21 Mart 2017 Salı
Oluverme Hali
1 Mart 2017 Çarşamba
Nefes Al
27 Şubat 2017 Pazartesi
Ölüm
Üşütüyor dile geldiği anda. Hele ki canın kadar sevdiklerine hiç yakışmıyor.
Bugün çok sevdiğim arkadaşlarımdan biri babasını kaybetti. Öyle dolu ki içim. Rahatlayamıyorum bir türlü. Çünkü biliyorum onun babasını ne kadar sevdiğini :(
O kadar üzgünüm ki.
Ne denir ki böyle durumlarda. Hiç, koca bir hiçlik. Sadece yanında olabilirsin sevdiğin kişinin.
Hayat bir bütünlük elbette, yaşam kadar ölüm de hayattan. Hepsi bizler için elbette. Bizden götürdükleri ve kattıkları var elbette. Ama soğuk işte ölüm, çok soğuk, buz gibi her yer, her şey.
Bilmek bazen hiç bir şeyi hafifletmiyor elbette. Öleceğimizi bilmek, sevdiklerimizin bir gün olmayacağını bilmek, hasta olanların ölümünün yakın olduğunu bilmek. Hiç ama hiç bir işe yaramıyor bunlar. Ölüm geldiğinde Buz gibi geliyor işte yine.
Başın sağ olsun canım benim.
14 Şubat 2017 Salı
Sevgi
Ne zarif bir kelime.
Sevmek,
Ne yoğun bir söylem.
Ne çok şeyle karıştırıyoruz bazen sevmeyi, sevgiyi, sevgiliyi.
Hırslar, kıskançlıklar, ölümüne sevmeler.
Aslında ne kadar saf, ne kadar temiz, ne kadar zarif bir kelime sevgi.
Söyleyin bak, seviyorum deyin, seni seviyorum...
Duydunuz mu ne kadar güzel bir sesi var.
Hep bu sesi duyabilsek keşke. Hep kulaklarımızda bu ses çınlasa. Her kötü günün sonunda yanımızdaki sevdiklerimizin yüzüne baktığımızda içimiz yumuşasa. Bunu kaçırmamak önemli sanırım. Sevmenin bize verdiği gücü unutmamak önemli. Sevdiklerimizin bize verdiği gücü unutmamak önemli.
Ve tabi ki kendimizi sevmeyi unutmamak önemli. Doyasıya sevelim bence bugün de kendimizi. Duyalım iç sesimizi ve güzelce hatırlayalım kim olduğumuzu. Yaşadığımız her günün ne kadar kıymetli olduğunu hatırlayalım. Bunun için hiç bırakmadan sevelim.
Hem kendimizi hem de bu sıcacık güneşiyle bizi ısıtan yaşlı mı yaşlı dünyamızı.
Hadi gülümse bugün sevgililer günü :)
Git de sevicek birilerini bul :) Ben kaçtım...Sevip gelicem.
29 Ağustos 2016 Pazartesi
Uzun Zaman Sonra
12 Mart 2014 Çarşamba
Cok buyuk bir yanlis var
Hayatta bazı doğrular vardır. Onları bilirsin. Onların sana öğretilmesi gerekmez. Doğrudur onlar, bilirsin.
Ve bazı yanlışlar vardır hayatta, onları da bilirsin. Kimsenin öğretmesi gerekmez sana bilirisin ki onlar yanlıştır.
Mesela dünyanın her yerinde 14 yaşında bir çocuğun sebepsiz yere sokak ortasında kafasına isabet eden bir gaz fişeği yüzünden hayata gözlerini kapaması yanlıştır.
Dünyanın her yerinde çocukların ölmesi yanlıştır. Yolsuzluklar yanlıştır. Çalmak yanlıştır. İnsanları birbirine düşürüp huzursuzluk yaratmak yanlıştır.
Ve doğrular vardır.
Artık özlediğimiz doğrular. Haksızlığa karşı durmak mesela. Öldürene karşı durmak. Yanlışı savunmamak.
Birine tapmak nedir bilmem ben. Bilmek de istemem. Nasıl bir güçtür bu ki tüm bu evrensel yanlışları yapsa da ona olan inancın daim olsun. Yapmayın nolur. Kendinize gelin biraz. Biraz açın gözlerinizi kulaklarınızı…kaldırın şu perdeyi ve görmeye, duymaya başlayın nolur.
İnsanlar, çocuklar ölüyor, kadınlar daha çok dövülüyor, yargı sallanıyor kimsenin güveni kalmamış, gazete sahipleri sadece kukla, televizyon kanalları dilsiz olmuş…daha ne gerekiyor. Gerçekten daha ne olması gerekiyor.
Ortada çok büyük bir yanlış var. iliklerimizde hissettiğimiz, boğazımıza düğümlenen, gözlerimizden dökülen bir yanlış. Bunu kimse size öğretemez ancak bilirsiniz.
Ben bilenlerdenim. Çok büyük bir yanlış var.
Posted via Blogaway
11 Şubat 2014 Salı
İşe dönüş çanları çalıyor...
Huzunluyum ben. Sebepli, sebepsiz...agirlik cokmeye basladi uzerime, ruhuma. Kizimi birakip ise baslama zamani yaklasti. Dusunmesi bile o kadar zor ki...nasil olacak hic bilmiyorum. Aksamlari onu toplamda en fazla 2 saat gorebilecegimi bilmek oyle agir ki...
Bi yandan zaman gecsin buyusun fistigim isterken bi yandan bu ay hic bitmesin istiyorum.
Posted via Blogaway
8 Şubat 2014 Cumartesi
30 dk ya hayatı sıgdırmak..
Onceden hic haberim yokmus, cocuklar nasil uyur, ne kadar uyur, uyku nasil bir gerekliliktir, onlarin ve bizlerin hayatini nasil etkiler...
Iste tum bu durumlari simdi dibine kadar yasayarak ogreniyorum.
Gunduzleri az uyuyan ikinci uykuya gecemeyen bebekler varmis mesela, bizim Irmak'imiz onlardan. O yuzden en uzun uykumuz 45 dk. Bu dakikalarsa nasil onemli olurmus insan hayatinda onu anladim. 35 dk lik bir yalnizlik suren var. Dus alabilirsin mesela, belki bir kahve, okuman gereken bir suru kitap var ve tabi annem olmasa yapilacak bir suru ev isi.
Uyku onemliymis...cok hem de...:-)
Posted via Blogaway
7 Şubat 2014 Cuma
Yeniden merhaba
Kollarin, bacaklarin, belin tutmaz olduysa..ama yine de sirf o rahatca uyusun diye kipirdamiyorsan bir milim bile iste o zaman baslamissindir anne olmaya. :-)
Ben de basladim anne yazilarina artik. Minigimle birlikte ogrendiklerimi yazarim ben de artik ufak ufak...
Annelik ogrenilen bir seymis hakkatten. An be an, gun be gun..yep yeni seyler giriyor hayatina.
Bazen bitkinlikten uyuyamiyor bile insan. Bazense anlamadigin bir enerjiyle dolup tasiyorsun :-) yani aslinda yazacak oyle cok sey var ki...hadi bakalim basliyoruz.
Yeniden yeni hayatla herkese merhaba...
Posted via Blogaway
28 Temmuz 2013 Pazar
SICAKLARDA
çıplaklığını
boynunu bileklerini
minderde ak bir kuş gibi yatan ayağını
senin söylediklerini.
Bu sıcaklarda seni düşünüyorum
bilmiyorum aklımda en çok kalan ne
gözümün önüne gelen
boynun mu bileklerin mi çıplak ayağın mı
bana benim olurken söylediklerin mi?
Bu sarı sıcaklarda seni düşünüyorum
bu sarı sıcaklarda bir otel odasında seni düşünüp
yalnızlığımı soyunuyorum
biraz da ölüme benzeyen yalnızlığımı.
10 Temmuz 1959- Nazım Hikmet Ran
...bu şiirdeki zerafet nedir böyle..bu dil nasıl bir dildir...iyi ki bu dünyadan yolun geçmiş Nazım Hikmet Ran...İyi ki...
25 Haziran 2013 Salı
Canından Can Katmak
Bir can yaratmak...yaratıma ortak olmak...
Bundan daha anlamlı, bundan daha yaratıcı, özel ve yegane başka ne olabilir ki?...
Ben kızımı yaratırken gün be gün değişiyorum. Ben onun yaratımına katkı sağlamaya çalışırken vücudum ve aklımla, o da beni değiştiriyor minicik elleriyle. Yeni bir insan var oluyor içimde ve ben yeni bir insan oluyorum şimdiden. Kendimi dinliyorum. Onu düşünüyorum sık sık. Anlamaya çalışıyorum bir sürü şeyi.
Tekrar anlamlanıyor dünya.