kahve, okuman gereken bir suru kitap var ve tabi annem olmasa yapilacak bir suru ev isi.
Uyku onemliymis...cok hem de...:-)
Posted via Blogaway
7 Şubat 2014 Cuma
Yeniden merhaba
Kollarin, bacaklarin, belin tutmaz olduysa..ama yine de sirf o rahatca uyusun diye kipirdamiyorsan bir milim bile iste o zaman baslamissindir anne olmaya. :-)
Ben de basladim anne yazilarina artik. Minigimle birlikte ogrendiklerimi yazarim ben de artik ufak ufak...
Annelik ogrenilen bir seymis hakkatten. An be an, gun be gun..yep yeni seyler giriyor hayatina.
Bazen bitkinlikten uyuyamiyor bile insan. Bazense anlamadigin bir enerjiyle dolup tasiyorsun :-) yani aslinda yazacak oyle cok sey var ki...hadi bakalim basliyoruz.
Yeniden yeni hayatla herkese merhaba...
Posted via Blogaway
28 Temmuz 2013 Pazar
SICAKLARDA
çıplaklığını
boynunu bileklerini
minderde ak bir kuş gibi yatan ayağını
senin söylediklerini.
Bu sıcaklarda seni düşünüyorum
bilmiyorum aklımda en çok kalan ne
gözümün önüne gelen
boynun mu bileklerin mi çıplak ayağın mı
bana benim olurken söylediklerin mi?
Bu sarı sıcaklarda seni düşünüyorum
bu sarı sıcaklarda bir otel odasında seni düşünüp
yalnızlığımı soyunuyorum
biraz da ölüme benzeyen yalnızlığımı.
10 Temmuz 1959- Nazım Hikmet Ran
...bu şiirdeki zerafet nedir böyle..bu dil nasıl bir dildir...iyi ki bu dünyadan yolun geçmiş Nazım Hikmet Ran...İyi ki...
25 Haziran 2013 Salı
Canından Can Katmak
Bir can yaratmak...yaratıma ortak olmak...
Bundan daha anlamlı, bundan daha yaratıcı, özel ve yegane başka ne olabilir ki?...
Ben kızımı yaratırken gün be gün değişiyorum. Ben onun yaratımına katkı sağlamaya çalışırken vücudum ve aklımla, o da beni değiştiriyor minicik elleriyle. Yeni bir insan var oluyor içimde ve ben yeni bir insan oluyorum şimdiden. Kendimi dinliyorum. Onu düşünüyorum sık sık. Anlamaya çalışıyorum bir sürü şeyi.
Tekrar anlamlanıyor dünya.
9 Ocak 2013 Çarşamba
Peki ya aklımdakiler nerde?
6 Kasım 2012 Salı
Olsun bu da güzel...
28 Ekim 2012 Pazar
İyi Gün Dostu
23 Ekim 2012 Salı
Leyla İle Mecnun İzlemiyorsan büyük kayıp...
24 Eylül 2011 Cumartesi
Ağlayan insana su içirmeye çalışmak
31 Mayıs 2011 Salı
Yalnızlık
Yalnızlıkla ilgili çok yazılıp çizilmiş esasında. Çok mit var. Çok boş laf var. Çok gerçek şiirler var. Çok şarkı var mesela yalnızlık üzerine ama bir de onu yaşamak var. Yaşamak en güzeli. Tadı başka. Her şeyde olduğu gibi yaşamak en güzeli. Yaşayarak görmek en güzeli.
Bu konuda bildiğim bir şey varsa o da "yalnızlığın en kolay yalnız değilken yaşandığı". Tıpkı şu an benim yaşadığım gibi. Anlık yalnızlıklar. Aslında buna daha çok, sakinlik, durma hali de diyebiliriz.
Ama asıl yalnızlık başka bir şeydir. Hani kemiklerinin içinde, iliklerinde hissettiğin bir şey vardır ya, işte odur yalnızlık. Çürüdüğünü hissettirir bazen insana. Güçsüz kılar. Soğuktur. Üşütür hem de fena halde üşütür. Dondurur bazen. Buz kesersin. Ellerin buz keser, ayakların, ayak parmakların, kalbin, yağların, damarların, dudakların, beynin...
Anlamsızlaşır bir sürü şey ve bir sürü şey de fena halde anlam kazanır. Hislerin donmakla yanmak arasında perişan. Sen donmakla yanmak arasında bi çare.
Toparlanmak için ne kadar gün ışığı lazımsa dağılmak için azıncık karanlık yeter. Azıcık dökmesi yağmurun kendini ve tabi dökülmen senin de yağmurla birlikte. Yağmur sana, sen yağmura. O sana, sen ona. Yalnızlığını paylaştığın o ana. Yalnız olmadığın, sevgilinin sıcaklığını bildiğin o anlara gider aklın. Vücudun yalnızlığın donukluğundayken aklın alev alev...
Tüm bunlar işte...
Tüm bunlar öyle bir yoğurur öyle bir harmanlar ki seni. Anlamadan sen bambaşka biri oluverirsin. Kendine dönük, daha bir farkında. Daha bir hakim düşlerine, hislerine, gerçekliğine, kendine.
O yüzden geldiyse eğer yalnızlık yine elini kolunu sallayarak hayatına, ne ala. Şunu düşün; bu hep olmayacak. Bu bir fırsat, bu tekrar yoğurulman için bir fırsat. Dağılman ve toparlanman için. Tanışman için yeni senle, bu bir fırsat. Yalnızlığı sevmen için, bu bir fırsat. Kendine gelmen için, bu bir fırsat.
Ne ala...

