Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sevmek, acı çekmek ve nefes almak...

Yazamıyorum uzunca zaman oldu. Fırsat bulamadım aslında.
Şimdilerde ne yapmaktayım? Pek bişey yapmıyorum aslında. Zamanı pek anlamıyorum öylece geçip gidiyo sanki...Yeni şeyler yok pek hayatımda. Ama bir yandan yepyeni bir hayata hazırlanıyorum.
Tuhaf bişey yaşadığımız, adına "hayat" dediğimiz şey. Geçen gün bi söz gördüm hatırlayamıyorum tam olarak ama bende uyandırddığı duygu şu; insan hayata sevmek, acı çekmek ve nefes almak için gelir. O sözde de sevmek vardı ama diğerlerini hatırlayamıyorum bi türlü:) Amma yarım yamalak bişey söylemiş oldum:) Neyse varsayalım ki bu benim aklıma gelmiş ve bunun üzerine yazıyorum. Çünkü hoşuma gitti bu fikir.
Sevmek, acı çekmek ve nefes almak...Hepsi de süper şeyler. Birini sevmek, senden olmayan, bambaşka bi yerde büyümüş biri. Bambaşka bi aileden gelen, belki dili, ırkı başka biri. Bir anda sevdiğiniz oluveriyo ve cümleler onun için kurulmaya başlıyo. İçini ısıtan o sıcak şey gelip yerleşiveriyo yüreğine. Sonra başka sevgiler, kardeş, ku…

Dur dedim.

Dur dedim, neyi kanıtlıyosun? Dur dedim, kime kanıtlıyosun? Dur dedim, ne için uğraşıyosun? Bu çaba dedim ne için? Yaşamak için mi? Doğru değil. Sadece yaşamak için olsa burda olmazdın. Küçücük bir yerde kocaman bir hayat kurabilirdin kendine. Bu hırs ne için? başka türlüsünü bilmediğin için mi?
Neyi kanıtlıycaksın? Kime kanıtlıycaksın?
Dur dedim. Dur ve düşün. Dur ve bekle. Dur ve dinlen. Dur ve durul. Sakin ol, yavaşla ey insan evladı. Kendine gel.
Neyi kanıtlıycaksın? Kime kanıtlıycaksın?
Hayat bu mu .......?
Bir köy. Arabesk olsun diye değil, insanlığa yakışan o olduğu için. Toprak olsun yakınımızda. Bahçemiz olsun. Güneşi karşılamayı kaçınız istemez mis gibi yaz ve kış güneşini bahçede, mis kokan çiçeklerle.
Çocukların toprağa basarak büyümeleri ne büyük bir nimet. Ne büyük bir nimetmiş de farkında değilmişiz. Ne büyük bir şansmış sokaklarda gece yarılarına kadar oyunlar oynayabilmek.
Neyi, kime kanıtlıycaksın ey kendini paralayan arkadaşım? Nedir yani? Ne olacak? Yöneticimiz bize a…

Miskin cumartesi

Sadece yazmak ..içinden geldiği gibi yazmak. Sadece ölece durmak, oturmak, miskinlik yapmak. Aslında çok işim var ama canım yapmak istemiyo. Hem miskin olmak hem dışarı çıkmak, içmek istiyorum hatta. Offf sıkıldım..

Aşkıma :)

Aslında güzel bi hikaye bizimkisi. Üniversite ilk yıl hazırlık. O zaman tanımıyorum onu. Sonra 1. sınıf..Sınıfta bi çocuk var. Sessiz kenarda duruyo genelde. Üzerinde bi hırka var morlu, bordolu, belli el örgüsü:) İngilizce dersinde kitabı yok, yanına gelebilir miyim diyo bana, bende bi heyacan ama belli etmiyorum. "Tabi" diyorum nazikçe. Yan yanayız ilk defa ve o an daha bi anlıyorum ne kadar güzel bi gülüşü olduğunu. İşte o günden sonra daha bi artıyo karın ağrılarım. Evde Çiğdem'in başını ağrıtıyorum, "ya ama çok tatlı gülüyo" diye.
Neyse zaman geçiyo iyiden iyiye arkadaş oluyoruz. Telefonlarımız var birbirimizde artık. Her yere arkadaşlarla hepbirlikte gidiyoruz ve tabi onunla. O tavlada bana yenilip duruyo. Aşkta kazanırsın diyo arkadaşları:) Ben de gülüyorum ama hiç emin olamıyorum onda da var mı bişeyler diye.
Sonra bi gün Uludağ gezisi...:) Dağın zirvesinde "benim sana bişey söylemem gerekiyo sanırım" diyo. Ve işte başlıyo her şey:)
Başlay…