<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829</id><updated>2012-02-16T23:10:23.078+02:00</updated><title type='text'>düşümdeki dünya</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>79</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-6446559686020021803</id><published>2011-09-24T23:30:00.002+03:00</published><updated>2011-09-24T23:31:03.539+03:00</updated><title type='text'>Ağlayan insana su içirmeye çalışmak</title><content type='html'>Neden hep su içirmeye çalışırlar ağlayan birine? O kişi de neden şuursuzca içer o suyu hiç içmek istemese bile? Bilen var mı?...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-6446559686020021803?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/6446559686020021803/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2011/09/aglayan-insana-su-icirmeye-calsmak.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/6446559686020021803'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/6446559686020021803'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2011/09/aglayan-insana-su-icirmeye-calsmak.html' title='Ağlayan insana su içirmeye çalışmak'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-12654758366578995</id><published>2011-05-31T20:01:00.002+03:00</published><updated>2011-05-31T20:24:37.937+03:00</updated><title type='text'>Yalnızlık</title><content type='html'>Başlık fena halde beklenti yaratıyor olabilir. Ama tahminim o kadarı olmayacak bu yazıda. Sadece yalnızlıkla ilgili bildiklerimi sıralamaya çalışacağım biraz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızlıkla ilgili çok yazılıp çizilmiş esasında. Çok mit var. Çok boş laf var. Çok gerçek şiirler var. Çok şarkı var mesela yalnızlık üzerine ama bir de onu yaşamak var. Yaşamak en güzeli. Tadı başka. Her şeyde olduğu gibi yaşamak en güzeli. Yaşayarak görmek en güzeli. &lt;br /&gt;Bu konuda bildiğim bir şey varsa o da "yalnızlığın en kolay yalnız değilken yaşandığı". Tıpkı şu an benim yaşadığım gibi. Anlık yalnızlıklar. Aslında buna daha çok, sakinlik, durma hali de diyebiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama asıl yalnızlık başka bir şeydir. Hani kemiklerinin içinde, iliklerinde hissettiğin bir şey vardır ya, işte odur yalnızlık. Çürüdüğünü hissettirir bazen insana. Güçsüz kılar. Soğuktur. Üşütür hem de fena halde üşütür. Dondurur bazen. Buz kesersin. Ellerin buz keser, ayakların, ayak parmakların, kalbin, yağların, damarların, dudakların, beynin...&lt;br /&gt;Anlamsızlaşır bir sürü şey ve bir sürü şey de fena halde anlam kazanır. Hislerin donmakla yanmak arasında perişan. Sen donmakla yanmak arasında bi çare. &lt;br /&gt;Toparlanmak için ne kadar gün ışığı lazımsa dağılmak için azıncık karanlık yeter. Azıcık dökmesi yağmurun kendini ve tabi dökülmen senin de yağmurla birlikte. Yağmur sana, sen yağmura. O sana, sen ona. Yalnızlığını paylaştığın o ana. Yalnız olmadığın, sevgilinin sıcaklığını bildiğin o anlara gider aklın. Vücudun yalnızlığın donukluğundayken aklın alev alev...&lt;br /&gt;Tüm bunlar işte...&lt;br /&gt;Tüm bunlar öyle bir yoğurur öyle bir harmanlar ki seni. Anlamadan sen bambaşka biri oluverirsin. Kendine dönük, daha bir farkında. Daha bir hakim düşlerine, hislerine, gerçekliğine, kendine.  &lt;br /&gt;O yüzden geldiyse eğer yalnızlık yine elini kolunu sallayarak hayatına, ne ala. Şunu düşün; bu hep olmayacak. Bu bir fırsat, bu tekrar yoğurulman için bir fırsat. Dağılman ve toparlanman için. Tanışman için yeni senle, bu bir fırsat. Yalnızlığı sevmen için, bu bir fırsat. Kendine gelmen için, bu bir fırsat.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne ala...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-12654758366578995?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/12654758366578995/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2011/05/yalnzlk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/12654758366578995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/12654758366578995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2011/05/yalnzlk.html' title='Yalnızlık'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-263389054799801907</id><published>2011-05-19T21:15:00.003+03:00</published><updated>2011-05-19T21:24:30.114+03:00</updated><title type='text'>Üşüyerek seksi olamazsın.</title><content type='html'>Evet gerçekten öyle. Güzel kızlar hiçbir zaman üşümez. Hava buz gibi soğuk olsa da onlarda adeta bir içten ısıtma sistemi var gibidir. Kısa ve incecik montlarla karın altında gezebilirler mesela. Örneğin bere; siz hiç gerçekten güzel bir kızın kapkalın, gerçek amacı ısıtmak olan bir bere taktığını gördünüz mü? Ben görmedim. Onlar genelde hafif saçın küçük bir kısmını kapatan ama süper şık görünen bereler takarlar ve tabiki eldivensiz ya da parmaksız eldivenle geçirirler kışı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer gerçekten seksi görünmek istiyorsan kesinlikle üşümemeyi öğrenmelisin. :) Şaka yapmyorum ya. Hayvan gibi bir kaban ve yüzünü gözünü kapatan tüm aksesuarlarla nereye kadar...:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-263389054799801907?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/263389054799801907/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2011/05/usuyerek-seksi-olamazsn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/263389054799801907'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/263389054799801907'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2011/05/usuyerek-seksi-olamazsn.html' title='Üşüyerek seksi olamazsın.'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-3014025108003212888</id><published>2011-04-30T12:17:00.003+03:00</published><updated>2011-04-30T12:36:38.519+03:00</updated><title type='text'>Düşünceler</title><content type='html'>Kafamın içi düşüncelerle dolu. Bulaşık yıkarken, gazete okurken, müzik dinlerken ve belki de uyurken...Durmuyor. Sürekli bir şeyler var. Anlamlı, anlamsız ama sürekli hareket halinde. Herkeste böyle mi olur? Beyin böyle bir şey mi?&lt;br /&gt;Sanki saatlerce konuşsam, düşünsem, üzerine tekrar kouşsam ve tekrar düşünsem ve birileri bana çok şaşıracağım hiç aklıma gelmemiş, hayal edemediğim şeyler anlatsa. Ne güzel olurdu hayat. &lt;br /&gt;Daha az boş laf ve dopdolu düşünceler. Beslensem ben de onlardan. Kanlarını emsem belki de. Kötülük düşünsem ve iyilik. Bolca düşünsem. Eleştirmemeyi öğrensem belki de. Belki de daha sıcak olsam, daha çok insanı alsam hayatıma. Ya da var olanları daha çok deşmeye çalışsam...&lt;br /&gt;Ama yoksa şöyle midir: Hani zaten varsa var, yoksa yok mudur?&lt;br /&gt;Neyden mi bahsediyorum. Bence anlaması gerekenler anlamıştır.  &lt;br /&gt;Özel diye bir şey yok esasında. Sade diye bir şey var ama özel olmak diye bir şey yok. Ya da varsa da çok var. &lt;br /&gt;Çoğunluk değil belki ama yine de çok var. &lt;br /&gt;Off ya yine dağldı her şey. &lt;br /&gt;Cumartesi ve yalnızlık. Güzel aslında. Ama beni hasta edebilir çünkü yalnız olunca düşünceler beni uzaklaştırıyor somutluktan.&lt;br /&gt;Dağılıyorum adeta. Çamaşırları astım sabah ve mutfağı toparladım sonra biraz internet ve daha yazacak çok şey varken...zil çalar. Reklam girer.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-3014025108003212888?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/3014025108003212888/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2011/04/kafamn-ici-dusuncelerle-dolu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/3014025108003212888'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/3014025108003212888'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2011/04/kafamn-ici-dusuncelerle-dolu.html' title='Düşünceler'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-2556719606516217259</id><published>2011-04-20T23:55:00.002+03:00</published><updated>2011-04-21T00:01:29.610+03:00</updated><title type='text'>KAYBEDENLER KULÜBÜ</title><content type='html'>Kaygısızlık. Eğlenceli :) Boşluk değil hissettirdiği aksine doluluk. Kimisine göre bayağı belki de ama kesinlikle zekice. &lt;br /&gt;Sade aslında, hayatın kendisi gibi. Ya da olması gerektiği gibi. &lt;br /&gt;Seks gibi, seksi konuşabilmek gibi ya da yazabilmek. Ama ne mümkün...&lt;br /&gt;Kurallar gibi. Kabul edilenler gibi. Neyse işte anladınız siz onu. Aynı tas aynı hamam aslında her şey ama güzeldi.&lt;br /&gt;Önceden uyarıyorum; filme gidip çıkınca da salak salak yorumlar yapacaksanız hiç gitmeyin, gittiyseniz de yapmayın. Yazık etmeyin. Tadını çıkarın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi seyirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-2556719606516217259?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/2556719606516217259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2011/04/kaybedenler-kulubu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/2556719606516217259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/2556719606516217259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2011/04/kaybedenler-kulubu.html' title='KAYBEDENLER KULÜBÜ'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-5779782212264328072</id><published>2011-04-18T22:59:00.003+03:00</published><updated>2011-04-18T23:06:50.285+03:00</updated><title type='text'>İçim taşar bazen...</title><content type='html'>İçiniz taşar mı bazen? Benim taşar. &lt;br /&gt;Koşmak, dans etmek deli gibi...Hatta sahneye atlamak, şarkı söylemek belki haykırarak. nedir bu bilmem ben. Sadece hissederim arada. Sanki dünyayı değiştirebilecek gücü hissederim içimde.  &lt;br /&gt;Ama kendimi değiştirecek gücü hissetmek en zoru. Bir gün onu hissedersem, belki bir gün...Belki kendime doğru akarım hızla kim bilir? Kendime doğru taşarım, kim bilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-5779782212264328072?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/5779782212264328072/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2011/04/icim-tasar-bazen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/5779782212264328072'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/5779782212264328072'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2011/04/icim-tasar-bazen.html' title='İçim taşar bazen...'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-2319325655639227092</id><published>2011-04-04T19:34:00.003+03:00</published><updated>2011-04-04T19:46:26.558+03:00</updated><title type='text'>Yine "ben"...Hep "ben"...Dert "ben"...</title><content type='html'>Nerden başlasam? Nasıl anlatsam? &lt;br /&gt;Neden başlamalıyım? Neden anlatmalıyım? Bilmem. Belki de sadece ben olduğum için sadece ben böyle olduğum için...&lt;br /&gt;Nasıl olduğum için? Bilmiyorum belki de sadece olduğum için...&lt;br /&gt;Var olduğum için. &lt;br /&gt;Belki de sadece varlık sorgusunda olduğum için. &lt;br /&gt;Bazen ölesiye sıkılıyorum her şeyden. &lt;br /&gt;Dır dır eden olmak istemiyorum ama bazen kafamın içindekiler fışkırmak istiyorlar. Gerçi uzunca süredir radikallikten uzakta hayatım ve tabi fikirlerim. Pek tabi fikirleri hiç bir şey sınırlayamaz. Bilirim düşünmenin ve kendini yemenin sınırı yoktur ve her daim yapabilirim ben de bunu ama yine de yaşam fikirlerini de şekillendirir bazen. &lt;br /&gt;Uçamazsın, uçmaman gerekir topluluğa kabul edilmen için. Mesela ben bambaşka şeyler konuşulsun istiyorum diyebilir mi günümün sosyal insanı? Diyemez, çünkü ortak olmalı bir paylaşım olmalı bir orta nokta olmalı. Doğru. Öyle. Ama ya sıkıntı, iç bunaltısı. Bitmeyen sohbetler ama sohbet olmayanlar aslında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ben neredeyim? Nerden başlasam, nasıl anlatsam? &lt;br /&gt;Peki neden bu kadar yalnız kaldım? nerede asi hisler? Düşünceler? Çekip gitme hisleri? Başka bir dünya olmalı fikirleri? Asi ruh, ruh eşi arkadaşlar? :) Nereye gittiler? ben hiç anlamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhum mutlu bayadır. Ruuhum huzurlu dolunay dönemleri dışında. Peki nedir dert? Dert sessizlik belki belki de etraftaki çok dünyevi ses. Çok sesler korosuyken içimdekiler, dışarısı tam bir ölmüş pop. Yani anlayacağınız fena halde dışarısı içerisiyse karmaşıklığı özleyen hafif klasik müzik tınılarında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her karmaşık ruha selamlar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-2319325655639227092?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/2319325655639227092/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2011/04/nerden-baslasam-nasl-anlatsam-neden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/2319325655639227092'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/2319325655639227092'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2011/04/nerden-baslasam-nasl-anlatsam-neden.html' title='Yine &quot;ben&quot;...Hep &quot;ben&quot;...Dert &quot;ben&quot;...'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-439512954144984684</id><published>2011-04-03T10:41:00.003+03:00</published><updated>2011-04-04T19:34:02.918+03:00</updated><title type='text'>Bir lokma fazla...</title><content type='html'>Neden her şey, hep benim yiyebileceğimden bir lokma fazla. Oturduğum her sofrada muhakkak bir lokma bırakıyorum geride. Hiç olmaza muhakkak bir lokma fazla. :( &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba hayat da öyle mi?...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep bir lokma fazla mı?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-439512954144984684?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/439512954144984684/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2011/04/bir-lokma-fazla.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/439512954144984684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/439512954144984684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2011/04/bir-lokma-fazla.html' title='Bir lokma fazla...'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-2534986334826290571</id><published>2011-01-31T22:16:00.003+02:00</published><updated>2011-01-31T22:20:20.963+02:00</updated><title type='text'>Tuhaf</title><content type='html'>Tanımadığım bir kadının fotoğrafı asılı yakamda ve kızı perişan duruyor karşımda. Mekan, kanlıca camii. Ne tuhaf...&lt;br /&gt;O kadar güzel bir yerle ölümün ne alakası olabilir ki? &lt;br /&gt;Tanımadığım biri için gözümden bir kaç damla yaş süzülüyor. Üzülüyorum. Ölüm kime olursa, nerde olursa olsun ölüm işte. Soğuk :(&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-2534986334826290571?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/2534986334826290571/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2011/01/tuhaf.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/2534986334826290571'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/2534986334826290571'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2011/01/tuhaf.html' title='Tuhaf'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-6774178204746921996</id><published>2010-10-28T19:04:00.003+03:00</published><updated>2010-10-28T19:16:03.708+03:00</updated><title type='text'>Çok Özlemek</title><content type='html'>Öyle çok özledim ki kendimi. Öyle çok özledim ki yazmayı. Nasıl burnumda tüter oldu hayat. Nasıl kucaklayasım var kelimelerimi, kendimi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl kalabalık her yer..Nasıl yoğun..Nasıl dop dolu ama "offff"..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özledim kendime dönmeyi, durup durup düşünmeyi..Anlatmayı beni bilmeyen birine kendimi. Anlaşılamamyı. Karmaşayı ama içimdeki karmaşayı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size de olur mu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oralarda mısınız siz de? Oralarda çok kalabalık mı? Bunlar hep büyümekten mi? Hep mi? Siz de sıkıldınız mı? BU kadar ciddi mi sizin de hayatınız? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşler mi var hep? Ofis? Masalar, sandalyeler. İnsanlar. O meşhur iş ilişkileri. İdare edilenler, şans eseri sevilenler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin akıllı ama bir sizin deli olduğunuz yerler. Size doğal gelenlerin onlara tuhaf geldiği yerler, "ofisler". Kelimenin kendisi bile sıkıcı. Kutuyu andırıyor sanki kapalı bir kutu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, aslında konu iş değil. Dönüp dolaşıp oraya gelmesinde bilinçaltı sanırım :) &lt;br /&gt;Konu ben. Konu kendim. Konu hayat. Konu özlemler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüşülemeyen dostlar. Onların sevgileri. Onları özlemek. Görüşülemeyen anneler, babalar, ablalar, tatlı bebekler, fındık burunlar. Onların büyümelerin ve senin uzaklarda olman. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra yazının bir ana teması olmaması. Sıçraması ama olsun demek. Boşver yaz öylesine de olsa, yeter ki yaz. Fonda eskilerden şarkılar. Mesela şimdi Duman. Bazen Fikret Kızılok. Bazen başkaları. Onları da özlemek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatı hoooop diye yaşamak. Anlamamak bile. Ya da belki de budur demek. Ya da bu sorgulamanın hiç bitmemesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hey millet görüşemediklerim, özledim hepinizi haber olsun...:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-6774178204746921996?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/6774178204746921996/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/10/cok-ozlemek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/6774178204746921996'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/6774178204746921996'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/10/cok-ozlemek.html' title='Çok Özlemek'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-3101619319737214267</id><published>2010-09-02T15:49:00.000+03:00</published><updated>2010-09-02T15:50:28.866+03:00</updated><title type='text'>Sevdiklerimden</title><content type='html'>Bir kız çocuğu. Heyecanlı, ama çok. Hevesli, nerdeyse her şey için. Meraklı, aşık olan, çalışan, didinen. &lt;br /&gt;Işıklar saçan etrafına, ışıl ışıl parlayan. Güzel ama kendini pek de güzel bulmayan. Dişleriyle başı dertte. Saçlarıysa bir içim su. Bırakın dışarısını içerisi pek şahane. &lt;br /&gt;Bu kız benim en sevdiklerimden. Bu küçük kız çocuğu benim büyümeme şahit, ben de onunkine. Sevgimi rahatça verdiklerimden. Düşünmeden sevdiklerimden. &lt;br /&gt;Büyüdü tabi şimdilerde. Güzel bir genç kadın oldu. Sevgileri var yüreğinde. Ben de varım hala biliyorum. Sadece çok dahil değiliz artık hayatlarımıza. Ama bildiğim en iyi omuzlardan biri hala. &lt;br /&gt;Büyürken neler olduğuna gelince; o heyecanlı kız çocuğu yoruldu tabi. Zorlandı. Hırpalandı. Üzüldü. Sevildi ama yıpratıldı da. Hep mutluluk dağıtabileceğini sandı ama elindekiler tükenince kendine de kalmadı. &lt;br /&gt;Bense hep izledim onu. Dertlerimi ona yandım hep. Ben de dinledim ve o hep sandı ki o daha çok anlatıyor benim hakkımı zaptediyor. Ama bilmedi ki onu dinlemek hep bana bir şeyler öğretti. Bilmediğim hayatları öğretti o bana. Görmediğim insanları. İçini anlattı bana. Bir insanın içi nasıl olabilirmiş onları gösterdi. Hep sevdi beni. Kahve yapmayı öğretti mesela. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işığını kaybettiğini düşünmeye başlamıştım ki kendine geldi yıldız. Silkelendi. Hayat biraz daha gülümser oldu yine ve tabi o da. Şimdilerde daha mutlu zannımca. Ne ala :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben onu hiç bırakamam gibi. Elimi bırakırsa yarım kalırım gibi. Ben bugünlerde biraz duygusal gibi. ..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-3101619319737214267?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/3101619319737214267/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/09/sevdiklerimden.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/3101619319737214267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/3101619319737214267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/09/sevdiklerimden.html' title='Sevdiklerimden'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-8688272317058039145</id><published>2010-08-31T21:01:00.002+03:00</published><updated>2010-08-31T21:08:26.236+03:00</updated><title type='text'>Neden?</title><content type='html'>Bazen nedenler, nasıllar anlaşılmaz olurlar. Neler oluyor ya? Nelerle uğraşıyoruz? Neden yani? Kim, kiminle, ne sebeple uğraşıyor? Neden bu mutsuzluk hali? Neyin derdindeyiz? Koskoca dünya işte yetmiyor mu size? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eyyy insanoğlu sana seslenmekteyim; "yetmiyor mu?" Neyin derdindesiniz? Ben size bir şey söyliyeyim mi, bu böyle gitmez. Hırslarınız sizi yer bitirir. Bu yargılar bir gün döner sizi bulur, sizi vurur. Darmadağınık olursunuz. Sonra nedenler sizin etrafınızda döner durur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnandığım şey beni bunlardan dilerim korusun. Sizi de korusun. Korunmak isteyenler şemsiyelerini açsın. Kaçmasın sadece sığınsınlar sakince. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-8688272317058039145?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/8688272317058039145/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/08/neden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8688272317058039145'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8688272317058039145'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/08/neden.html' title='Neden?'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-3693480842542272727</id><published>2010-07-09T21:12:00.001+03:00</published><updated>2010-07-09T21:12:48.310+03:00</updated><title type='text'>Yine Yeni Yeniden</title><content type='html'>Yeni bir dönem. Deli yoğun bir iş temposu. Değişen düzenler. Yeni umutlar. Ihtimaller. Kıskançlıklar. Nazarlar. Arkadaşlıklar. Yeni insanlar. Eskilerin şekil değiştirmesi. Her şey…&lt;br /&gt;Yazamıyorum ya işte bunlardan sebep. Ama çok memnunum bu dönemden. Yeni şeyler öğrenmek her zaman güzel ve tabi stresli, mid ve bol baş ağrılı bir dönem.  Olsun. Sıkılmaktan ve çürümkten çok daha iyi. -Benim için en azından.- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sonra başka şeyler. Eski defterler mesela. Geçenlerde eski günlüklerimi karıştırdım ve inanılmaz şeyler gördüm. O kadar çok şey yazmışım ve bir çoğunu hiç hatırlamıyorum. Neler yaşanmış, ne bunalımlar, ne güzel anılar. Ama bir yandan da bundan 8 yıl öncesi, lise dönemi o kadar yakın geldi ki okurken. Sanki daha dün gibi. Ne ara o kadar zaman geçmiş ve ne ara ben bu kadar büyümüşüm. Hiç bir şey anlamadım. Anlamamışım ya da. Kendimi hala o döneme yakın hissediyormuşum meğer. Araya giren 5 yıl üniversiteye rağmen liseye nasıl yakın hisseder insane kendini. Heralde hala kendini üniversiteli sanıyorsa olabilir böyle bir şey.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-3693480842542272727?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/3693480842542272727/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/07/yine-yeni-yeniden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/3693480842542272727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/3693480842542272727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/07/yine-yeni-yeniden.html' title='Yine Yeni Yeniden'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-6636124932592672027</id><published>2010-05-11T16:40:00.001+03:00</published><updated>2010-05-11T16:46:07.281+03:00</updated><title type='text'>Yeniden doğar mıyız sizce?</title><content type='html'>Size de olur mu bilmem ama ben bazen, çok ciddi anlamda, bir kez daha dünyaya gelecekmiş gibi hissediyorum. Belki de öyle düşünmek istiyorumdur. Çünkü bazı şeyler çok tuhaf geliyor. Bu hayatta edinemediğimiz şeyler belki diğer hayatta bizimle olur. Maddiyat değil kastettiğim. Yani o da olabilir tabi,  fena mı olur bir daha dünyaya gelsek ve zengin olsak. O başka ama esas olan ilişkiler üzerine. Yani benim durup düşününce aklımı kurcalayan konu bu. Mesela bir daha dünyaya geldiğimde abim olsa, ablam ya da kardeşim ya da hepsi. Mesela babamı tanıyabilseydim bir dahaki hayatımda.&lt;br /&gt;Düşününce çok acımasızca gelmiyor mu size de? Yani bir hayat sunulmuş size ama siz o hayatta çok çirkinsiniz mesela ya da çok fakir, çok kısa ya da çok uzun, anneniz olmamış ya da babanız, evlenmemişsiniz hiç ya da sevgiliniz olmamış. Hiç sevişmemişsiniz mesela. Ya da hiç çocuğunuz olmamış ya da hiç yaşlanmamışsınız, yaşlanamamışsınız. &lt;br /&gt;Yaşayamadığımız tüm duygular yaşayamadıklarımız olarak kalacak. Eksiklerimiz orada öylece dikilecek. Alaşağı edemeyeceğimiz gerçeklerimiz karşımızda dim dik duracak. Ve hayat bu diyecek yanımızda bir ses.  &lt;br /&gt;Ve öylesine tuhaf bir şekilde kabullenmişiz ki bu gerçeği. Durup düşününce nasıl ya diyor insan? Nasıl yani? Hiçbir alternatif yok. Bunu yaşayacağım ve bitecek her şey, öyle mi? &lt;br /&gt;Belki de değildir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-6636124932592672027?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/6636124932592672027/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/05/yeniden-dogar-myz-sizce.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/6636124932592672027'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/6636124932592672027'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/05/yeniden-dogar-myz-sizce.html' title='Yeniden doğar mıyız sizce?'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-1245258884716742112</id><published>2010-05-06T14:18:00.003+03:00</published><updated>2010-05-06T14:55:03.099+03:00</updated><title type='text'>Anneler ve Kızları</title><content type='html'>Hayır bu bir "anneler günü de yaklaştı" yazısı değil. Bu içinde bulunulan durum. Bu nerdeyse tüm anne ve kızların, tahmini içinde bulunduğu durumun bir dile gelişi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerden başlasam? Nasıl anlatsam? Bilmiyorum aslında. Nasıl bir şey olduğunu gerçekten tam olarak bilmiyorum ama tuhaf bir ilişki bu. Çok seversin hani. Herşeyden çok, çoğu zaman. Ama sanki kızlar ve anneler farklıdır. Baksanızıa yazamıyorum bile. Mesela erkekler ve annelerinin ilişkileri hep başka türlüdür. Ya çok üzenleri vardır ya da sonsuz bir anlayış yumağıdırlar birbirlerine karşı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlarla tuhaf bir gerginlik vardır. Daha çok tartışılır anneyle. Seni tanısın anlasın istersin. Ama bir yandan da öyle sen çok çaba sarfetme bunun için o anlasın istersin. O da senin için mi aynı şeyi düşünür bilmem. Sen eleştirmeye gör alınır, kırılır, her şeyi en iyi sen biliyorsun kızım der, dağıtır herşeyi. Bu değildir ki senin istediğin başka bir şeydir. Büyüdükçe kavgalar edilmese de  kadınca hisler artar ve laflar ve tripler daha can yakıcı hale gelir. Bazen üzersin onu bile bile, gözünün içine baka baka. Sonra bin pişman olursun, yataklar küçülür sığamaz, yorganlar büyür ayağına dolanır uyuyamazsın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep daha iyisi olsun, onunla hep çocukluktaki gibi ol, elinden tut yürüken o sonsuz huzurla. Yıllar sonra sevdiğin adamın elinden tutarken hissettiğin o şeye benzer tek duygunun annenin elleri olduğunu anımsa, hüzünlen. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haykırmak iste "seni seviyorum" diye. Ama olmasın, olamasın. Nedenini de hiç bir zaman tam olarak bileme. Neden tekrar o küçük kız olamıyorum diye düşün. Neden büyümek bu kadar acı veriyor bazen diye düşün.  Sonra bir gün benimde bir küçük kızım olursa diye düşün. O da mı büyüyecek diye düşün. Düşün, düşün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de kızlar korkar, annelerinin kaderinde kendi kaderlerinin yansımasından. Belki aynaların kaderi yansıtmaması için duacıdırlar. Neyin hıncıdır içimizdeki bu enerji? Ya da sadece benimki...Bilmem. Bilemem. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgidir yine de esas olan. Hep seversin onu, hep sever o seni. Sonsuza kadar...İkimizde toprak olana kadar. Belki topraktan da ötesi vardır, kimbilir?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-1245258884716742112?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/1245258884716742112/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/05/anneler-ve-kzlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1245258884716742112'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1245258884716742112'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/05/anneler-ve-kzlar.html' title='Anneler ve Kızları'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-4818657127034617697</id><published>2010-04-26T11:08:00.000+03:00</published><updated>2010-04-26T11:09:38.225+03:00</updated><title type='text'>Yaşlıların önüne geçilmez özgürlüğü</title><content type='html'>Yaşlılar biz uyuz  gençlerden kesinlikle farklıdır. Yaşlı insanlar tuhaf bir şekilde tüm dünyayla barışıktır sanki. Vapurda, otobüste hiç fark etmez herhangi bir yerde bir yaşlıyla yan yana gelecek olursanız o size soracak bir şeyler elbet bulur ya da isteyecek bir şey sizden. Bunu olumsuz bir şey olarak görenler vardır. Sıkılanlar, off puff edenler. Evet itiraf ediyorum ben de o uyuz insanlardan olabiliyorum bazen. Yani sıkılabiliyorum onlardan ve konuşmak istemiyorum. Ama artık değişiyorum sanki. Bende de bir konuşma isteği oluyor sanki, tuhaf. Ama burada sözünü edeceğim konu daha farklı. &lt;br /&gt;Biraz önce düşündüm de değişik geldi. Yani hani bizler bir çok ortak özelliğimiz olsa dahi birbirimizle konuşacağız iki kelam edeceğiz diye ödümüz patlıyor. Burada bizlerden kasıt yaşça daha genç insanlar. Yani bir nemrutluk var bir çoğumuzda. Ama yaşlıları bir düşünsenize ne kadar özgürler bu konuda. &lt;br /&gt;Sizi beğenseler konuşmaya başlarlar “ahh ne güzel kızlar değil mi Hümeyra, bak biz de böyle değimliydik bir zamanlar” gibi… &lt;br /&gt;Ya da &lt;br /&gt;- okuyor musun evladım,&lt;br /&gt;- evet teyze ya da amca&lt;br /&gt;- oku evladım oku, okumak gibisi yok, ekmeğini eline al, kocanın eline bakma&lt;br /&gt;Gibi…&lt;br /&gt;Ya da &lt;br /&gt;- evladım şu otobüsün numarası kaç?&lt;br /&gt;- 17 teyzecim&lt;br /&gt;- Heee o değilmiş. Ah evladım işte gitti iyice gözler artık, yaşlılık çok zor gençliğinizin kıymetini bilin. &lt;br /&gt;Gibi gibi devam edebilir bunlar. Ama özünde demek istediğim şu; bu insanlar sizinle sizden 10 kat özgürce dialoğa girerler. Çekinmezler, gocunmazlar. Biz kasım kasım kasılırken onlar rahtlıkla istedikleri her şeyi dile getirirler hatta bazen saygısızlık ettiğinizi düşünürlerse azarlayıveririler sizi. Hakları vardır çünkü sizden çok uzun süredir bu dünya üzerindedirler. Ve dediğim gibi çok daha özgürdürler. &lt;br /&gt;Hadi azıcık yaşlanalım, hadi etraftaki insanları kaçırmayalım, hadi ne biliyim işte:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-4818657127034617697?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/4818657127034617697/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/04/yasllarn-onune-gecilmez-ozgurlugu.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/4818657127034617697'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/4818657127034617697'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/04/yasllarn-onune-gecilmez-ozgurlugu.html' title='Yaşlıların önüne geçilmez özgürlüğü'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-1537354807909322970</id><published>2010-04-19T11:49:00.000+03:00</published><updated>2010-04-19T11:50:11.953+03:00</updated><title type='text'>Kadın var, erkek var...</title><content type='html'>Kadın var ufak tefek, görsen çocuk dersin. Kadın var kendinden emin. Kadın var güzel sayılmaz ama kadındır ki o sevilir epeyce. Bu nasıl olur kadın bilmez. &lt;br /&gt;Kadın var aklındakiler sınırsız ama aynı kadındır ki o kendi sınırlarla dolu. Aklı sonsuz özgürlüklere gebe, kendi yaşamadığı ve yaşamayacağı her şeyi kabul edilebilir görmekte. Bu nasıl bir çelişkidir ki aynı kadının bedeninde yer edebilmiş. İnsanın sonsuzluğuna inanır ki o tekdir der bildiğimiz kadarıyla hayat, eğer der gelmeyeceksek bir daha dünyaya. Ama tırmanmaz dağlara ya da çıkmaz sırt çantasıyla keşiflere ama aklı özgürdür, dolaşır sonsuzca tüm labirentlerde, onları keşfetmeye çalışmanın azmiyle. &lt;br /&gt;Kadındır ki o hep bir şeyleri ve birilerini suçlar yapamadıkları için bugüne kadar ama durur sonra ve bir kabullenişle farkına varır eksiklerin yavaşça. Bu dünya der, ne büyük, ne sonsuz, ne uçsuz, ne bucaksız. Uçlar ve bucaklar birbirine karışır. Ve kadın erkeğe yaklaşır. Ve kadın bilir erkeği, sever, hayatına alır. Ama büyüme deva eder. Hayat devam eder. Dünya farklılaşır zaman zaman o erkekle bağlantılı olur bir çok şey. Ama sakın kaybetme sakın unutma kendini. Kendi halini der kendi kendine. &lt;br /&gt;Kadın var öyle, kadın var böyle tıpkı erkek gibi. Çeşit, çeşit, renk renk…insan var. Sen varsın, ben varım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-1537354807909322970?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/1537354807909322970/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/04/kadn-var-erkek-var.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1537354807909322970'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1537354807909322970'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/04/kadn-var-erkek-var.html' title='Kadın var, erkek var...'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-4604723329068136089</id><published>2010-04-14T13:51:00.002+03:00</published><updated>2010-04-14T14:02:40.282+03:00</updated><title type='text'>Sıkılıyorum</title><content type='html'>Ben sıradan bir insanım ya da öyle olduğumu sanırdım ama sanırım benden de sıradanlar var. Ve ben sanırım onlardan çok sıkılıyorum. Kastettiğim hayatındaki yaşayışıyla ilgili değil insanların. Kastettiğim kafalarının içi. Fikirleri. Fikirleri ya da fikirsizlikleri sıkıyor beni. &lt;br /&gt;Hani böyle kavga edesim geliyor bazen. Offf diyesim geliyor. Sıkılıyorum. Sakın birileri buraya aman tanrım ne kadar kendini beğenmişsin falan diye yorum yapmasın işte onlardan da sıkılırım çünkü bu dediğimi anlamamaktır. &lt;br /&gt;Sıkılıyorum işte ne yapayım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-4604723329068136089?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/4604723329068136089/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/04/sklyorum.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/4604723329068136089'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/4604723329068136089'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/04/sklyorum.html' title='Sıkılıyorum'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-8135511999291498552</id><published>2010-04-14T13:44:00.001+03:00</published><updated>2010-04-14T13:44:36.170+03:00</updated><title type='text'>Kendine Dışarıdan Bakmak</title><content type='html'>Okuduğum kitaptan ilham aldım bu konuyla ilgili. Bir bölümünde bundan bahsediyor derinlikleriyle. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimize gerçekten dışarıdan bakabilsek. Ama mecazi anlamda değil söylemeye çalıştığım, tam olarak maddi anlamda dışımıza çıkabilsek. Ayrılsak bedenimizden ve dışarı çıksak. Öylece izlesek kendimizi özgürce. Yorumlasak kendimizi diğerleri gibi. Acımasızca belki. Ama yapamayız bence, içimizdeki o ego izin vermez bize, izin veremez. İçimizdeki o şey bize izin veremez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizce?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-8135511999291498552?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/8135511999291498552/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/04/kendine-dsardan-bakmak.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8135511999291498552'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8135511999291498552'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/04/kendine-dsardan-bakmak.html' title='Kendine Dışarıdan Bakmak'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-6913093375000042189</id><published>2010-04-08T09:56:00.003+03:00</published><updated>2010-04-08T10:13:42.792+03:00</updated><title type='text'>Tuhaf bir huzursuzluk hali...</title><content type='html'>Hissettiğim şeyi tam olarak tanımlayamıyorum. &lt;br /&gt;Tuhaf bir huzursuzluk. Güvensizlik. &lt;br /&gt;Yalan mı acaba'nın insana düşündürdükleri? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan nasıl bir şey ki insanları böylesine hakimiyeti altına alabiliyor? Nasıl bir şey ki insanlar onsuz yaşayamıyor. İş hayatı, özel hayat hepsinde hep bir yerlerde olmak zorunda mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygısını yitiriyor insan yalanla yüzleşince. &lt;br /&gt;Öyle tuhaf ki, kendini daha değerli görmeye başlıyorsun. Belki yanlış ama durum bu. Ben senden bir adım öndeyim çünkü ben hayatıma yalanı bu oranda sokmadım. Varsa da inanılmaz zararsızca var. Saplantı halinde değil. Her anım onunla geçmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı işler var mesela yalansız yapılamaz. Siyaset gibi, reklam gibi ve bazı işler var yine yalanla yapılamayacak; bilim insanlığı gibi, öğretmenlik gibi. Ne tuhaf.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-6913093375000042189?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/6913093375000042189/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/04/tuhaf-bir-huzursuzluk-hali.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/6913093375000042189'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/6913093375000042189'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/04/tuhaf-bir-huzursuzluk-hali.html' title='Tuhaf bir huzursuzluk hali...'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-3953624763685880332</id><published>2010-04-07T21:59:00.002+03:00</published><updated>2010-04-07T22:09:12.792+03:00</updated><title type='text'>Bilmem, sizce?</title><content type='html'>Yazabilmek, yazı bilmek, yazmak, yaz...yüzebilmek, yüzmek, yüz, yüzün, yüzüm...söylemek, söyle, söyleyebilmek...sevebilmek, sevmek, sevilmek, seven, sevilen, sevgili, sevişmek...&lt;br /&gt;Dalabilmek, dalmak, dalak, dalmayak:), dalgalanmak, dalga geçmek belkide. Dar, daralmak, daraşmalık, dargın. Gitmek, gitmemek, gidememek, giden, gitmeyen, gidilen, git. Kalmak, kalamamak, kalamayan, kalan, kal. &lt;br /&gt;Anlamak, anlamamak, anlamlı, anlamsız, anlaşılmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl yani? &lt;br /&gt;Bilmem...öyle işte. &lt;br /&gt;Sizce?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-3953624763685880332?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/3953624763685880332/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/04/bilmem-sizce.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/3953624763685880332'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/3953624763685880332'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/04/bilmem-sizce.html' title='Bilmem, sizce?'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-8907804758064481514</id><published>2010-04-06T11:11:00.000+03:00</published><updated>2010-04-06T11:12:19.138+03:00</updated><title type='text'>AMAN TANRIM 30’A ÇEYREK VAR VE BEN HALA YALNIZIM!</title><content type='html'>Şimdi ne olacak? 30 oluyorum şimdi ne olacak? Biri bana cevap versin. “Evde mi kalıyorum?” hani evlenecektik? Hani hayaller vardı? Birbirimizin düğününde göbek atacaktık? Ne zaman olacak bunlar? 30’a çeyrek var, ne ara olacak tüm bunlar? :)&lt;br /&gt;Bu yakarışa ya siz sahipsinizdir ya da yakın bir arkadaşınız. Üniversite biterken yani 20li yaşların başında hayatınızda bir adam varsa ya artık evlilik yolunda ilerliyor olursunuz ya da genelde erkek bu durumdan yani “işin ciddiye binmesi” durumundan ürkerek ilişkiyi bitirir ya da karşı tarafın bitirmesini sağlar. &lt;br /&gt;Ve biz 30’lara yaklaşan kadınlar hala yalnız isek bizi bir panik sarmaya başlar. Hele bir de çocuk sahibi olmayı planlayan bir kadın iseniz işte o zaman kafanız daha çok karışır. Çünkü etraftan “e ama evlen artık evladım bak daha çocuk yapacaksın yaşın geçiyor” gibi söylemler duymaya başlarsınız. &lt;br /&gt;Off yani. Neden bunu erkeklerden ziyade kadınlar yaşar? Neden bunu da birçok şey gibi toplum ısrarla bizim omuzlarımıza yükler? Nasıl bir baskıdır bu? Hiçbir erkek duydunuz mu bu durumdan şikayetçi olan. Aksine onlara ısrarla her şeyi yaşa sonra evlen diye nasihatlar edilir. Aman tanrım ya bu nasıl bir çifte standarttır. Sana yaşama ona yaşa diye ısrar ederler. Ve sonuç olarak inanılma sağlıksız bireyler ve ilişkiler ortaya çıkar. Sonra da neden yürümüyor bu ilişkiler denilir. Evet abi yürümez tabi. Sonuçta eşit değiliz ki. Yani bize sunulanlar ve yasaklananlar eşit olmadığı için siz zincirleri kırmış bir kadın bile olsanız olmaz. Aşamazsınız bir yerde takılır kalırsınız, ilişki bir yerde takılır kalır. Ne fena. &lt;br /&gt;Aslında gerekli midir her kadın için evlilik ya da aynı şekilde her erkek için. Değildir. Ama özgür bırakmıyorsunuz ki onları rahatça bir evleri olsun, yalnız ya da erkek arkadaşlarıyla mutlu oldukları sürece birlikte yaşasınlar. Olmuyor. İşin zor tarafı; anladığım kadarıyla siz büyüdükçe İlişkiden beklentileriniz de büyüyor. Dün bir arkadaşla sohbet ediyorduk ve bir saymaya başladı ki, aklınız durur :) benim önümden yürürken kapıyı açıp beklesine kadar geldi mevzuu :) artık gerisini siz tahmin edin:P ama gerçekten öyle büyümek, kadın gibi hissetmek falan giriyor sanırım artık devreye. O yüzden bu başka bir yazı konusu olacak sanırım :)&lt;br /&gt;İşin duygusal kısmına gelince ise işte asıl önemli olan kısım burası. İşte o zaman hak veriyorum bazı serzenişlere. Çünkü şöyle gibi oluyor sanırım; yıllar geçiyor ve yalnız geçiyor. Bir sevgili olmayınca derdine ortak, sanki hayat hep onu bulmaya çalışmakla geçiyormuş gibi. Hayatı paylaştığın biri olduğundaysa dinginleşiyor hayat sanki. Her şey o demiyorum kesinlikle ama insanın hayatının oldukça büyük bir kısmını kaplıyor sanırım ve bu nedenle de insanı rahatlatan bir unsur oluveriyor yanıbaşındaki kişi. &lt;br /&gt;Hani derler ya henüz evlenmemiş arkadaşlara; acele et iyiler erken kapılıyor diye :)  Bu saçma lafa inanır oldum ya. Yani sanki gerçekten etrafta hayatı paylaşacak birileri kalmamış gibi :) yok canım o kadar değil, değil mi? :P&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-8907804758064481514?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/8907804758064481514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/04/aman-tanrim-30a-ceyrek-var-ve-ben-hala.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8907804758064481514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8907804758064481514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/04/aman-tanrim-30a-ceyrek-var-ve-ben-hala.html' title='AMAN TANRIM 30’A ÇEYREK VAR VE BEN HALA YALNIZIM!'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-7174027950440351702</id><published>2010-04-02T16:46:00.000+03:00</published><updated>2010-04-02T16:47:20.012+03:00</updated><title type='text'>Serzenişteeeeeeee...</title><content type='html'>Üniversite 3’teydim sanırım Vega’nın bu şarkısı çıktığında ya da 4 de olabilir. &lt;br /&gt;“Biraz sev sakinleşir sevdiğinim ben işte, &lt;br /&gt;Boş ver sev sakinleşir sevgilin serzenişte, serzenişşşteee…” &lt;br /&gt;Bağıra bağıra söyler bir yandan da dans ederdim odamda. Geçenlerde tekrar dinledim bu sefer evimin salonunda bağıra bağıra söyleyip dans ettim :) çok keyifli bir şarkı benim için. Sözleri de bir yandan pek manidar. Nasıl manidar? Şöyle ki; hani böyle bazen trip yaparsınız sevgilinize, bazen bilmezsiniz bazen de bilirsiniz ki anlamsızdır ama olsun yine de yapmak istersiniz. İşte o zamanlarda istersiniz ki ya da ben isterim ki sevgilim de bana ilgi göstersin. Sevsin, sarılsın, sakinleştirsin. Ama olmaz, bizde öyle olmaz. Ben trip yapıyorsam sevgilim de derki; bu çok saçma, bu sence normal bir tepkimi falan, filan…eee ne olmuş yani? Her şey normal mi olmak zorunda? Değil. O an mantıkla yaşamıyorsun ki, sadece duyguların biraz karışıyor. Ne olur yani sayın çok gururlu ve ultra mantıklı aşıklar sevgililerine mantık dışı bir ilgi gösterseler. &lt;br /&gt;Sizlere sesleniyorum trip yapıldığında mantıklı açıklama yapmaya çalışan diğer kişi; şarkının da dediği gibi, biraz sev sakinleştir sevdiğin o işte. Boş ver sev sakinleşir sevgili serzenişte…serzenişteee :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-7174027950440351702?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/7174027950440351702/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/04/serzenisteeeeeeee.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7174027950440351702'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7174027950440351702'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/04/serzenisteeeeeeee.html' title='Serzenişteeeeeeee...'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-8599409359404855677</id><published>2010-04-01T16:38:00.002+03:00</published><updated>2010-04-01T16:41:43.061+03:00</updated><title type='text'>40 Kural</title><content type='html'>Elif Şafak Aşk'ı okuduysanız belki bu 40 kurala tekrar göz atmak istersiniz. Bu inanç meselesinde çok söz her zaman tehlikelidir. Herkes aslan kesilebilir savunduklarıyla ilgili bir anda. Bu sebeple sadece okumak isteyenlere :) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok, eğer, tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Kural: Hak yolunda ilerlemek yürek işidir,akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun,omzun üstünde ki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Kural: Kur’an dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonra ki batıni manadır. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Kural: Kainattatki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil, her an her yerdedir. Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi, onu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu bulursa, sonsuza dek O’nda kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. Aman sakın kendini diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği:&lt;br /&gt;Bırak kendini, ko gitsin; akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Kural: Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk konusunda dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Kural: Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, hakikati keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Kural: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Kural: Sabretmek, öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Kural: Ne yöne gidersen git, doğu,batı,kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir sen zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. Kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı, hoca ,şeyh, şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. Kural:Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. Kural: Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek her birimiz tamamlanmamış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermek için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16. Kural: Kusursuzdur ya Allah, onu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17. Kural: Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18. Kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara, dışında, başkalarında değil ve unutma ki nefsini bilen Rabb’ini bilir. Başkalarıyla değil sadece kendiyle uğraşan insan sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. Kural: Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20. Kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21. Kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek,kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22. Kural: Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdimi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23. Kural : Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı , kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadırne tefritte. Sufi daima orta yerde…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24. Kural : Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzünde ki halifesi olduğunu hatırlayarak , buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25. Kural : Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an da burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26. Kural : Kainat yek vücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti herkesin yüzünü güldürebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. Kural : Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır, şer çıkarsa sana gerisin geri şer yankılanır.&lt;br /&gt;Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28. Kural : Geçmiş zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu anın hakikatini yaşar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29. Kural : Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten,”ne yapalım, kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30. Kural: Hakiki sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez. Sufi kusur görmez kusur örter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31. Kural: Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bunda ki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;32. Kural: Aranızda ki perdeleri tek tek kaldır ki Allah’a saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;33. Kural: Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen hiç ol! Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışında ki biçim değil içinde ki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil hiçlik bilincidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34. Kural : Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35. Kural : Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Allah’a inanmayan kişi ise içinde ki inananla. İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;36. Kural : Hileden,desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, sana zarar vermek istiyorsa, Allah da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;37. Kural :Allah kılı kırk yaracak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır; bir de ölmek zamanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;38. Kural : Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım? Diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık!&lt;br /&gt;Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;39. Kural : Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz. Her şey yerli yerinde kalır, merkezinde… Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz.&lt;br /&gt;Ölen her sufi için bir sufi daha doğar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40. Kural : Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk’ın hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-8599409359404855677?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/8599409359404855677/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/04/40-kural.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8599409359404855677'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8599409359404855677'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/04/40-kural.html' title='40 Kural'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-8845820767775273895</id><published>2010-03-24T10:54:00.001+02:00</published><updated>2010-03-24T10:54:43.586+02:00</updated><title type='text'>Okumayı Sevmeyi Öğrenmek</title><content type='html'>Ben kitap okumayı ve kitap okumayı sevmeyi yeni yeni öğrenen birisiyim. Ne yazık değil mi? Bence de. Şimdi de sonsuz bir keyif ve mümkün olduğunca hızlıca kitap okuyorum. Bir kitabı okurken aklım hep bir diğerinde. Kaçırdıklarımı düşünmekten odaklanamıyorum bile bazen. Tabi bu konuda hakkını yiyemeyeceğim bir yöneticim var, kendisi benden kitap danışmanlığı için ücret istese yeridir yani. Daha önce hiç onun kadar kitap okumuş ve bu işi boş boş değil de hakkını vererek yapmış biriyle tanışmamıştım sanırım. Yazarları yorumlayabilen, çeviriden yayınevine kadar her konuda bir fikri olan bir kitap kurdu kendisi. Benim anladığım şudur; etrafınızda muhakkak böyle biri olmalı. Sizi yönlendiren birinin olması yolu bulmanızı kolaylaştırıyor kesinlikle. &lt;br /&gt;Gelelim benim hissettiklerime. Evet önceden de kitap okur ve çok keyif alırdım bu konuda hiçbir şey değişmedi ama o zamanlar şöyle olurdu; çok güzel bir kitap okur sonra bir boşluğa düşerdim çünkü sıraya neyi koyacağımı bilemezdim. Ve öylece aylar geçerdi. Kitap okunmamış aylar. Şimdiyse daha tuhaf bir takipçi oldum. Daha çok araştırıyorum. Merak ediyorum hatta istiyorum ki bir yöntem olsun ve kitapları direk beynimize aktarabilelim ama sonra düşünüyorum onları okurken sakin sakin ağzımızda bıraktığı o tat bir çok şeyle değişilmez o yüzden vazgeçiveriyorum o fikirden. &lt;br /&gt;Sonra tuhaf bir şekilde herkesle okudukları şeylerle ilgili sohbet etmek istiyorum. Ya da ben onlara anlatmak bak bunu muhakkak oku ve sonra ne düşündüğünü bir konuşalım demek istiyorum. Ve eğer birileri bir şeyler okumuyorsa onlara hemen başla hemen başla demek istiyorum. Yoo hayır ukalalık gibi değil, kaçırmaması için. Benim gibi sonradan çok pişman olmamamsı için. &lt;br /&gt;Ben pişmanım, bu güne kadar çok az okuduğum ve bu alışkanlığımı geliştirmediğim için çok pişmanım. Artık darısı bizim çocuklarımızın başına. Okumayı sevmelerini diliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-8845820767775273895?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/8845820767775273895/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/03/okumay-sevmeyi-ogrenmek.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8845820767775273895'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8845820767775273895'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/03/okumay-sevmeyi-ogrenmek.html' title='Okumayı Sevmeyi Öğrenmek'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-4565889506393869678</id><published>2010-03-23T16:24:00.001+02:00</published><updated>2010-03-23T16:24:52.299+02:00</updated><title type='text'>Ateşböcekleri</title><content type='html'>Siz hiç ateş böceği gördünüz mü? Görmediniz mi? :) ben çok gördüm hatta şimdi canilik olduğunu düşünsem de çocukluğumda onları şişelere doldururdum hep. Tabi suç ortaklarımla birlikte. &lt;br /&gt;Çok sıradan bir şey gibi sözü geçen ama bence mucizevi olan pek çok şey var sanırım hayatta ya da bana öyle geliyor bazı şeyler. Ateşböcekleri mesela. Tam olarak öyleler yani tam olarak mucizeviler bence:) dalga geçmiyorum bir daha düşünsenize. Uçuşan minik bir böcek. Kara sıradan bir böcek geceleri bir anda ışık saçan bir varlığa dönüşüyor. Yanıp sönen, seni adeta peşinden sürükleyen. Yakala beni, yakalasana diye sana göz kırpan bir mucize. &lt;br /&gt;Çocukluğumda çırçırın başındaki şu kocaman çınar ağacının oralarda peşinden koştuğumuz ateş böcekleri geliyor aklıma. Yaz akşamlarının vazgeçilmez oyunu. Anneler banklarda sohbet ederken biz de böceklerin peşinde helak olurduk. Belki de bizi uyaran birileri vardır bilmiyorum hatırlamıyorum da ama düşünüyorum şimdi ben görsem böcekleri yakalamaya, bir şişenin içine tıkmaya çalışan çocukları uyarmadan edemem sanırım. &lt;br /&gt;Ne güzeldir ya ateş böcekleri keşke tekrar görsem. Neredeler şimdi? Siz görebiliyor musunuz? :(&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-4565889506393869678?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/4565889506393869678/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/03/atesbocekleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/4565889506393869678'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/4565889506393869678'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/03/atesbocekleri.html' title='Ateşböcekleri'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-3434145695032533339</id><published>2010-03-17T17:03:00.000+02:00</published><updated>2010-03-17T17:04:02.638+02:00</updated><title type='text'>Kariyer, mariyer hepsi yalan...</title><content type='html'>Kariyer, iş hayatı, yükselmek, yerinde saymak, kurumsal hayat ya da kendi işini yapmak. Aman tanrım ya. Nereye kadar? Ne için? Para için. Hayatta kalmak için beklide. Ama para için sonuçta. Daha çok para kazanmak ve o paraları daha da rahatça harcamak için çok para istiyoruz. İşin özü bu gibi. Ama sorsanız derdimiz mutlu olmak aslında çok para kazanmak o kadar da önemli değil. Yok ya sanırım yok öyle bir şey. Sonuçta para yoksa gezmek yok, yeni kıyafetler, ayakkabılar, yeni şehirler, ülkeler yok. Yok işte. Ve yoksa da mutluluk yok sanırım. En azından anladığımız tanıdığımız başka bir mutluluk yok. &lt;br /&gt;Çok sıkıldım gerçekten çok sıkıldım. Evet iyi kazanıyorum ve evet belki bir çok insana göre çok az çalışıp kazanıyorum ve bunu sevmemek nankörlük. Evet belki de öyle ama benim bir şeyler yapmam lazım yoksa çatlayacağım. Ama anlamlı bir şeyler yapmak istiyorum bir işe yarayan şeyler olsun istiyorum. &lt;br /&gt;Sanırım iş değiştirmem şart ama ortada bir iş de yok. Ne yapacağımı bilmiyorum? O kadar çıkmazda hissediyorum ki? Bu yolun beni nereye götüreceğini hiç bilmiyorum. Hani şöyle olsa, sevdiğin ve çok yoğun çalıştığın bir işin olsa, iş hayatında sinirlerini bozan şeyler olacaktır elbet ama en azından bir konuda bir şeyler söylemeye hakkın olur. Dersin ki ben bu kadar çalıştım bu kadar emek verdim. Ben bunu istiyorum diyebilir insan. Ama yok işte ben sanki lütfedilmişçesine buradayım. Daha ne istiyorsun diyor baktığım yüzler. Şunu biliyorum ama ben; istediğim bu değil. Bir şey yapmamak, bunun farkında olmak, insanların bunun farkında olması beni mutlu eden şeyler değil. Bu bir dönemdir belki diye düşünmek istiyorum belki diyorum değişir bir şeyler. Belki diyorum önemli atfedilen işler yaparım ben de bir gün ve tamamlarım kendimi en azında o anlamda. Aslında ne komik ben sadece aynı paraya daha çok çalışmak istiyorum :) daha çok öğrenmek. İnsanlar dışarılarda bir şeyler yapıyorlar, deli gibi çalışıyorlar, yoruluyorlar, paralarını hak ediyorlar ve çoğu daha fazlasını hak ediyor. Ne tuhaf.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-3434145695032533339?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/3434145695032533339/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/03/kariyer-mariyer-hepsi-yalan.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/3434145695032533339'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/3434145695032533339'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/03/kariyer-mariyer-hepsi-yalan.html' title='Kariyer, mariyer hepsi yalan...'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-7870798306054336558</id><published>2010-03-15T14:43:00.001+02:00</published><updated>2010-03-15T14:44:56.059+02:00</updated><title type='text'>Kadın Olmak</title><content type='html'>Geçenlerde bir arkadaşla laflıyorduk, bu güzel sohbet esnasında kendisi kadın olmak başka bir şey ya dedi. Kadın olabilmek. Doğuştan gelen, içten gelen bir şey bu dedi. Onun kadın olmaktan kastı; dişi olmak esasında:) ve bu noktada doğru söylüyor aslında. O tuhaf bir şey. Topuklular üzerinde adeta dans edercesine süzülenler, o koca çantaları kollarını askı gibi kullanarak önde tutanlar, göğüslerini bir nimetmişçesine öne çıkaranlar vs. vs. ya gözümüz yok diyeceğim kısmen yalan olacak:P yani gözümüz var aslında ya da gözümüz kayıyor aslında. Alenen dalga geçerken içten içe de “abi aslında çok kibar görünüyor bir de bana bak” diyoruz sanki biz de diğer sınıf kızlar olarak. &lt;br /&gt;Ama ben kadın olmak kısmına başka bir açıdan daha yaklaşacağım sanırım. Öyle bir şey ki bu kadın olmak; zor bir şey özetle. Mesela güzel olacaksınız ama bu o kadar kolay değil. Var sayılım ki doğuştan gelen bir güzelliğiniz var. Yetmez. Bakımlı olacaksınız. Sevmek ya da sevmemekle ilgili değil bu. Bakımlılığın çok ciddi kriterleri var mesela. Manikür, pedikür, makyaj, cilt bakımı, saç bakımı, boya, kılık, kıyafet, kaş, bıyık, bacaklar var da var. Bunları yapmazsanız belli camialara kabulünüz pek mümkün değil. Mesela kadınlar birbirlerinin ellerine bakarlar özenle. Makyaj malzemeleri hakkında konuşurlar. Bilmeniz gerekir onları da. Off bir de parfümler var. O da ciddi bir kültür meselesi kadın camiasında. Sonra kıyafet markaları var bilmeniz gereken. Kısacası bu topluluk öyle kolay kolay kendinizi kabul ettirebileceğiniz bir topluluk değil. Belli kuralları var. Neyse diyelim ki bu kurallara ayak uydurabilen türde bir kadınsınız yine de işiniz bitmez. Mesela şöyle söylemler oluşur. Güzel ama bakımsız olabilirsiniz ya da bakımlı ama pek de güzel değil aslında, o kadar makyajı bana yap bak ne oluyorum (bu genelde ev kadını söylemi). Sonra işiniz ve zekanız sorgulanır, sonra genel kültürünüz. Okuduğunuz okul. Bunlarda da yeterli olmanız önemlidir. Mesela hem güzel hem de başarılıysa bir kadın bu sefer de çok düşmanı olur. Hem de kendi hemcinslerinden yana. Neyse diyelim güzelsiniz dediğim gibi bu defa zekanızdır mevzu bahis olan. “Çok güzel ama çok aptal.” Woowww ne büyük olay. Diyelim ki çok zeki ve başarılı bir kadın var ve o kadar da güzel deil ya da toplumun kabul ettiği güzellik anlayışının biraz dışında güzel. İşte o zaman da o kadının “çirkin” olduğu için başarılı olduğu sonucuna varılır. &lt;br /&gt;Bir başarı kriteri daha vardır. O da edindiğiniz koca. Diyelim ki güzelsiniz kocanız da başarılı, tamamdır. Bu sizi başarılı yapar. Ama burada bir noktaya dikkat çekmek gerekir o da o evlendiğiniz erkeğin başka hiçbir kriterinin bir önemi yoktur. Yakışıklı mı? Değil mi? Zeki mi? Dürüst mü? Paralı ve başarılıysa sorun yok. Ama o paranın ya da başarının hangi yollardan edinildiği bile çok önemli değildir genelde. Mesela o erkeğin bakımlı olması da gerekmez. Makyaj derdi zaten yok. Çantasının bile olması gerekmez. Yanında taşıması muhakkak olan şeyler yoktur çünkü, parfüm, ayna, göz kalemi vs. manikür, pedikür, kaş, ağda problemi de yok. Özel gün ağrıları yok. Ayda 2 gün yatakta kıvranmaz mesela o erkek. İşyerinde de işini iyi yapsın yeter. Ekstra tutunma politikalarına ihtiyacı yoktur ne de olsa. &lt;br /&gt;Erkek olmak diye ayrı bir derdi hiç yoktur mesela. Dişi olmak gibi yani? Seksi olmak. Hem bakımlı, hem zeki, hem güzel, hem hem hem….&lt;br /&gt;Bizim kadınlar olarak yapmamız gereken o kadar çok şey var ki. Kendimizle ilgili şeyleri bir yana bıraksak bile ev var bir kere, işin yanı sıra bir evi de çekip çevirmeniz beklenir sizden, kadınsınız ya. Çocuk yaparsınız onun sorumlulukları yüklenir omuzlarınıza. Bu kısımları henüz pek tecrübe etmedim o yüzden çok girmeyeceğim ama etraftan gördüğüm kadarıyla çalışan kadınlar ev dışı çalışmalarına rağmen evdeki tüm sorumlulukları da çok büyük oranda tek başlarına yüklenmiş durumdalar. &lt;br /&gt;Bunları yapmalı aynı zamanda sekse, kendilerine, sanata, kültüre de zaman ayırmalılar. Dolu dolu kadın olmalılar. Kadın dediğin böyle olur çünkü. Kadı dediğin süper olmalı. &lt;br /&gt;Boş verin ey kadın milleti, siz süper kahramanken onlar hala erkek süper kahraman yaratsınlar boş verin. Boş verin sizden mükemmelin üzerinde bir şey olmanız bekleniyor boş verin. Siz canınız nasıl isterse öyle devam edin yola. Tırnaklarınızı inatla tırnak makasıyla kesin mesela, hiçbir parfüm markasının adını bilmeyin, hacı şakir sabun kokun. Almayın onların sevdiği kıyafetleri. Boyamayın saçınızı. Neyse işte ya da yapın hepsini kısacası keyfinize sorun onlara değil. &lt;br /&gt;Zordur kadın olmak –her anlamda- kıymetini bilin :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-7870798306054336558?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/7870798306054336558/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/03/kadn-olmak.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7870798306054336558'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7870798306054336558'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/03/kadn-olmak.html' title='Kadın Olmak'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-4898761961111131167</id><published>2010-02-25T11:06:00.000+02:00</published><updated>2010-02-25T11:07:33.693+02:00</updated><title type='text'>Bazıları Yalan Söyler</title><content type='html'>Ben yalan söyleyemem ve söyleyebilenlere de hayret ederim çoğu zaman ama şuna gerçekten inanıyorum “yalancının mumu yatsıya kadar…” olmuyor yani bir şekilde fark ediliyor, ortaya çıkıyor. Olduğunu sananlar karşı tarafı kafaladığını sananlar ise büyük bir yalanın içinde çırpınıyorlar esasen. Çünkü şöyle bir gerçek var ki, yalan söyleyemem ama tüm söylenen yalanları sezebilirim. En çok da sezdirmediklerine sananlara gülerim için için. Bu konuda gerçekten iyiyim :) ama belli etmem. Anladığımı hiç mi hiç belli etmem. Demek ki karşı taraf öyle olsun istiyor derim. Susarım. Hiçbir şey demem. Ama bilirim. Hiç kuşkunuz olmasın bilirim. Bu güne kadar bence doğru söylemiyor dediğim ve bilemediğim çok nadir şeyler olmuştur.  Sonra ne olur? Sonra şu olur; bir kere bir insanın bana yalan söylediğini fark ettikten sonra o kişiyi bir yere koyarım ve o orda kalır. Ama şu değil yani o kişiden nefret ederim ya da onu hayatımdan çıkarırım hayır bu değil sadece onu bir yere koyarım işte. Hani bilirim ki o kişi yalan söyler ya da başkasına söylediği yalandan ziyade bana da yalan söyler. Tamam işte budur yani. Yaptığım şey bilmektir. Bilirim, anlarım. İddialıyım. Ama en çok da bu durumun bana oldukça komik geldiğini bilmelerini isterdim :) Komik görünüyorsunuz yalan söyleyen arkadaşlar. Komik :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-4898761961111131167?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/4898761961111131167/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/02/bazlar-yalan-soyler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/4898761961111131167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/4898761961111131167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/02/bazlar-yalan-soyler.html' title='Bazıları Yalan Söyler'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-1253079081366639906</id><published>2010-02-25T11:05:00.001+02:00</published><updated>2010-02-25T11:08:56.615+02:00</updated><title type='text'>Bir Rüya</title><content type='html'>Bir rüya. Sadece bir rüya bile insana ne çok şey anlatabilir ki bana dün anlattı. Çok zor bir geceydi, resmen kabustu. Dün gece rüyam o kadar gerçekti ki sabah hala etkisinden çıkamamıştım. İşyerine geldiğimde gerçekten rüyamıydı yoksa yaşadım mı diye düşündüm defalarca. &lt;br /&gt;Evden uzak bir yerlerdeyim. Sanırım iş için. Eve geliyorum ve sevgilime beni kimle aldattın diyorum? İlginç, sanırım bir yerden duyuyorum. O da biraz kararsız kaldıktan sonra elindeki bir tahtaya –o ne alaka onu hiç bilmiyorum- 3 isim yazıyor. İkisini hiç önemsemiyorum ama 3.sü tanıdığım biri ve deliriyorum. O saatten sonra yaşadıklarımı anlatamam. Nasıl diyorum ya nasıl olur. O anda karşımdaki bambaşka bir adam oluyor gözümde. İğreniyorum, nefret ediyorum. Ve daha önce attığım o palavradan laflar aklıma geliyor. Affedilebilir ya, herkes hata yapabilir. Bir anda hiçbir şey bitemez falan yalan oluyor gözümde. Sanki bir güç bunu anlamam için bana bire bir yaşatıyor. Sürekli ağlamak istiyorum ama ağlamıyorum da. Sadece çok sinirliyim. Arada nefesim tıkanıyor. Bir ara iş yerine geliyorum. Müdürüme ben izin bile almıyorum çıkıyorum belki de istifa edeceğim diyorum ve çıkıp gidiyorum. Salak gibi dolaşıyorum etrafta. Sonra bir ara o geliyor yanıma. Tavrı çok sinir bozucu abartıyorsun der gibi davranıyor. Ama öyle pişman olma durumu falan yok ya da öyle bir davranış yok. Sadece gitsin istiyorum ve işte o an anlıyorum ki bir insan başka bir insanı hiç gözünü kırpmadan öldürebilir. Bunu o kadar net hissettim ki. Bir silah almalıyım diyorum bir yerden silah bulmalıyım. O an elimde olsa öldüreceğim belli. Kendime şaşıyorum uyandığımda. Sonra en son sahnesi gibi filmin şöyle bitiyor kabusum, “mahvettin her şeyi” diyorum, “bütün güzel şeyleri mahvettin, artık eskisi gibi hissetmem mümkün değil sana.” O an bitiyorum sanki. Ölseydi diyorum daha iyiydi. Onu böyle kötü hatırlayacağıma ölseydi diyorum :(&lt;br /&gt;Çok fena, sevdiğin adam için bunları dilemek ama yaşadığım his çok kuvvetliydi. Korktum. Çok korktum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-1253079081366639906?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/1253079081366639906/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/02/bir-ruya.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1253079081366639906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1253079081366639906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/02/bir-ruya.html' title='Bir Rüya'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-5819315097364119263</id><published>2010-02-19T14:03:00.001+02:00</published><updated>2010-02-19T14:05:26.197+02:00</updated><title type='text'>Bütünün Bir Parçası</title><content type='html'>Çok güzel bir kitaptı. Kitabı anlatmak istiyorum ama hangi cümlelerle anlatabileceğimi bilmiyorum. &lt;br /&gt;Dışlanmışlık, asosyallik, topluma karşı olmak ya da toplumun genellemelerine karşı olmak. Sevgiye de bir nevi karşı olmak ama sonunda anlamak sevgiyi de. Kıskanmak, haksızlığa uğradığını düşünmek. Hastalıklı bir hayat. Hastalıktan kasıt hem fiziksel hem ruhsal bir hastalık. Çocukluktan itibaren var olan bir hastalık durumu. Bu hastalıklı hayatın ortasında bir çocuk sahibi olmak. Oradan oraya zıplayan bir kitap. 700 sayfanın içinde sanki 5 kitap okumuş gibi hissediyorum kendimi. Güzeldi ama. Keyifli ve bir çırpıda okunabilen bir kitaptı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-5819315097364119263?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/5819315097364119263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/02/butunun-bir-parcas.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/5819315097364119263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/5819315097364119263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/02/butunun-bir-parcas.html' title='Bütünün Bir Parçası'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-5477569782382544853</id><published>2010-02-18T09:08:00.000+02:00</published><updated>2010-02-18T09:09:17.589+02:00</updated><title type='text'>Pamuk Annem</title><content type='html'>Annem onu tanıdığımdan beri ilk defa çok güzel kokuyor. Daha doğrusu o iğrenç kokudan kokmuyor. Sigara. Annem sigarayı bıraktı ve dün onu öptüğümde aldığım koku mükemmeldi. Cildi değişmiş, pamuk gibi olmuş. Ağzından gelen o iğrenç koku yok artık. Bütün vücuduna sinmiş olan o iğrenç koku yok. Bu kadar güzel olabileceğini düşünmemiştim. Annem o kadar çok o kokuyla bütünleşmişti ki artık o öyle sanıyordum. Ama şimdi pamuk olmuş :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-5477569782382544853?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/5477569782382544853/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/02/pamuk-annem.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/5477569782382544853'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/5477569782382544853'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/02/pamuk-annem.html' title='Pamuk Annem'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-4172556833357735376</id><published>2010-02-16T10:50:00.000+02:00</published><updated>2010-02-16T10:51:12.813+02:00</updated><title type='text'>Güvenmek</title><content type='html'>Güven, güvenmek nasıl bir şey? Neden güveniyoruz insanlara? Sinirliyim bugün. İçimdeki siniri atamıyorum. Birini seviyorsun sonrasında doğal olarak güven geliyor. Güvenmeden, sevmeden yaşayabilir miyiz? Bilmiyorum ama kimse göründüğü gibi değil onu biliyorum. &lt;br /&gt;İnsanlar bazı şeylere nasıl cesaret edebiliyorlar ben gerçekten anlayamıyorum. Aklım yetmiyor. İnsanın özeli vardır mesela. İki kişi bir şey konuşur ve o iki kişiye özeldir bu. Bir üçüncü dahil olamaz. O iki kişinin haberi ve onayı yokken hiçbir şekilde dahil olamaz. &lt;br /&gt;İster annen, ister can ciğer dostun, ister eşin, ister sevgilin, ister çocuğun olsun, olmaz. Olmaz ya dahil olamazsın. Olursan hırsızlık yapmış olursun. Benim duygularımın hırsızlığını yapmış olursun. &lt;br /&gt;Bana ayıp etmiş olursun. Güvenime yazık etmiş olursun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-4172556833357735376?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/4172556833357735376/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/02/guvenmek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/4172556833357735376'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/4172556833357735376'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/02/guvenmek.html' title='Güvenmek'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-2216134626244934971</id><published>2010-02-02T16:30:00.001+02:00</published><updated>2010-02-02T16:30:49.619+02:00</updated><title type='text'>Gökdelenler</title><content type='html'>Şehrin uzunları da diyebiliriz onlara. Uzun boylarıyla sıyrılıverirler karmaşanın içinden göklere. O heybetlerine rağmen sessiz ve dingindirler sislerin içindeki başlarıyla. Yüzlerce ses, nefes barındırırlar içlerinde. Kimi zaman nefessiz bırakırlar içinde barınanları. Gerçek dünyaya kapalı bir atmosfer yaratırlar. Dışa açılacak bir pencereleri bile yokken içe açılanlarda neler vardır? Neler yaşanır? &lt;br /&gt;İçerdekiler ve dışarıdakiler. İçerdekileri gizler gökdelenler. Dışarıdakileri dikizlerken. Onlara kapılarını açmaz, istemezse. Bırakmaz içerdekileri dışarıya. &lt;br /&gt;Güneş batarken kışları gökdelenler ışıldamaya başlar kibirle. İçerdekiler terk ederken bir bir içeriyi, uzunlar yalnızlığı yaşar karanlıkta kalarak. Ama öyledir ki yalnızlıktan doğan kibirleri, karanlıkta da hep aydınlıktır bir yanları. &lt;br /&gt;Sen gökdelen de olsan sevmez birileri seni. Sen büyük de olsan sevmez birileri seni. Büyüklük, mevkii ya da para değildir sevdiren seni. Büyüksen kork asıl kendinden, sana yüklenen büyüklüklerden kork. Çünkü o zaman yalandır etrafındakilerin sevgileri, ilgileri ya da her neyse.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-2216134626244934971?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/2216134626244934971/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/02/gokdelenler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/2216134626244934971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/2216134626244934971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/02/gokdelenler.html' title='Gökdelenler'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-2034082829597274904</id><published>2010-01-29T15:18:00.003+02:00</published><updated>2010-01-29T16:19:23.137+02:00</updated><title type='text'>Okuduklarım, izlediklerim nereye gittiniz?</title><content type='html'>Bazen önceden okuduğum bir kitabı düşünüyorum ya da izlediğim bir filmi. Sonra bazılarını hatırlayamadığımı fark ediyorum. Acaba diyorum dikkatli mi izlemedim ya da iyi okumadım mı? Bilmem belki de. Sonra şunu farkediyorum bir de. Şimdi diyorum okusam o kitabı eminim başka şeyler düşünürüm. Başka şeyler hissederim. Ya da diyorum şimdi gitsem o filme acaba nasıl olur.&lt;br /&gt;Aslında sanırım biraz şununla ilgili; öğrendiğin her şey, tanıştığın her yeni insan, ve tabi okuduğun her yeni kitap ya da izlediğin her yeni film yeni bir şey katıyor. Bunlarda başka biri olmanı sağlıyor. Ve sen başka biri olmuşken izlediğin filmlerden ve okuduğun kitaplardan tabiki başka bir anlam çıkarmaya başka bir tad almaya başlıyorsun.&lt;br /&gt;Sanırım durum bu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-2034082829597274904?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/2034082829597274904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/okuduklarm-izlediklerim-nereye-gittiniz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/2034082829597274904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/2034082829597274904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/okuduklarm-izlediklerim-nereye-gittiniz.html' title='Okuduklarım, izlediklerim nereye gittiniz?'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-1620349216034415311</id><published>2010-01-27T12:49:00.002+02:00</published><updated>2010-01-27T13:12:48.986+02:00</updated><title type='text'>Üzgünüm biraz</title><content type='html'>Böyle hani bir şeyleri değiştirmek istersin ya ama elin yetmez. Düzelsin istersin. Herkes böyle mutlu el ele kırlarda koşsun oynasın falan:) Tamam saçmaladım. &lt;br /&gt;Ama gerçekten şu ara beni fena halde üzen bir durum var. Böyle hani istiyorum ki elim yetsin. İstiyorum ki iki kafayı alıp birbirine vurabileyim ve kendinize gelin diyebileyim. Bu böyle bu da böyle diye anlatabileyim. Bazı özelliklerini değiştirebileyim.&lt;br /&gt;Ama olmuyor işte. Bir türlü olmuyor.&lt;br /&gt;Biliyorum çünkü o köşeye sıkışmışlık hissini. Biliyorum nasıl bir acı olduğunu. Sarılmak istemeyi ama onun artık bir yabancı olduğu fikrinin nasıl ağır geldiğini biliyorum. &lt;br /&gt;Unuttum sanıyordum bu hisleri ama unutmamışım. O hisleri hatırladım en baştan. Gözlerinde gördüm arkadaşımın. Ama yapacak bir şey yok demenin ne zor olduğunu biliyorum. Kabullenmenin ağırlığını. Ama hayat bu işte...Bizi biz yapan bunlar malesef.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-1620349216034415311?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/1620349216034415311/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/uzgunum-biraz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1620349216034415311'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1620349216034415311'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/uzgunum-biraz.html' title='Üzgünüm biraz'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-4767879168060445937</id><published>2010-01-26T10:49:00.000+02:00</published><updated>2010-01-26T10:50:11.727+02:00</updated><title type='text'>YÜZLER</title><content type='html'>Dünya üzerinde nasıl bu kadar farklı yüz olabilir. Nasıl bir ressamdır ki yüzleri yaratan böyle bir şaheseri ortaya çıkarabilmiştir. Sadece kendi çevremizi bile düşünsek her biri birbirinden farklı yüzlercesi var. Ve dünya…ırklar, renkler, büyük burunlular, küçük yüzlüler, boynu olmayan insanlar, gözleri çökük ya da patlak olanlar…ve bunların binlercesi, bunların minyonlarca versiyonu. Aman tanrım!&lt;br /&gt;Bir yazı okuyordum ve bu konuyla ilgili yazmak istedim. &lt;br /&gt;Yüzlerle ilgili. &lt;br /&gt;Yüzümüz mesela. Kendi yüzümüz. En tandık belki de en yabancı olduğumuz. &lt;br /&gt;Düşününce belki de en az gördüğümüz yüzlerden biridir kendi yüzümüz. Aynayla çok da haşır neşir olmayanlardansanız hele yüzünüz sizin midir yoksa ona sizden çok bakanların mı? Muamma. &lt;br /&gt;Kendimize yabancı olmak da bunun içinden mi geçer acaba?&lt;br /&gt;İlk paragrafta bahsettiğim konuyla ilgili şöyle bir şey geçiverdi aklımdan. Milyonlarca yıldır dünya üzerinde sayısız uygarlık oluşmuş ve tabi sayısız insan yaşamıştır. Sayısız yüz. Yüzler. Bu yüzlerin şimdi tekrar var olduğunu düşündüm. Tekrar aynı yüzlerle karşı karşıya olduğumuzu. Ruhları farklı ama aynı yüzler. Ya da ruhları da aynı ama sadece unutmuş yüzler ve tabi ruhlar. Geçmişi unutmuş yüzler ve de ruhlar. Ne tuhaf! Mesela bir Hitit kızıydım belki bir zamanlar ya da Fransız bir şair. Neden olmasın? :)&lt;br /&gt;Siz kimdiniz acaba? :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-4767879168060445937?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/4767879168060445937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/yuzler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/4767879168060445937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/4767879168060445937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/yuzler.html' title='YÜZLER'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-7311732029036113746</id><published>2010-01-19T19:39:00.001+02:00</published><updated>2010-01-19T19:44:02.504+02:00</updated><title type='text'>Haksızlık_Hrant Dink</title><content type='html'>Hiç birimizin ertesi gün evinde uyuyacağı garanti değilken neden kavga edip dururuz bir birimizle? Eşimizle, annemizle, sevgilimizle…Belki de bu gece onları son görüşümüz olabilecekken, neden? &lt;br /&gt;Nedir engel olamadığımız duygunun adı?&lt;br /&gt;Hırs? &lt;br /&gt;Kıskançlık? &lt;br /&gt;Nefret? &lt;br /&gt;Dünyada onca acı, onca haksızlık, onca boş yere ölmüş, öldürülmüş insan varken biz nelerle cebelleşiyoruz? Bir dursak bir düşünsek. Biraz kendi dünyamızın dışına çıksak. Mesela bugün 19 Ocak. Bundan 3 yıl önce İstanbul’un orta yerinde birinin hayat arkadaşı, kendi deyimiyle vücudunun diğer yarısı, birilerinin canı, babası, birilerinin abisi, birilerinin can dostu öldürüldü. &lt;br /&gt;Onu muhtemelen neyi neden yaptığının bile farkında olmayan birilerinin oğlu, birilerinin kardeşi, birilerinin canı öldürdü. Neden? Nedeni üzerine açın bakın bugünkü tüm gazetelerde onlarca tahmin ve iddia var ama ben bu kısmından ziyade nasılındayım. Nasıl olabilir diyorum kendi kendime. Bir insan neleri işiterek görerek büyümüş ola ki şahsen tanımadığı, muhtemel yazılarını bile okumadığı birine böyle bir nefret besleyerek yolun ortasında o kişinin canını almayı kendine hak görebilsin. Birilerinin canını, sevdiğini, babasını hayatından etmeye cesaret edebilsin. Nasıl bir şeydir bu? Nasıl bir algıdır? &lt;br /&gt;Peki ya diğer taraftan insan bu haksızlığı nasıl hazmeder? Onun eşi, oğlu, kızı, dostu olarak istemez mi aynısını yaşatmayı. Aynı acıyı hissettirmeyi. İntikam dedikleri o kuvvetli duyguyu hissetmez mi insan? Nasıl dizginler kendini? Nasıl durur durduğu yerde? 3 yıl geçmesine rağmen hala devam eden bir mahkemenin varlığını nasıl sindirir insan? Çok zordur eminim. &lt;br /&gt;Bu acı insanı katil eder. O adamların sırıtan yüzünü görmek insanı kanser eder. Hiç tanımam kendilerini ama bana bu ailenin saygıyla dim dik durmaya çalışan halleri bile çok asil geliyor. Helal olsun demek istiyorum en kaba tabiriyle. &lt;br /&gt;Benim buradaki derdim Ermenilik, Kürtlük ya da Türklükle ilgili değil. Benim buradaki derdim insanla, insanlıkla ilgili. Zaten temelinde Hrant Dink’in de –okuduğum kadarıyla- söylemek istedikleri genelde insan olmakla ilgiliymiş. İnsan olabilmekle. Politikaları askıya alabilmek, kardeş olduğumuzun farkına varabilmekle ilgili. İstesek de istemesek de ayrılamayacağımızı anlamakla ilgili. Zenginleşmemizin tek yolunun affetmekle ve yola deva edebilmekle ilgili olduğunun farkına varabilmekle ilgili. &lt;br /&gt;Daha fazla affedilemeyecek hareket yapmamakla ilgili. Ama ben bir şey yapmıyorum ki ben kendi halimde yaşıyorum dememekle ilgili. Birileri gelip yolun ortasında birilerinin canını almayı kendine hak görebiliyorsa bunun sorgulanacak bir tarafı kalmamış demektir. Her ne olursanız olun ister milliyetçi, ister soykırım yanlısı, ister komünist, ister feminist, ister hümanist, bu ülkede yaşıyorsanız bu ülkede yaşayacaksanız farkına varmalısınız artık bir şeylerin. Artık bu ülkede bir şeylerin değiştirilmek zorunda olduğunun farkına varmalısınız. Durup düşünmeli ve destek olmalısınız. Olmalıyız. &lt;br /&gt;Çünkü böyle giderse bir gün ne olursanız olun, kim olursanız olun sizin de babanız o kaldırımda üzerinde gazetelerle uzanıyor olabilir. Bence korkun bence korkun ve farkına varın. Yaşama özgürlüğümüzün olmadığının farkına varın. Birinin sırf düşünceleri, fikirleri birilerinin hoşuna gitmiyor diye keyfice öldürülebildiği bir ülkede ne kadar tehlikede olabileceğinizi bir düşünün. Çocuklarınızı, sevdiklerinizi, geleceği bir düşünün. Düşündüyseniz de durun ve bir daha düşünün. &lt;br /&gt;Kabul edin, affedin. Yeniden başlamaya cesaret edin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-7311732029036113746?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/7311732029036113746/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/baslksz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7311732029036113746'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7311732029036113746'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/baslksz.html' title='Haksızlık_Hrant Dink'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-1008788521975010179</id><published>2010-01-18T21:26:00.000+02:00</published><updated>2010-01-18T21:27:38.380+02:00</updated><title type='text'>Sebepsiz Ağlama Krizleri</title><content type='html'>Bazen hiç bir sebep yokken içinden ağlamak gelir insanın. Gelmez mi? Gelir. Surat asmak gelir. Dünya üzerine üzerine geliyordur. Nedendir bilinmez. Dünya neden seni seçmiştir üzerine gelmek için bilemezsin. Neden her şey çok iyidir onu bile bilmezsin. Neden her şey çok iyi olduğu halde için dopdolu olur zaman zaman? &lt;br /&gt;Hormonlar…belki de. Belki de tek sebebi kadın olmak ve hormonlardır. O zaman sevgili hemcinslerim nedir bu hormonlarımızın bize çektirdikleri? &lt;br /&gt;Buna rağmen var mıdır kadın olmaktan bu sebeple vazgeçmek isteyen. Pek sanmam. :) Belki fazla kendini beğenmişlik ya da daha doğrusu cinsini beğenmişlik gibi gelecek ama “çok güzeldir kadın olmak”. O ayrıcalığın farkına varmak güzeldir. &lt;br /&gt;Ancak kadınsanız ya da kadın olabilirseniz anlarsınız, kadın gibi hissetmenin ne olduğunu ve kadınların ne istediğini. &lt;br /&gt;Neyse sözün özü bana ara ara öyle ağlama krizleri gelir. Sebepli sebepsiz. Bazen sebepli bazen sebepsiz. Neden ağladığını bilmeden ağlamak çok tuhaftır. İçin sıkılır, daralırsın. Bir yerden hır çıksa da ağlasam diye yer ararsın ama çıkmazsa da koy verirsin kendini ve ağlarsın bağıra bağıra bazen. &lt;br /&gt;Tuhaftır ya da değil.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-1008788521975010179?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/1008788521975010179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/sebepsiz-aglama-krizleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1008788521975010179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1008788521975010179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/sebepsiz-aglama-krizleri.html' title='Sebepsiz Ağlama Krizleri'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-5663229033891111221</id><published>2010-01-18T21:25:00.000+02:00</published><updated>2010-01-18T21:26:50.813+02:00</updated><title type='text'>Kendini Yetersiz Hissetmek</title><content type='html'>Kendini yetersiz hissetmek acaba bizim toplumumuzdaki insanlarda daha yoğun hissedilen bir şey midir diye düşünüyorum bir süredir. Yani bizim buralar mı insanı böyle yapar? Bizim buraların havası suyumu yaramaz gençlere? :) Ne dersiniz? &lt;br /&gt;Kendimi düşünüyorum, yakın arkadaşlarımı düşünüyorum ve bakıyorum ki hiç birimiz bugüne kadar el yordamıyla yaptığımız şeyleri yeterli bulmuyoruz. Ve mutlu olamıyoruz. Çünkü aklımızın bir tarafında hep aslında şunu da yapabilirdim ya da bunu deneseydim ne olurdu soruları var. &lt;br /&gt;Yurt dışına gitseydim, gidebilseydim…başka bir bölümde okusaydım, okuyabilseydim…kendimi bilmem ne kursuna gidip daha fazla geliştirebilseydim…gibi gibi bir sürü şey. &lt;br /&gt;Bunlar neden olmadı, olabilir miydi bilmiyorum. Belki biz hiç cesur değilizdir kim bilir? Ama şunu biliyorum insanın kendini yetersiz hissetmesi kötü, fena halde kötü bir his. &lt;br /&gt;Mesela yüksek lisans yapabilmek sadece başarıyla ilgili bir şey! Öyle mi? Bence hiç de öyle değil. Vereceğiniz harçtan, girmeniz gereken sınavların parasına kadar her şeye ayırabileceğiniz bir bütçenizin olması lazım. Ha tabi bu yeterli değil bir zamanınızın olması lazım. Akşam programları için ise normalden iki kat fazla bütçeniz olmalı :) Nasıl, her şey sadece başarıyla ilgiliymiş değil mi? Ahhh bizde ne başarısız insanlarmışız? &lt;br /&gt;Mesela yıllardır güya okullarımızda İngilizce eğitimi alıyoruz ve sonra ne oluyor, mesele iki laf etmeye gelince tıkanıp kalıyoruz. “Ahh abi aslında her söylediklerini anlıyorum” falan diyoruz:)&lt;br /&gt;Demek ki ne olmuş? &lt;br /&gt;Olmamış. &lt;br /&gt;Sonra kendini ye dur.&lt;br /&gt;Ne fena.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-5663229033891111221?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/5663229033891111221/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/kendini-yetersiz-hissetmek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/5663229033891111221'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/5663229033891111221'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/kendini-yetersiz-hissetmek.html' title='Kendini Yetersiz Hissetmek'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-9162238285856501163</id><published>2010-01-08T16:51:00.004+02:00</published><updated>2010-01-08T17:05:22.301+02:00</updated><title type='text'>İşsiz Kalma Korkusu_Tutuşma Hali</title><content type='html'>Korkuyorum. Kelimenin tam anlamıyla hissettiğim şey bu. Korku. İşsiz kalma korkusu. Şu an için böyle bir ihtimal var. Tüm ilanlara bakıyorum ama ben zaten internetten iş bulunabileceğine inanmıyorum ki artık. :(&lt;br /&gt;Peki ne olacak? Çıkarılırsam ne yapacağım? Nasıl geçineceğiz? Hayat kaygısı dedikleri şey tam olarak buymuş sanırım. İnsanın elinin kolunun bağlı olması buymuş. Nolcak ya yaparız bişeyler diyememek buymuş. &lt;br /&gt;Hayır yani yapıcak bir şey yok. Eğer eve her ay bir nakit girmezse hayatta kalmamız mümkün değil. &lt;br /&gt;Hiç bir güvencen olmadan öylece bekliyorsun, ne tuhaf! Ne yapacağımı bilmeden. Sonumun nereye varacağını bilmeden. &lt;br /&gt;Yukardaki ablalara, abilere nolur yapmayın beni işten çıkarırsanız çok kötü olur. Nasıl yaşıyacağız, kirayı nasıl ödeyeceğiz? Tam her şey güzel olacak derken...gibi gibi sözler mi söylemek lazım acaba? &lt;br /&gt;Birilerini işten çıkarmak kolay bir şey mi? Çoluğu çocuğu olan bir sürü insan çıkarıldı bugüne kadar gözümüzün önünde. Nasıl ya? Nasıl olacak bu işler? Nasıl toparlanacak?&lt;br /&gt;Halbuki biz daha yeni başlamıştık yaşamaya. Hadi bakalım artık bir şeyler daha güzel olacak diye heveslenmiştik. Hep kodamanlar mı kazanır ya? Biz ne olacağız? &lt;br /&gt;Neden üst düzey birileri işten çıkarılırken bu o kadar kolay olmuyor da, zavallı alt düzey çalışanlar bir çırpıda gönderiliveriyor? Mutfak görevlileri, şoförler vs. o adamın üç kuruşuyla şirket nasıl bir çıkar sağlıyor olabilir?&lt;br /&gt;Gerçekten bunun korkusu bile çok zor ki yaşamayı hiç istemem. &lt;br /&gt;Medet...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-9162238285856501163?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/9162238285856501163/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/issiz-kalma-korkusututusma-hali.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/9162238285856501163'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/9162238285856501163'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/issiz-kalma-korkusututusma-hali.html' title='İşsiz Kalma Korkusu_Tutuşma Hali'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-5259558622506511463</id><published>2010-01-05T15:04:00.003+02:00</published><updated>2010-01-05T15:09:57.430+02:00</updated><title type='text'>2010'da da yazmak</title><content type='html'>2010’da da yazacak bir şeyler bulur muyuz? Bence buluruz :) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazacak bir şeyler bulmak. Yazmak, ne güzel. Köşe yazarı olmak. Ama hangi köşe, ne köşesi? Yaz köşesi, kış köşesi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazete köşesi, blog köşesi, defter köşesi ya da not defterinin kıyısı, köşesi :) &lt;br /&gt;yazmak işte, kıyıya ya da köşeye farketmez, bir yerlere yazmak sadece :) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu yıllar, mutlu yazılar :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-5259558622506511463?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/5259558622506511463/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/2010da-da-yazmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/5259558622506511463'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/5259558622506511463'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/2010da-da-yazmak.html' title='2010&apos;da da yazmak'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-765660441400649328</id><published>2010-01-05T14:55:00.000+02:00</published><updated>2010-01-05T14:57:17.527+02:00</updated><title type='text'>Kıskandım</title><content type='html'>Dün klasik bir holywood filmi izledik. “Marley and me”. İşte öle bir film ama asıl mevzu o filmin insanda uyandırdığı kıskançlık hissi. Gerçekten çok sinir bozucu ya. Genç ve evli bir çiftimiz var. İkisi de gazeteci. Mükemmel bir evde yaşıyorlar. En küçük evleri bile bahçeli falan süper. Bir köpekleri var ve filmin sonuna kadar 3 çocukları oluyor. Ve işin tuhaf tarafı tüm şartlarına rağmen aslında bunun hiç de kolay bir hayat olmadığı fikri var. Yani sizinki de kolay değilse biz ölelim madem. &lt;br /&gt;İş saatleri gayet esnek. Kadın 2.çocuğu olacağını öğrendiğinde işi bırakabiliyor mesela. Ohh ne ala. &lt;br /&gt;Ya bir de bizim hiçbir zaman öyle evlerimiz ve öyle bir hayatımız olmayacak ya. Ama mevzu oradaki lüks değil, gerçekten. Mevzuu bahçeli bir eve sahip olabilmenin burada nasıl bir lüks olduğu. &lt;br /&gt;Tabi bir yandan da izlerken bir köpeğe sahip olmanın nasıl bir zorluk olduğunu da daha çok anlıyor insan. Hiç kolay bir şey değil ya. Hayatını ona göre organize etmen lazım. Uff yani bence çok zor. Ben kendi hayatımda daha kendime yeterli yeri açamıyorum. Kaldı ki köpekle o derece ilgilenicem falan. Uff çok zor iş ya. He ama güzel mi, güzel. Mesela dün filmin sonunda köpek öldü ben de başladım ağlamaya.  Çok üzücüydü ama.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-765660441400649328?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/765660441400649328/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/kskandm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/765660441400649328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/765660441400649328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/kskandm.html' title='Kıskandım'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-1180701918401716296</id><published>2010-01-05T14:54:00.001+02:00</published><updated>2010-01-05T15:02:18.049+02:00</updated><title type='text'>Parmaklarımı çıtlatmamın cazibesi</title><content type='html'>Vücudunla ilgili özgürce yapamadığın şeyler vardır. Ne zordur!&lt;br /&gt;Mesela belin rahatsızdır eğilemez, kalkamazsın. Şişman olduğunu düşünüyorsundur rahatça yemek yiyemezsin ya da şeker hastasısındır yine istediğini yiyemezsin. &lt;br /&gt;Mesela ben şimdi parmaklarımı çıtlatmamak için büyük çaba harcıyorum. Çünkü çıtlatınca ağrıyorlar çok, ama içimde engel olamayacağım bir çıtlatma isteği oluyor. Aklım sürekli parmaklarımda. Bazen unutuyorum bazen de amannn nolcak ya bir şey olmaz diyerek çıtlatıveriyorum ama sonrası hiç hoş olmuyor . &lt;br /&gt;Bir de soğan yemeyi çok severim ben. Salatada ya da yeşil mercimek yemeğinin yanında. Offf ne de güzel olur kuru soğan. Ama sonra yediğim tüm o soğanlar midemi oldukça kötü şekilde yakarlar. &lt;br /&gt;Yani evet kötü bir şey yapıyorum ama bu anlattıklarıma ulaşmak için içimde hissettiğim güç çok daha çekici. Evet sonucun kötü olacağını biliyorum ama onu yapmamak için de kendimi tutamıyorum ya da tutmuyorum diyelim. &lt;br /&gt;Bunlar küçük şeyler peki ya diğerleri. İnsanın hayatında kendini engelleyemediği ama sonucunun aslında kötü olacağını bildiği şeyler. Ve o şeylere koşarak gitme durumu! &lt;br /&gt;Mesela sigaranın üzerinde yazan uyarıları bir dakika olsun düşünüyor mudur o paketi alan kişi? Ya da sevgilisini aldatmak üzere olan erkek ya da kadın o anki cazibeyi görmezden gelebilir mi? Bunu başarabilir mi? &lt;br /&gt;Ya da bunu görmek ister mi? &lt;br /&gt;Bir gecelik ilişkileri yaşayanlar zaten bilmez mi yarın o adamın yanında olmayacağını ya da zaten umurunda mıdır acaba olup olmayacağı? &lt;br /&gt;Ben bağlanmayı seviyorum. Bana ilkel gelmiyor. Sıcak geliyor, insan geliyor. Ben aynı adamı deli gibi özlemeyi biliyorum sadece ve onu yapıyorum. &lt;br /&gt;Ondan ayrılırsam bir gün, o, ya da ben ayrılırsak, onun için yas tutmayı biliyorum. Başkasını sevememeyi, başkasının elini tutmayı bile düşünememeyi biliyorum. Bunlar yaşadıklarım ama doğru olanlar anlamına gelmez bunlar. Ben böyle yaşıyorum. Sakin, durgun. Ama huzurlu. Doygun. Rahat. &lt;br /&gt;Tıpkı ellerimi çıtlatmamın beni hasta edeceğini bilmeme rağmen bunu yaptığım gibi bazıları da canının acıyacağını bile bile yaşıyorlar sanki hayatı. Bu insan olmaktır belki de kim bilir. Canın yanmadan anlayamazsın belki de yaşadığını. Kendini gerçekleştirmektir. &lt;br /&gt;Ama özetle diyeceğim şudur; yaşıyorsan göze alacaksın acı çekmeyi de. Eğer bir karar veriyorsan sonuna kadar arkasında olacaksın madem.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-1180701918401716296?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/1180701918401716296/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/ozgurce-yapamadgn-seyler-hep-vardr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1180701918401716296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1180701918401716296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2010/01/ozgurce-yapamadgn-seyler-hep-vardr.html' title='Parmaklarımı çıtlatmamın cazibesi'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-3797923541426506970</id><published>2009-12-22T20:50:00.001+02:00</published><updated>2009-12-22T20:52:08.012+02:00</updated><title type='text'>Üşümek ve Üşümeyenler</title><content type='html'>Kış. Soğuk hava, yağmur, don. Donmak ve ben. Aynen öyle.&lt;br /&gt;Kış gelince ben hep üşürüm. Aslında ben yazın bile üşüyebilenlerdenim. Düşünün artık &lt;br /&gt;Yani evet belki biraz fazla üşüyor olabilirim ama burada yazmak istediklerim hiç üşümeyen insan topluluğu. Bu konuya değinmek istiyordum, ofiste de konu açılınca tamam dedim tek değilim. Benim kadar üşümeyen yöneticim bile üşümeyen insanlardan konu açınca tamam dedim bunu yazayım ben.&lt;br /&gt;Kendimi bildim bileli üşürüm ben. Kimisi kansızlıktan der, gider test yaptırırım bir şey çıkmaz. Kimisi az yemekten der, denerim çok yediğimde de üşürüm. Kimisi psikolojik der onu hele hiç anlamam. Kısacası soğuk havalar benim için kabus. Hele hem soğuk hem yağmur varsa oooo çıkarmayın beni sokağa mümkünse. &lt;br /&gt;Buna rağmen koskoca 5 yılımı soğuk havasıyla meşhur, buz gibi Eskişehir’de geçirdim ben. Nasıl mı? Şöyle; bir kere lahana gibi giyinirdim. Atlet, tşört, ince swit, hırka gibi. Sonra dışarı çıkarken kalın kabanım, onun içinden tüm boynumu ve yüzüm kapatan atkım, berem ve tabiî ki ultra kalın eldivenlerim. Dışarıda beni görenler yüzümden değil –çükü yüzüm görünmezdi- kıyafetlerimden tanırdı. &lt;br /&gt;Bu durum hiç değişmedi. Yani şunu demek istiyorum ben lisedeyken de böyleydim. Yani hani o dönemler en çok beğenilmek istenilen dönemlerdir ya işte benim için o zaman bile üşümemek hep daha önemli oldu. Nasıl göründüğüm değil nasıl üşümediğim önemliydi. &lt;br /&gt;İşte doğal olarak etrafımdaki üşümeyen insanlar benim için bir muammaydı hep. Onları algılamam o kadar zordu ki yani hala çok zor. Nasıl oluyor da benim soğukta kalan tek yerim olan gözlerim bile için için üşürken o insanlar incecik bir montla, hatta göbeği açık kıyafetlerle bile gezebiliyorlar? Hem de atletsiz İşte sayın okurlar benim gibi üşüyen bir insanın bunu anlaması inanın çok zor. &lt;br /&gt;Geçen gün öyle çok da üşümeyen bir &lt;a href="http://buzlu-badem.blogspot.com/"&gt;arkadaş&lt;/a&gt; durumu şu cümleyle özetledi: “Allah Allah senin kadar üşümüyor olmak suç mu ya?” dedi ve evet benim jeton birazcık düşer gibi oldu. Doğru onlar öyle demek ki ama neden ben değilim. Bu duygunun adı aslında tam olarak kıskançlık sanırım. &lt;br /&gt;Neden onlar üşümüyor da ben deli gibi üşüyorum?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-3797923541426506970?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/3797923541426506970/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/12/usumek-ve-usumeyenler.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/3797923541426506970'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/3797923541426506970'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/12/usumek-ve-usumeyenler.html' title='Üşümek ve Üşümeyenler'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-1772673543904570324</id><published>2009-12-22T20:49:00.000+02:00</published><updated>2009-12-22T20:50:00.110+02:00</updated><title type='text'>Bazıları hikayeleri çok sever</title><content type='html'>Bazıları hikayeleri çok sever. Öyle sever ki kendinin de bir hikayesi olsun ister. Öyle ister ki bu hayatının yegane amacı oluverir. Bir hikaye edinebilmek için çabalar, çırpınır durur. &lt;br /&gt;Kimisi bir peri masalı ister. Ben seveyim, o aşkımdan ölsün, dağlara vursun kendini Ferhat misali. O kadar sevileyim ki gözlerim görmez olsun. Olsun olmasına da o görmezlik gerçek hayata da yansıyıverir. O istenen hikayeler hiç de istendiği gibi olmaz. &lt;br /&gt;Çocuklarıma anlatayım diye yaşanmaz çünkü hayat. Sen yaşarsın olay kendiliğinden örülüverir. Sen yaşarsın acılar hop seni ele geçirir. Sen yaşarsın bir bakmışsın ummadığın bir aşk seni buluvermiş. &lt;br /&gt;Kimisi kahramanları öyle sever ki onlar gibi olabilmek için, onlar gibi görünebilmek için çabalar durur. Ama olmaz…olmaz işte. Siz özendiğiniz gibi olmazsınız, olamazsınız. Yapay durur olmaz. Sadece siz olursanız, içinizden geldiği gibi olursanız belki o zaman bir kahramana benzetilirsiniz. Ama bunu da yine siz değil başkaları söyler ya da öyle olmalıdır. &lt;br /&gt;Ah bir farkına varabilseniz, ah bir anlayıp da sadece yaşasanız, ne güzel olacak…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-1772673543904570324?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/1772673543904570324/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/12/bazlar-hikayeleri-cok-sever.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1772673543904570324'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1772673543904570324'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/12/bazlar-hikayeleri-cok-sever.html' title='Bazıları hikayeleri çok sever'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-392557349002203539</id><published>2009-12-16T12:44:00.001+02:00</published><updated>2009-12-16T12:44:49.583+02:00</updated><title type='text'>Artık Hiçbir Şey Öğrencilikteki Gibi Olamayacak</title><content type='html'>Dün servisle eve dönüyorum. Camdan bakınıyorum tabi bir yandan. Bir baktım camın arkasında iki arkadaş telaşsızca yürüyorlar. Kılık kıyafetlerinden belli muhtemelen üniversiteliler. Aman tanrım o anda beynimde daha önce de defalarca olduğu gibi bir şimşek çakıverdi, bir daha hayatım hiçbir zaman üniversitede ki gibi olmayacak, olamayacak. Offf..işte bu çok fena içime oturdu. Bunun nasıl bir his olduğunu mezun olalı birkaç yıl olmuş olan herkes çok iyi bilir. &lt;br /&gt;İş hayatını dedikleri şeyi hiç sevmezsiniz. Yıllarca beklediğim, özgürlüğü sağlayan –maddi özgürlük- hayat bu muymuş dersin? Yani hani her şey çok güzel olacaktı? Hani ya? Hayat neden bu kadar zormuş ki? Eskişehir güzeldi. Para azdı ama onu sen kazanmadığın için her şey daha kolaydı. Saatlerin tamamen sana aitti. Özgürlük ne güzel bir şeymiş ya. &lt;br /&gt;Gündüz vakti arkadaşlarınla dışarılarda olmak ne güzel bir şeymiş. Nasıl kıymet bilmek gerekirmiş. Nasıl da farkında değilmişiz ya. &lt;br /&gt;Mesela Eskişehir’den gelirdim tatillerde ya da aslında var olmayan, keyfice kendi yarattığım tatillerde. Buradaki arkadaşlarla buluşurdum. Esen’le, Hiko’larla görüşür. Bir şeyler içer hayattan bahsederdik. Sonra eğer Elif’le aynı dönemde İstanbul’daysak Kadıköy’de buluşur, bir bira içebileceğimiz bir yere gider. Kılı kırk yararak o yaşımıza rağmen büyük tecrübelerimizi anlatırdık birbirimize. Aman tanrım, ama ya ne büyük keyifti o anlar. Ne güzel günlerdi gerçekten. Moda’ya giderdik bol bol. Nefes alırdık. Şimdi o bile bir iş sanki. Ne tuhaf hiçbir şey aslında eski tadında olamıyor. &lt;br /&gt;Mesela en basiti gündüz dışarıda olma isteği ne kadar tabii değil mi? Evet öyle ama olamıyorsun işte. Sadece insanların vıcık vıcık olduğu hafta sonların var ki bir çok insanın hafta sonu tatili bile yok. &lt;br /&gt;Yani gerçekten okuldan sonraki deneyimin bu kadar tatsız olduğunu önceden bilebilse insan sanırım o okulda daha fazla kalabilmek için sonuna kadar uğraşır. İnsan ömrünün ya da en azından benim ömrümün en güzel yıllarıydı okul yılları. Üniversite ve hatta lise de dahil bu yıllara. &lt;br /&gt;Tabiî ki ömrün her dönemi farklı heyecanlara gebe. Ama okul sonrası dönemde heyecandan çok sorumluluk içeren bir sürece girilmesi yorucu. Gerçi ben sorumluluktan kaçan bir insan olmadım hiç ama yine de zor behh…&lt;br /&gt;Şimdi evliyim. Belki 3-5 yıl sonra bir de çocuğum olacak. Nasıl ya? Yani gerçekten ne ara büyüdük? Ne ara Elif’le yalnız başımıza Kadıköy’e gitmez olduk. Ya da neden ben artık birilerine gidip, annelerinin yaptığı kekleri yiyip o akşamda orada uyumuyorum? &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-392557349002203539?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/392557349002203539/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/12/artk-hicbir-sey-ogrencilikteki-gibi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/392557349002203539'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/392557349002203539'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/12/artk-hicbir-sey-ogrencilikteki-gibi.html' title='Artık Hiçbir Şey Öğrencilikteki Gibi Olamayacak'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-83897543709615927</id><published>2009-12-07T19:48:00.000+02:00</published><updated>2009-12-07T19:49:24.351+02:00</updated><title type='text'>Kabusum Sayılar</title><content type='html'>Sayılar neden bu kadar zor? Yani her anlamda diyorum, neden benim için bu kadar zorlar? Kelimeleri ne kadar seviyorsam sayılardan o kadar kaçıyorum. Ne kadar denersem deneyeyim olmuyor olmuyor…bir çok şeye kafam basıyorken devreye sayılar girdiğinde tam olarak bir aptal oluyorum. Oradan estağfurullah falan dediğinizi duyar gibiyim ancak durum bu ne yazık ki. &lt;br /&gt;Mesela ortaokuldaydım sınavlar var o zaman Anadolu liseleri için annem de bana özel ders aldırıyo falan tabi matematikten. Uğraşınca yapıyorum ama pratik sıfır. Yani kafadan bişeyleri hesaplamak, bu en basit işlem bile olsa benim için mümkün değil…ve inanın ki ben bu duruma çok ama çok üzülüyorum. Bir ara cidden ders mi alsam diye bile düşündüm. Bana birileri bu pratik matematiksel şeyleri öğretebilir mi diye…&lt;br /&gt;Ben alışverişlerdeki indirimleri bile hesaplayamıyorum %’deler benim için bir kabus. Çarpmak, bölmek, oran hesaplamak Tam bir kabus kısacası. &lt;br /&gt;İlkokula başlamadan annemin işyerine giderdim. Oradaki doktorlara falan resimler çizerdim, Vildan Teyze vardı (doktor) anneme dermiş ki; “bu kız çok zeki okula bir başlasın zehir gibi olacak” dermiş. Annemse sonraki okul hayatımı şu cümleyle özetler; “bu kız okula başladı o zehir zeka birden duruverdi.” Ama insan çocuğunun tahsil hayatını böyle özetler mi yahu, çok acımasız değil mi ama kadın sayılarla olan anlaşmazlığımı gördükçe bunu söylemekte sonuna kadar haklı. Çenem kadar sayısal zekam olsaymış bir çok şey daha kolay olurmuş sanırım benim için.&lt;br /&gt;Sayları sevmek istiyorum, bir yardım eli yok mu?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-83897543709615927?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/83897543709615927/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/12/kabusum-saylar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/83897543709615927'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/83897543709615927'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/12/kabusum-saylar.html' title='Kabusum Sayılar'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-6747917293765729922</id><published>2009-11-26T23:38:00.002+02:00</published><updated>2009-11-26T23:43:09.598+02:00</updated><title type='text'>Yeni Blog</title><content type='html'>Selam,&lt;br /&gt;Bir blog neyine yetmez bre zındık, diyebilirsiniz haklı da olabilirsiniz ama işte ikinci deneme &lt;a href="http://amatorbakis.blogspot.com/"&gt;"amatör bakış"&lt;/a&gt;. Filmler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-6747917293765729922?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/6747917293765729922/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/11/yeni-blog.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/6747917293765729922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/6747917293765729922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/11/yeni-blog.html' title='Yeni Blog'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-8022657611378229743</id><published>2009-11-25T20:49:00.004+02:00</published><updated>2009-11-26T23:22:39.440+02:00</updated><title type='text'>Güzel bayır, çirkin bayır, bizim bayır…</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Sw7xlz8vRpI/AAAAAAAAABo/o8h_GTrNx-Q/s1600/kald%C4%B1r%C4%B1m.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Sw7xlz8vRpI/AAAAAAAAABo/o8h_GTrNx-Q/s200/kald%C4%B1r%C4%B1m.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408525834420962962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ben ilkokulu bitirene kadar Eyüp’te yüksek bir tepede geçirdik hayatımızı. Eve gitmek için çıkılan bayır öyle böyle değildi. E tabi bir de çocuğum, öyle düşünün. Her gün okul çıkışı annemle eve dönüyoruz tabi kütük gibi olan sırt çantamı annem taşıyor. O bayırı minik minik adımlar ve annemin hadi kızım hadi söylemleri eşliğinde çıkardım her akşam. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra tabi bir de gezmeye gitme fasılları vardı. Diyelim ki birine gittik. Dönüşte de saat geç oldu ve o kişinin arabası var Allahım nasıl mutlu olurdum “sizi eve bırakalım” teklifi gelince. Çok uykum olsa da o bayırı arabayla çıkıyor olmanın keyfi bir başka olurdu. Babama ısrarla araba alalım derdim. Babam da araba alacak paramız olmadığını söylerdi. Bizim bayırın yarısına geldiğinizde Rüstem vardır. Herkes onu öyle çağırır küçücük çocuktuk ama biz de Rüstem amca falan demezdik, “Rüstem” derdik. Atları vardı ve tabi at arabası. Ben de hep babama bu sebeple at abrası da mı alamayız baba derdim. Güler geçermiş tabi bizimkiler ama bilmezler tabi nasıl özenirdim Rüstem gerine gerine o -“güzel”-, ultra bakımsız at arabasıyla yanımızdan geçerken. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekmek almak tabiî ki en olmaz işti o bayırda. Annem yalvar yakar göndermeye çalışsa da genelde sonuca ulaşamazdı pek, pis inatçıydım. Sonuç olarak zavallı annem giderdi bakkala. Şimdi çok pişmanım. Keşke hep ben gitseymişim de o omuzlarda görünür hale gelen yükler biraz azalsaymış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim bayırın çok keyifli olan birkaç özelliği de vardı. Mesela bizim arkadaşlarla -ki bunlardan biri bizim &lt;a href="http://puck-robin.blogspot.com/"&gt;puck&lt;/a&gt;- yukardan aşağı deli gibi koşardık bazen. Çok ciddi adrenalindi aslında. Bir de o bayırda don oynardık, hani şu yakalamaç gibi olan ama biri seni yakalayacağı sırada kolları bağlayıp donulan oyun. Sonra bir başka arkadaşın gelip sana dokunup ateş der de çözülür kaçmaya başlarsın. Offf ne zevklidir o oyun da. Neyse bu oyunu tabi yine bizim bayırda oynuyoruz. Aşağı doğru ebe olmayacağım hışmıyla koşarken ayağın takılıp bir yere düşersin, ki ondan sonra o dizler yana durur. Ve tabi o yaralar yaz boyu geçtikçe tazelenerek yerinde kalmaya devam eder. Kabuk kabuk diz yarasıyla oynanmamış çocukluğa çocukluk demem ben. &lt;br /&gt;Bir de erkekler futbol oynardı mesela. E biz de bir şekilde bulaşırdık o oyuna da. Onda da topun aşağı kaçma durumu vardı tabi. Top hızla bayırdan aşağı yuvarlanırken, siz de ondan daha hızlı olma umuduyla peşinden koşarsınız. O arada top mu koşar siz mi yuvarlanırsınız, kim koşan kim yuvarlanandır belli olmaz. &lt;br /&gt;Bazen çok favori koşanlar vardır mesela hep onlar gönderilir topun peşi sıra ve o çocuklar nasılsa yakalar topu genelde. Önüne geçiverir bir anda ve durdurur topu. Kahraman edasıyla yukarı çıkar ağır ağır ve oyun hızla devam eder. He tabi aşağıdan biri geliyorsa topa vurur, yukarı yollar, o tabi tadından yenmez bir durumdur artık. Alkışlanır bazen o şahsiyet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En keyifli şeylerden biri de kardır tabiî ki. Ben çocukken güzel kar yağardı. O bayır bembeyaz karlar altında kalır ve tabi okullar tatil olur. Biz bütün mahalle dışarı çıkarız off anneler, babalar, çocuklar kayan kayana. Dim dik bir bayır düşünsenize kıvrımları da var tabiî ki. Süzüle süzüle inersin aşağı kadar. E tabi bir de çıkışı olur o inişin ama olsun güzeldir yine de. Poşetler mi dersiniz kaymak için, uzun merdivenler mi… süperdi. E tabi ben çocuğum bana süper ama o zamanlar bilmezdim annemlerin sabah işe giderken kaymamak için bin bir yol denediklerini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayırda hatırladığım maceralar bunlar ama görüntüsünü es geçmiş olurum burada kesecek olursam yazıyı. Arnavut kaldırımı denilen taştandı mesela bayırımız, güzel görünürdü yani görünürmüş ben sonradan farkına vardım. Sonra güzel bir kadının vücudu gibiydi kıvrımları. Dikti, asiydi ama yumuşaktı dönemeçleri. Sonunda varılan mahalle de küçük ve şirindi. Kocaman bir çınar ağacını barındırırdı içinde ama gizliceydi biraz yeri. Aralara girmeniz çeşmenin -ki biz ona çır çır derdik- oraya gitmeniz gerekirdi. Düşünsenize dip dibe sürekli akan bir çeşme ve kocamaann bir çınar ağacı. Güzeldi, güzelmiş…&lt;br /&gt;Yıllar sonra Seyit amca ki kendisi bizim mahallenin en eskilerindendi, yürümesi kolay olsun diye o arnavut kaldırımı taşlarını söktürüp asfalt yaptırmıştı bayırı. Aslında zevkli adamdı da, ama belki o da pişman olmuştur sonradan. Çirkinleşti bayır. Siyah bir yılan gibi oluverdi. Estetikten uzak. Sonra birkaç yıl önce mahalleye uğradığım da gördüm sefalet içinde oralar. Çeşme kurumuş nerdeyse ve çınar ağacının görkemi kalmamış. Uyum sağlamış etrafına. Ayşegüllerin eski evleri rezil, sefil üzülmüştüm çok üzülmüştüm. Çocukluğumdaki hiçbir şey eskisi gibi kalmamıştı onu gördüm ama bilmem şimdi de çocukların dizleri yara olur mu o bayırda? Ya da bir kahraman kurtarır mı aşağı kaçan topları?&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-8022657611378229743?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/8022657611378229743/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/11/guzel-bayr-cirkin-bayr-bizim-bayr.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8022657611378229743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8022657611378229743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/11/guzel-bayr-cirkin-bayr-bizim-bayr.html' title='Güzel bayır, çirkin bayır, bizim bayır…'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Sw7xlz8vRpI/AAAAAAAAABo/o8h_GTrNx-Q/s72-c/kald%C4%B1r%C4%B1m.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-6918114267173036874</id><published>2009-11-21T16:40:00.001+02:00</published><updated>2009-11-21T16:41:54.582+02:00</updated><title type='text'>Neymiş huzur?</title><content type='html'>Her şeyi bilmeyin, her şey mükemmel olmasın. Herkesi sevmeyin mesela. Herkes de sizi sevmesin. Bazı şeyler vardır sadece olan. Var olan. Var olanla, olan aynı şeyler midir? Değildir. &lt;br /&gt;Etrafınızdakilerle itişip kakışmayın desem içi boş kalıcak, ama demek istediğim daha başka bişey. Huzur aslında biraz. Huzur neyle gelir derseniz? İşte o biraz karışık daha doğrusu değişken. Herkese göre başka. Kimisi didişerek bulur huzuru o zaman didişin ne ala. Ama bi durun, daha doğrusu durmayın ve ısrarla yaşayın ve tecrübe edin ki bilelim neymiş huzur, nerdeymiş?&lt;br /&gt;Huzur, tuhaf bir kelime aslında. Hani sanki sakinlik mi demek huzur. Ya da sakinlik tam olarak nedir ki? Sanırım huzuru biraz deşmek lazım. &lt;br /&gt;Nedir yani; sakince dinlenmek? Alışveriş yapmak gönlünce? Çocuk sevmek? Uyumak? Uyanmak? Durmak, hiçbir şey yapmamak? Çok şey yapmak? Kanıtlamak? Takdir görmek? Sevdalanmak? Dağılmak? &lt;br /&gt;Hangisi?&lt;br /&gt;Var mı böyle bir şey? Yok sanırım. Tam cevap bende de yok. Ama çekip gitmek mi diye düşünüyorum bazen ve sonra yine çok klişe bir yere geliyorum; kendinle birilikte nereye kaçacağın fikrine. &lt;br /&gt;Hopp döndük dolaştık ve iç huzura mı meylettik yine? E sanki öyle gibi. &lt;br /&gt;Allah olabilir mi huzur? Allah olduğuna inanmak, öbür dünyaya inanmak. Hopp bi dakika, o zaman ana kelimemiz inanmak mıdır yoksa? İnanabilmek. Savrulmamak mıdır? Yoksa cehalet midir cidden huzur? Düşünmemek, karıştırmamak mıdır?&lt;br /&gt;Vicdan olabilir mi? Vicdan rahatlığı, iyi insan olma fikri huzuru mu getirir beraberinde? &lt;br /&gt;E ama ben o kadar çeşit iyi insan gördüm ki? Yani şu daha doğru olucak sanırım kendinin iyi olduğunu düşünen o kadar çok insan gördüm ki. Koskoca bir kandırmacanın içindeyiz mesela bu konuda da. Evlerimizde oturup en yakınlarımızla “iyi insanım ben” terapisi yapıyoruz hepimiz. İkna ediyoruz bir birimizi. Yani aslında hepimiz iyiyiz ama sadece o tecavüzleri yapan, cinayetleri işleyen insanlar kötü di mi? Çünkü öyle adaletsiz bi dünyadayız ki birileri süper iyi yaratılmışken birileri de süper kötü. Gerçekten inanıyo musunuz buna? &lt;br /&gt;Huzur o insanların yaptığı tüm eylemlere ters bişeyse temelde yok mu onların hayatında sizce huzur? Mümkün mü böyle bişey?&lt;br /&gt;İnsan ak ve kara mı yani? Dünya ak ve kara mı? Tek renk mi? Mümkün mü bu tenlerimiz bile bir sürü renkken nasıl yüreklerimiz iki renk olsun koskoca dünyada. &lt;br /&gt;İyiler ve kötüler.&lt;br /&gt;Huzuru bulanlar ve bulamayanlar. &lt;br /&gt;Bu durumda iyi insan değilsiniz kusura bakmayın. Telkinlerden de sıyırın kendinizi. İçinizde en az ak kadar karanız da var. Tüm imalarınızda, tüm dedikodularınızda, tüm sevgilerinde, tüm yardımlarınızda, tüm acımalarınızda. Hepsinde görebilirsiniz karalarınızı. Akları görmeye gerek yok zaten. Onlar da tıpkı kelimeler gibi bulur zaten yolunu. &lt;br /&gt;Şimdi huzuru bulalım, bir partide, bir bakkalda, bir dudakta, bir içte. Sizde. Sizin içinizde. Bir akta, bir karada. &lt;br /&gt;Huzurlu günler. Sevgiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-6918114267173036874?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/6918114267173036874/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/11/neymis-huzur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/6918114267173036874'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/6918114267173036874'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/11/neymis-huzur.html' title='Neymiş huzur?'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-1704109823727217913</id><published>2009-11-18T19:17:00.001+02:00</published><updated>2009-11-18T19:17:37.570+02:00</updated><title type='text'>Kelimeler akar...</title><content type='html'>Aslında harfler dökülürken kağıda kendi yollarında ilerler. Kendi yolunda ilerler..yazanın yolunda ilerler. Kimisi betimlemedir mesela, kimisini karmaşa, kimisini dinginlik, kimisini vesaire vesaire tanımlar. Akar gider kelimeler kendi yolunda.&lt;br /&gt;Mesela yazarken yapılan kelime tercihleri…onlarda yazanla bağlantılıdır. Geçmişini niteler. Kelimeler casustur aynı zamanda. Nereye gider, nerden gelir, kimdir…fısıldar aslında duyan kulaklara. &lt;br /&gt;Kelimelerdir dolu dolu anlatan tatil anılarını ya da aya çıkıp da neler yapacağımızı. &lt;br /&gt;Bilimdir kelimler, sanattır, felsefedir. &lt;br /&gt;Şiirdir en önemlisi. Duygudur yani. &lt;br /&gt;Ve tabi küfürdür, cehalettir. &lt;br /&gt;Tanımlamadır tüm bunlar, tanımlar bizi ve sizi. “Sayın” der kimisi, kimisi “canım”. Mesafedir kelimeler.  Mesafesizliktir, samimiyettir, samimiyetsizliktir. &lt;br /&gt;Nefrettir, beladır.&lt;br /&gt;Aşktır. &lt;br /&gt;Acıdır. Ölümüdür sevdiğinin. “Ciğerim yanar”dır kelimeler.&lt;br /&gt;Amadır, belkidir.&lt;br /&gt;Aşağılamaktır kelimeler, aşağılanmaktır. “Ne işe yararsın ki sen”dir.&lt;br /&gt;Acımaktır kelimeler, “yazık”tır. Acımaya haykırmaktır. “lanet olsun”dur. &lt;br /&gt;Akıp gider kelimeler kendi yolunda. &lt;br /&gt;Ve bazen yoldan sapar kelimeler. Üzendir, kahredendir. Duvarlara çarpıp çarpıp geri döner kelimeler. Dibe vurandır. Offf diyendir. &lt;br /&gt;Allah’tır kelimeler. Yücedir. İnsandır. Sadece şevkattir. Yazandır. Yazanın ruhudur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-1704109823727217913?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/1704109823727217913/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/11/kelimeler-akar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1704109823727217913'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1704109823727217913'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/11/kelimeler-akar.html' title='Kelimeler akar...'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-8422740489828450650</id><published>2009-11-17T20:59:00.001+02:00</published><updated>2009-11-17T20:59:46.270+02:00</updated><title type='text'>Modern hapishaneler – İşyerleri</title><content type='html'>Neden hapishane olarak niteliyorum ki işyerlerini? Şöyle ki; evet elbette çalışıyoruz, çalışmak durumundayız ve bu emek sonucunda hayatta kalabilmek için bir miktar para kazanıyoruz. Ama olaya biraz daha başka bir yerden bakmaya çalıştığınızda işyerleri aslında modern hapishaneler diyebiliriz. &lt;br /&gt;Hangimizin yaptığı iş gerçekten her anı dolu dolu olan ve çalışılmayan bir an bile olmayan bir iştir ki. Yani şunu demek istiyorum. Her sabah genel olarak 6 gibi kalkan çalışan sınıf, hiç sekmeden işyerlerine gidiyorlar. Bir önceki gece ister çocuk sabaha kadar uyumamış olsun, ister sabaha kadar başınız ağrımış olsun siz o dört duvar arasında olmak zorundasınız. Bu da yetmez eğer bir gün izin kullanmak istiyorsanız bunun haklı bir izin olduğuna ilgili ya da ilgisiz herkesi inandırmanız lazım yoksa durduk yere güvenilmez kişi oluverirsiniz. &lt;br /&gt;Neyse sabahları gideriz işyerlerimize, sonra akşama kadar işin yapısına göre ya masa başında ya da başka türlü işimizi yaparız. Diyelim ki o gün öyle bir gün ki 4 gündür deli gibi çalıştınız ve o gün bir işiniz yok, ters gidebilecek bir durum da yok, bütün gün öylece duracaksınız o masada, o duvarların arasında. Başka bir şansınız yok ki. Siz oradaki saatlerinizi satıyorsunuz çünkü işyerine. Ne kadar verimli olduğunuzu değil. Ben daha az sürede bu işleri halledebilirim sonrasını da bana verin deme şansınız yok. O zaman şöyle diyebilir büyük patronlar. O zaman daha fazla iş yap. Sana daha fazla iş verelim. Yani sen iyi iş çıkardın için bir nevi tekrar işle ödüllendirilirsin. &lt;br /&gt;Ne tuhaf…&lt;br /&gt;E bu durumda. Şöyle bir sonuç çıkıyor. Akşam çok kötü bir gece geçirmeme rağmen her sabah hiç sekmeden işime geliyorum. Ve hiç sekmeden her gün aynı saatte evime dönüyorum. Hiç sekmeden derken mesailer olabilir tabi ama onlar olacak tabi ki. Onlar işin bir parçası. &lt;br /&gt;Peki şuna ne dersiniz ben de hayatın bir parçasıyım ve öylece bensiz akıp gidiyor dışarıda. Bense her çalışan gibi modern hapishanemin lüks duvarları arasında vakit dolduruyorum hem de kendi vaktimi, ömrümün vaktini. Buna ne demeli?&lt;br /&gt;Diyelim günlük sadece hafta içi halledebileceğiniz insani bir işiniz var. Kaç çalışan bunun için izin isterken mide krampları geçirmez. Off ya nasıl söyleyeceğim elektriği açtıracağımı? Ya da nasıl halledeceğim şu çocuğun okul işini? Ne tuhaf. Bazıları sizden süperman ve women olmanızı bekliyor. Hem sabahtan akşama kadar iş yerinde durmalıyım, hem işlerimi izin almadan halletmeliyim hem de mümkünse hiç hasta olmamalıyım. Hele yorgunluk falan hiç olmaz o iş. &lt;br /&gt;Yani özetle işiniz olsun ya da olmasın siz o duvarların arasındaki saatleriniz satıyorsunuz iş verene o yüzden hiçbir yere gidemezsiniz, üzgünüz. &lt;br /&gt;Size iyi çalışmalar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-8422740489828450650?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/8422740489828450650/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/11/modern-hapishaneler-isyerleri.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8422740489828450650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8422740489828450650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/11/modern-hapishaneler-isyerleri.html' title='Modern hapishaneler – İşyerleri'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-1679363434851323350</id><published>2009-09-09T21:04:00.002+03:00</published><updated>2009-09-09T21:16:31.459+03:00</updated><title type='text'>SEL ve Şehitler</title><content type='html'>09.09.09 Halbuki bu sabah tarihe baktığımda ne güzel bi tarih diye geçirmiştim içimden. Ama diilmiş, göründüğü gibi diilmiş. Kötü başladı gün ve kötü bitti. Dün zaten Trakya fena durumdaydı sel berbat etmişti heryeri. Bugün de İstanbul gitti. 30 kişinin öldüğü haberi geldi. Tırlarda uyuyan tır şoförleri uykularında öldüler. İnsanlar durup dururken sabah işlerine giderken yolda resmen "ölüverdiler". bu kadar basit işte, bu kadar ucuz hayatlarımız. Suçlu aramak diil amaç ama o insanların ailelerinin acısını ne hafifleticek? Ne hafifletebilir? Ben hazmedemezdim gibi geliyo, elden bişey gelmez evet ama zor işte çok zor. &lt;br /&gt;Sel bi yandan ezip geçerken bi yandan da şehit haberleri geldi iki gün ard arda:( bu acı hele öyle tarifsizdir ki. Çözülebilecek bi sorun uğruna birileri birilerini öldürüyo. Muhtemelen en az, ölenlerin ilgisi var olaylarla. Yani en az onlar biliyo işin iç yüzünü. Neden bu savaşın bitmediğini, neden vatan sağ olsun diye diye öldüklerini. Çocuklarını vatan sağ olsun diyerek toprağa veriyor hep, nedense hep "fakir" olan aileler. Neden gerçekten, zenginlerin hepsi mi okumuş hepsi mi kısa dönem yapıyor askerliğini. Neden hiç o koca güneş gözlüklü aileler yok cenazelerde. Nasıl oluyor bu ya? Nasıl oluyor gerçekten bunu merak ediyorum, bir bilen varsa aydınlatsın beni de! Benim tahminim biliyorlar ki eğer "onların" çocuklarını alırlarsa ve "onların" çocukları şehit olursa belki demiycekler vatan sağ olsun diye. Belki hesap sorucak birileri, paralarıyla hatta belki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ne...ama benim bugün içim acıdı. Gördüğüm bi çok şeyden ötürü. Kötü bi gündü bugün, kötü bi tarih 09.09.09.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-1679363434851323350?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/1679363434851323350/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/09/sel-ve-sehitler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1679363434851323350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1679363434851323350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/09/sel-ve-sehitler.html' title='SEL ve Şehitler'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-4029094324342404902</id><published>2009-09-08T20:59:00.002+03:00</published><updated>2009-09-08T21:26:48.330+03:00</updated><title type='text'>Daralmak</title><content type='html'>Daralmak, evet genelde daralırım ben. Ciddi söylüyorum havalarla bi ilgisi yok ben genelde daralırım. Neden, çünkü enerjisi düşük biriyim ben. Yani öyleymişim! Çoğu insan söyler bunu bana. Hatta bazen bunun annemin bana hamileyken çok da mutlu olmayışına kadar vardırırız bazen. Yani benim yüzümden akar mutsuzluk. Mesela ben gayet normal öylece dururum ve yanımdakiler der ki, "noldu bişey mi var" "yooo" derim ben de genelde. &lt;br /&gt;E bunu benim için zor zor olmasına da aslında etrafımdakiler için daha zor galiba. Yani sevgilim, annem, arkadaşlarım falan işte...Yani işte enerjisi düşük bi insanım ben bunu kabul ediyorum ve bu kabullenmişlikle değiştirmek de istiyorum kendimi. &lt;br /&gt;İnternette bakındım da bi sürü şey önermişler bu enerji düşüklüğüyle iligili, yani benim bu daha ana rahminde oluştuğunu düşündüğüm durum için baya konular yapılmış, kafalar yorulmuş internet dediğimiz mecrada. &lt;br /&gt;Neler demişler:&lt;br /&gt;1-Spor yapınız -tabi canım ne demek, yahu ben eve gelince yemek yerken bile yoruluyorum:) hangi spor hangi parayla, hee tabi evde plates yapan insanlar da var ebru şallı vcd'si eşliğinde ancak yazının başında da dedim ya ben zaten onlardan değilim. -&lt;br /&gt;2-Gelelim 2'ye ki bu muazzam, sabah kahvaltı yapmadan evden çıkmayın. -tabi tabi ne demk hiç dert diil 6:45'te yataktan anca çıkıyorum hangi ara o altın öğün olan kahvaltıyı edicem acaba?-&lt;br /&gt;3-Pozitif olun -ya iyi de mevzuu bu zaten Nasıl? yani ben negatifim bunu da açık açık söylüyorum. Eğer bi gün değişirse çok mutlu olucam ama olmuyor.&lt;br /&gt;4-Kendinize vakit ayırın - ohhh yehh..süper fikir de, işte sihirli soru nasıl? :) Mesela benim hayatım sanki sürekli bişeyleri bekliyomuşum, bi yerlere yetişicekmişim gibi geçiyo. Amma velakin bi yere de varamıyorum. Bu hissin sebebini anlayamıyorum. Sanki hep bişeylerin zamanı gelmemiş gelicekmiş gibi. İşte böyle yani özetle enerjim düşük benim. &lt;br /&gt;Mesela iş hayatı ya da belki de benim iş hayatım bilmiyorum ama bence çok enerji tüketen bir şey. Hee yok yanlış anlama olmasın her gün madenlerden kömür çıkarmıyorum ya da sırtımda taş taşımıyorum. Ama enerjimin tükendiği kesin. İşini aşkla yapanlardan değilim. Yani kastettiğim sanatçı ya da özel yetenekli olmamakla ilgili bu. Sıradan bi çalışanım işte para için çalışan sıradan bi çalışan. &lt;br /&gt;Şimdi gelin de bu enerji düşüklüğüne bi de bu açıdan bakalım. &lt;br /&gt;Çalıştığım yerde şu an neden çalıştığımı tam olarak bilmiyorum. Varlık sebebim sürekli sorgulanırken aynı zamanda işime inanmam bekleniyor benden. Yakında 3 yıl olacak olan iş yerimde hala girdiğim ünvanla ve ücretle çalışıyorum. İşle ilgili herhangi bir heyecanım yok. Kendimi kanıtlama isteğimse uzun zamandır hiç yok. Bir adım ileriyi göremiyorum bununla birlikte yükselme gibi bi ihtimalim ihtimal halinde bile değil:) evvett çocuklar. Hİİİiii amaannn allahım ne kadar nankör bi insanım ben ya...Bu devirde, bu krizde bir işim var ve ben ne kadar maddi şeylerle ilgileniyorum. Hiii aman tanrım hende utanmadan evlenmişim hiiii hem de eşimin henüz işi yok. Olaamazzz bunlara rağmen yükselmekten, işinden zevk alabilmekten, işine inanmaktan bahsediyorum. Tühh bana yazıklar olsun çok utanıyorum kendimden. &lt;br /&gt;Enerji düşüklüğüymüş...pehh...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-4029094324342404902?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/4029094324342404902/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/09/daralmak.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/4029094324342404902'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/4029094324342404902'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/09/daralmak.html' title='Daralmak'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-7999021999321809224</id><published>2009-08-27T15:53:00.003+03:00</published><updated>2009-08-27T16:02:30.778+03:00</updated><title type='text'>Şizofrenik mi ne (?)</title><content type='html'>Aslında gerçekten hayal ettikçe yaşar insan. Tuhaf, iniş ve çıkışlar olur iç denizlerde. Dalgalar yükselir boğar beni, seni ve de onu, onları...sonra çekilir dalgalar ve öylece kalırsın ıssız, sessiz, susuz ve umutsuz ama anlayamam ben çoğu zaman dalgalar mı iyi, sığ sular mı, susuzluk, kuraklık mı yoksa...&lt;br /&gt;Sürekli bi umutla mı yaşanır yoksa tam tersi mi? Ne çok şey var istediğim, onlara kavuşamamak mı daha tatlı acaba? Yok ya ne tadı olsa olsa kandırmacadır bu. &lt;br /&gt;Bak işte dağınık demek ki her şey, cümleler bile darmadağınık. &lt;br /&gt;Gerçekten bi tercih mi yapmak lazım. Hayat gerçekten bu mu yani? Tercihlerden mi ibaret? Burada olmak ya da olmamak mı mesele. Ben nerdeyim ki? Sen nerdesin ya da? herkes farkında mı nerede olduğunun? Yine şizofren yazılar mı gıdıklar oldu beni. Bitmez mi bu sorgu sual hiç? Varoldukça ben, sen, o, biz, siz, onlar hep mi olucak bu sorgulama hali...!(?)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-7999021999321809224?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/7999021999321809224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/08/sizofrenik-mi-ne.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7999021999321809224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7999021999321809224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/08/sizofrenik-mi-ne.html' title='Şizofrenik mi ne (?)'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-4519598944461935213</id><published>2009-08-18T21:52:00.002+03:00</published><updated>2009-08-18T22:12:42.202+03:00</updated><title type='text'>Eskilerden...</title><content type='html'>Şimdi şöyle oluyor bazı eski şeyler yazıcam buraya. Hoşuma giden bazı eski yazılar. Öle işte...İlkiyle başlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih: 4 Şubat 2002&lt;br /&gt;Kırmızı vardı hep, sonra mavi çıktı ortaya. Sevişmeyi denediler, sevdiler sevişmeyi ve mor geldi dünyaya. Moru seçti insanlar, mavi üzgün ama sessiz, kırmızı öfkeli...Ama tutamadılar kendilerini çünkü sevdiler bir kere sevişmeyi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih: Şubat 2002&lt;br /&gt;Hayallerini üflediler, balon yapıp uçurdular...Aşklarını üflediler, balon yapıp uçurdular...Hüzünlerini üflediler, balon yapıp uçurdular...Sadece üflediler balon yapıp uçurdular...Anladılar ki marifet ne hayallerde ne aşklarda ne de hüzünlerdeymiş, marifet üflemekteymiş...:) (Eğlenceli bence bu yazı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih: 2002&lt;br /&gt;Anlamsızlıkların gerçek anlam olduğunu anladığım günden beri daha çok anlam yükleyip, daha çok anlamsızlık yaratmaya böylece diğerlerinin anlamsızlıklarıyla buluşmayı bekliyorum bi yerde..bi zamanda..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih: 2001&lt;br /&gt;Gece çöktü, içim çöktü, çöküntü bi içle yaşamayı deniyorum...beceremiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih: 2001&lt;br /&gt;Yabancıyım...Tanıdık yüzler yok etrafta. Bakıyorum ama göremiyorum. Ya içlerini açmıyolar ya da açıcak iç bulamıyolar. Bakıyorum ama göremiyorum...Gözlerimden şüphe etmeye başlıyorum! Ya da onların içlerinden...!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih: 2002&lt;br /&gt;Paylaşmak güzel şey derler!&lt;br /&gt;Nesi güzel paylaşmanın?&lt;br /&gt;Asıl yaptığımız paylaşmak mıdır çoğu zaman, yoksa sadece kendimize pay çıkarmak mıdır paylaşmadan. "Paylaşmaktan" pay çıkarsa geriye ne kalır ki zaten, anlamsız bir "-laşmaktan" başka...  - ne diyorum ben ya -&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik bu kadar. &lt;br /&gt;Sevgiler, saygılar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-4519598944461935213?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/4519598944461935213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/08/eskilerden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/4519598944461935213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/4519598944461935213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/08/eskilerden.html' title='Eskilerden...'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-5919606980780562332</id><published>2009-08-16T17:12:00.002+03:00</published><updated>2009-08-16T17:32:03.670+03:00</updated><title type='text'>Her Şey Olacağına Varıyormuş...</title><content type='html'>Slmlar...&lt;br /&gt;Evet sonunda aylardır planlanan, insanın hayatında bir kez olacağına odaklandığı bu nedenle hayli stresli geçen, her şey istediği gibi olsun istediği bir süreçten çıkalı 1 hafta kadar oldu. Nedir o? Evlilik, düğün vs...&lt;br /&gt;Offf yani. Neden of? Öncelikle çok yorucu. Her anlamda; maddi, manevi, fiziksel...Sonsasındaki off sebebim ise benim düğünümde planladığım hiç bir şeyin planladığım gibi gitmemiş olması. :( Üzücü diil mi? Bnece de öyleydi yani bittiğinden beri uyuyorsam rüyamda uyumuyosam düşüncelerimde o geceyi düşünmeden edemiyorum. &lt;br /&gt;Hayatım boyunca düğün hayalleri ve planları yapan biri olmadım. Küçümseme yok bu cümlede "cidden olmadım". Hatta düğüne hazırlık sürecinde de bir çok arkadaşıma, yakınıma göre oldukça heycansızdım (!) Neyse sadece istediğim bir, iki şey vardı. Bir yaz düğünü:) bütçemiz elverdiğince kır düğününe yakın bir şey. Bunun için İstanbul bizi aşacaktı ve Edirne'de bir mekan bulmaya karar verdik ki bulduk da. Diğer istediğim şeylerden biri müzüğin bizim seçtiğimiz parçalardan oluşmasıydı, yani canlı müzik yerine bir dj. Onu da hallettik, sonraki dilek ise stüdyoda diil de dışarda düğün fotoğrafı çektirmekti. &lt;br /&gt;Masum görünen bu isteklerden sonra bakalım neler olmuş:&lt;br /&gt;7 Ağustos 2009 Cuma günü Edirne'de deli bir yağmur yağdı. Kır düğünü doğal olarak iptal:( ve tabiki dışarıda çekilecek fotoğraflar da:( inanılmaz eski usul kötü bir düğün salonu havasında bir yerde düğün oldu:) heee bir de canlı müzik olmadan olmazmış, orası Edirneymiş insanlar neyle oynıycakmış..mış..mış da mışş..ve dj kafasına buyruk çıktı adama zaten bir iki kez devreye girebildi onlarda da kesinlikle bizim parçaları çalmadı. Onlarla oynanır mıymış:) &lt;br /&gt;Gülüyorum çünkü gerçekten komik. Neden böyle oldu bilmiyorum ama ben uzun zamandır hiç bir şeye üzülmediğim kadar üzüldüm bu konuya. İçimde kaldı denir ya tam olarak öyle oldu. Napalım bu düğün hikayesinde bizim de payımıza düşen buymuş demek ki...&lt;br /&gt;Ama yine de tüm bu olumsuzluklara rağmen o gün yanımda olan tüm dostlarıma, aileme, sevdiklerime çok çok çok ama çok teşekkürler. Herkes duruma çok üzülmüş olmasına rağmen bana hissettirmemek için elinden geleni yaptı. &lt;br /&gt;Eyvallah millet:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-5919606980780562332?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/5919606980780562332/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/08/her-sey-olacagna-varyormus.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/5919606980780562332'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/5919606980780562332'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/08/her-sey-olacagna-varyormus.html' title='Her Şey Olacağına Varıyormuş...'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-75150428713747266</id><published>2009-03-30T10:45:00.003+03:00</published><updated>2009-03-30T11:07:03.668+03:00</updated><title type='text'>Seçtim, seçtin, seçti...</title><content type='html'>Şimdi şöyle oluyor; bir topluluk var, insanlar, bir arada yaşıyoruz. Bir gök altında, denizimiz, soluduğumuz hava aynı. Ama gerisi binbir dünya. Herkes bambaşka ya da herkes aynı. &lt;br /&gt;Neyse sonra demokrasi var. Çoğunluğun ne dediğini önemseyen bir sistem. Güzel bişey gibi geliyorken kulağa yansıyanlar her zaman öyle olmuyor ya da hoşumuza gitmeyebiliyor. &lt;br /&gt;İşte seçtik yine. Sandıklara gidildi, ne olduğunu bile bilmediğimiz alavere dalavereler yaşandı. Seçti insanlar ve yönetimler belirlendi. Mükemmel seçimler doğrusu...he benim hoşuma gitmiyo diye kötü mü olmalı di mi? yooo..öle de değil ama gerçekten şu bana artık inanılmaz salakça geliyo. Neden çoğunluğun dediği iyi olsun ki..çoğunluk cahil ne yazık ki, çoğunluk okumuyo bile, çoğunluk dogmalarla yaşıyo, çoğunluk düşünmüyo bile. Şimdi bu çoğunluk benim yaşıyacağım yerdeki yöneticileri belirliyecek öle mi? Pehhh.... ki belirliyo. Ve saygıdeğer Tayyip efendi hazretleri bunun üzerine biz halktan oy alıyoruz diyo, gerçek halk buymuş. Yani anlamıyorsam ne olur yardımcı olun, bu şu demek değil mi; sen bir başbakan olarak cahil kesimi çoğunluk ve halk olarak niteliyor ve onlardan oy aldığını söylüyorsun peki bu insanları geliştirmek için bi çaba sarfetsen oturdukları yerleri geliştirsen, düşünmelerine açık fikirli olmalarına bir katkın olsa, din, camii dışında bi kaç kelime daha etsen...Bu söylemlerle birlikte mesela yolsuzluk yapılmasını engellese bu güçle kuvvetler hani çünkü böle şeyler dinde yasak ya o açıdan.&lt;br /&gt;Eeee tabi bunları yaparsa belki o kesim de ona oy vermeyebilir. Yani işin özü seçin seçin sayın halk siz bunları seçin daha ki her şey olduğu gibi kalabilsin. Herkes olduğu yerde sayabilsin. Cehalet böylesine pirim yaparken..aynen devam. &lt;br /&gt;Ben çoğunluğa katılmıyorum pek çok şeyde olduğu gibi. Size çoğunluklarla mululuklar.&lt;br /&gt;Saygılar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-75150428713747266?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/75150428713747266/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/03/sectim-sectin-secti.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/75150428713747266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/75150428713747266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/03/sectim-sectin-secti.html' title='Seçtim, seçtin, seçti...'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-8713718096814063298</id><published>2009-03-24T12:58:00.002+02:00</published><updated>2009-03-24T13:28:14.030+02:00</updated><title type='text'>Bayadır yazmıyorum</title><content type='html'>Neden bilmiyorum bayadır yazmıyorum. Aklıma sürekli bişeyler geliyo, heh bundan bahsediyim diyorum ama yok yazmıyorum. &lt;br /&gt;Bu arada naptım? &lt;br /&gt;İzmir'e gittim iş için, hava soğuktu tadı yoktu İzmir'in. Ondan önce çok fena hasta oldum:( 3 gün yatağa yapışık yaşadım. Bidaha amaaann haa derken yine nezleyim, boğazım ağrıyo ama bu defa yıkılmadım ayaktayım. İyiyim yani, sadece klasik bitkinlik, sabahları bastıran halsizlik, boğaz ağrısı falan falan...&lt;br /&gt;Ruhen nasılım? &lt;br /&gt;Tuhaf. Yani tam nasıl bilmiyorum ama değişmekteyim, gelişmekteyim. En azından öyle hissediyorum.&lt;br /&gt;Yine bişey yazmamış oldum gibi...öle işte.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-8713718096814063298?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/8713718096814063298/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/03/bayadr-yazmyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8713718096814063298'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8713718096814063298'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/03/bayadr-yazmyorum.html' title='Bayadır yazmıyorum'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-5471326250873642275</id><published>2009-02-27T21:28:00.002+02:00</published><updated>2009-02-27T21:42:51.791+02:00</updated><title type='text'>Uykusuz</title><content type='html'>Uykusuz okuyo musunuz? Bence okumalısınız. Bence süper:) yani ben çok eğleniyorum. Her hafta sabırsızlıkla bekliyorum. Uğur Gürsoy, Umut Sarıkaya, Ersin Karabulut ve bunun gibi isimler güzel işler yapıyolar. Ve evet itiraf ediyorum ben yaptıkları işi çok kıskanıyorum:) :P evet kıskanıyorum. Bi kere süper bi zeka göstergesi ordaki bi çok iş. Bazılarıysa sadece eğlenmek için gibi yani şunu demek istiyorum kendi eğlendikleri işleri oraya koyuyolar sanırım. Ama çoookk kafa patlattıklarına eminim. &lt;br /&gt;Yapılan işin özünde evet yetenek var bunu es geçemeyiz ama aslolan bir başka şeyse "gözlem yeteneği". Sıradan şeyler var o yazılarda ve karikatürlerde ama inan ya da inanma ya da öyle gör ya da görme bence ciddi bi felsefe bu yapılan. Sorgulama..direniş bir nevi. Belki kendileri de böyle tanımlamıycaktır bunu ama ben öyle görüyorum. İnanılmaz sıradan görünen şeyler okuduğunda sana kahkahalar attıran, sadece tebessüm ettiren ya da geyik gibi yazılan bir yazı üzerine saatlerce düşünmeni sağlayan şeyler...cümleyi her ne kadar bağlayamasam da bunlar güzel şeyler demek istiyorum aslında:) ve şöyle nitelemek istiyorum kendimce bu işi "güncel filozofluk". Evet günümüzde, bizim zamanımızda yapılan başka yönlü bir bir sorgulama bir felsefe aracı gibi bu iş. &lt;br /&gt;Hani sorgulamayan, apolitik gençlik varya, işte onlar biziz. İşte orada çizen, yazan arkadaşlar öyle ya da böyle bişeyler söylüyolar. Dalga geçiyolar hepimizin -ve bazen kendilerinin- sıradan hallerimizle...&lt;br /&gt;Yani durum bu ben özetle kıskanıyorum bu işi. En azından bir platformda seni dinleyen birilerine bir şeyler yazıyo çiziyo olmayı kıskanıyorum:) &lt;br /&gt;Saygılar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-5471326250873642275?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/5471326250873642275/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/02/uykusuz.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/5471326250873642275'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/5471326250873642275'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/02/uykusuz.html' title='Uykusuz'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-2244064333023123527</id><published>2009-02-19T22:06:00.002+02:00</published><updated>2009-02-19T22:23:09.808+02:00</updated><title type='text'>Yaşarken yazmak, yazarken yaşamak</title><content type='html'>Yazmak, yaşamak...yazmadan yaşamak..Nasıl yani? İnsan yazmadan durabilir mi? Yazmayan insan olabilir mi? Kendimi bildim bileli yazıyorum bişeyler. Anlamlı ya da anlamsız hiç düşünmedim bu şekilde sadece yazıyorum önemi de yok aslında. Ben sadece kendimi tutamadığım için yazıyorum. Ve sanki herkes böyledir gibi geliyo bana. Kıyıda köşede muhakkak bi defter vardır gibi. &lt;br /&gt;Birikim, birikmesi, içinde birikmesi, bişeylerin birikmesi...Biriken şeyler var ve dışarı çıkmalı, yazılmalı ve anlatılmalı belki paylaşılmalı ama uçan sözlerdense kalan satırlar daha güzel:) Bir derdinin olması şarkıdaki gibi tıpkı, onu tutamamak içinde. &lt;br /&gt;Ben kendimi yazdım hep ya da birilerini, duyguları, fikirleri. Benim olanları yazdım hep. Bi şekilde ortak olabildiklerimi yazdım. Ama hayal etmedim hiç, bi dünya kurmayı denemedim. İnsanlar, olaylar, hüzünler yaratmadım. Tanrılaşmadım hiç. Belki bi gün bir hikaye benimle varolur kim bilir? Tanrıcılık oynarım belki...&lt;br /&gt;Okumak güzel ya hani yazmak daha da güzel sanki:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-2244064333023123527?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/2244064333023123527/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/02/yasarken-yazmak-yazarken-yasamak.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/2244064333023123527'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/2244064333023123527'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/02/yasarken-yazmak-yazarken-yasamak.html' title='Yaşarken yazmak, yazarken yaşamak'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-299471698621898358</id><published>2009-02-18T21:11:00.002+02:00</published><updated>2009-02-18T21:17:26.218+02:00</updated><title type='text'>Bazıları ve Diğerleri</title><content type='html'>Bazıları daha farklıdır. Diğerleriyse anlamaz, nedir bu anlam veremez. &lt;br /&gt;Bazıları öyledir. Kimisi dalga geçer, kimisi küçümser. Kimisi sırf bu yüzden "bazıları"ndan olmaktan vazgeçer. Bazılarından olduğunu saklar. İki tarafa da hoş görünür. Dengeyi kurar, bir nevi iki yüzlülük yapar. Dengeyle gelen dengesizliğe sebep olur aslında. Kendi ruhundaki dengesizliğe. &lt;br /&gt;Diğerleri yukarda yaşar, daha rahat nefes alırlar ama bazıları yukarıda boğulur. Biri aşağıda, biri yukarıda boğuluyo, e bırakın o zaman herkes istediği yerde dursun. Bırakın da durabilsin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-299471698621898358?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/299471698621898358/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/02/bazlar-ve-digerleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/299471698621898358'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/299471698621898358'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/02/bazlar-ve-digerleri.html' title='Bazıları ve Diğerleri'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-8812948415502072297</id><published>2009-02-17T13:18:00.002+02:00</published><updated>2009-02-17T13:26:26.213+02:00</updated><title type='text'>Büyüyorum</title><content type='html'>Büyüyorum sanki. &lt;br /&gt;Büyüdüğümü hissediyorum. &lt;br /&gt;Her şarkıda, filmde, kitapta, insanda, yemekte, yazıda, yorumda, ölümde, yaşamda, sevgide, nefrette, yağmrda, çamurda, fırtınada, güneşte, düşte, düşümde, düyamda, dünyada...büyüdüğümü hissediyorum. Yaşlanmak değil bu, büyümek. Kendimi hiç de yaşlanıyo gibi hissetmiyorum aksine küçük bir kız büyüyor hala sanki...Bir sürü şey öğrenerek, hissederek, bilmedikleri hakkında ahkam keserek. &lt;br /&gt;Seviyorum büyümeyi, olgunlaşmayı. Bir şey için başka düşünürken fikrimin değişmesini seviyorum. Değişim güzel, farklılık ve farkına varmak. Özümsemek. Yavaş yavaş değişiyo hep bi şeyler. Hayatı algılayışım değişiyo eminim daha da değişecek. Umarım da değişir. Kendimden fikirlerimden hoşnut olmadığımdan mı? Hayır. Tam tersi şu an ki beni çok seviyorum ama aynı beni 20 yıl sonrada seversem ortada bi sorun var gibi. Yani değişiyo her şey ve biz..ve fikirler..ve beğeniler...ve ben. &lt;br /&gt;Büyümek güzel. Ama yaşlanmak nasıldır onu bilmiyorum:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-8812948415502072297?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/8812948415502072297/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/02/buyuyorum.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8812948415502072297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8812948415502072297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/02/buyuyorum.html' title='Büyüyorum'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-5986646951316545295</id><published>2009-02-08T20:55:00.002+02:00</published><updated>2009-02-08T21:19:21.908+02:00</updated><title type='text'>Kadınlar ve Erkeklere</title><content type='html'>Aslında hiç bir şey vazgeçilmez değildir, geri dönülmez ya da affedilmez de değildir. Neden olsun ki! Olmamalı...Bu kadar keskin mi olmalı her şey? Beni aldatırsa onu asla affetmem ya da onsuz asla yaşayamam. Başka bir ya da; kesinlikle geri adım atamam...vesaire vesaire...Öyle mi gerçekten? Gerçekten bunun gibi kararlar aldığımızda yani özünde kendimin olduğumuzda, taviz vermediğimizde daha "doğru insan" mı oluyoruz ya da daha önemlisin daha mı mutlu oluyoruz? Ben hiçte öyle olduğunu düşünmüyorum. &lt;br /&gt;Kendinden, özellikle ilişkilerde taviz vermek kötü sonuçlara yol açabiliyo, özellikle saygı kaybedildiği halde devam eden ilişkilerde ama şunu düşünmeden edemiyorum acaba gerçek olan nedir? Yani diyelim ki bir adam/kadın sevdiği kadını/adamı aldattı, şiddet gösterdi ya da çok üzücü bir şey söyledi. Evet bunların hepsi berbat şeyler, ilişkiyi yıpratan ve bişeyleri derinden yok eden şeyler. Ama şunu hiç duymadınız mı, örneğin kadın sürekli şiddet görüyordur, diyelim ki maddiyat falan da sorun değil, akıl sağlığı ve mantığı da gayet yerinde bir kadın ama nedense bir türlü ayrılamayan bir çifttir o adam ve o kadın. Neden? Ben henüz bilmiyorum ama böyle şeyler var, böyle filmler kitaplar var. Acaba onlara korkak mı demeliyiz? Dayak yemekten hiç korkmayan bir korkak mı? Gerçekten bana oldukça karmaşık geliyo aslında bu konu. &lt;br /&gt;Bir de şu var. Ben de hep aldatılmayı ya da bunun gibi bir şeyi kabul edemeyeceğimi söyleyen kadınlardanım ama bazen durup düşünüyorum ve diyorum ki; insanız. Evet öle ve bu hayatta hiç bir şeyin garanti olmayacağını gösteriyo bana kalırsa. Bir anlık bir hata, sinir anı, alkol, başka insanların tahriki vs vs sebeplerle insanlar özellikle çiftler çok sevdiklerini çokça kırabiliyolar. Söylenen çok kötü sözler ve hareketler...Bunların rutine binmiş hali başka belki ama ben nedense şunu düşünmeye başladım; tepkiler, kızgınlıklar, üzüntüler, bunalmalar, nefretler, çok büyük sevgiler, tutkular, hırslar, entrikalar hepsi hepsi ve aşk tabiki hepsi bizim. Bizim için varlar, biz olduğumuz için ve elbetteki bizim de payımıza bunlardan bir kaçı düşecek ki yaşadığımızı anlayalım. &lt;br /&gt;O yüzden ben diyorum ki bizi çok seven sevgilimiz, eşimiz herneyse bizi bir andan sevmekten vazgeçmiş olamaz. Ve bu az bulunan duygu için belki de affetmeye değerdir ne biliyim bilmiyorum belki ahkam kesmek kolay yaşamak çok çok daha zordur ama belki de denemeye değer.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-5986646951316545295?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/5986646951316545295/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/02/kadnlar-ve-erkeklere.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/5986646951316545295'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/5986646951316545295'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/02/kadnlar-ve-erkeklere.html' title='Kadınlar ve Erkeklere'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-7209308218835592440</id><published>2009-02-07T22:29:00.003+02:00</published><updated>2009-02-07T22:54:48.690+02:00</updated><title type='text'>Canım Ananem</title><content type='html'>Ölmek, ölüm...Hep ağlatır mı? Öleni, kalanı..napar ölüm bize. Fena yapar. Çok kayıp yaşamadım ama canım ananem göçtüğünde buralardan hissettiğim ilk şeylerden biri pişmanlık oldu. Neden yaşlı olduğunu, yakında gidiceğini bile bile onunla daha çok zaman geçirmedim. Neden daha çok elini tutmadım, yanında daha fazla yatmadım. Neden daha fazla "kızanım" deyişini duymadım. &lt;br /&gt;Öyle çok özlüyorum ki onu...tarifi yok biliyorum bunun. Onları yani "çok sevdiklerini" kaybedenler anlar sadece. Çok zordur. Boğazına düğümlenmesi bişeylerin. Onu bi daha göremeyeceğini düşünmek değil onu görememek çok zordur. Ne yaparsan yap onsuzluğa alışmak zorundasındır. Neden dersin bi çok kez, neden? Böyle çünkü...&lt;br /&gt;Bi keresinde, ilk yılıydı sanırım ölümünün, dedim ki keşke bu kadar sevmeseydim keşke beni bu kadar sevdiğini bilmeseydim, bu kadar üzülmezdim. Sonra canım aşkım bana dedi ki "sakın böyle düşünme çünkü bu güzel ne kadar acı verse de bu güzel. Böyle sevmiş ve sevilmiş olmak güzel." Doğru söylemiş bu güzel seni düşünmek ananem çok güzel. Güzel yanaklarını sevdiğim günleri, koca kız olmama rağmen kucağında oturduğumu, kazık kadarken bile aynı yatakta yatmak istediğim günleri düşünmek hatırlamak güzel. Ama evet keşke olsaydın...keşke senin "ne olacaksın be kızanım sen" diye sorduğunda veremediğim yanıtı, işe girdiğimi, evleneceğimi, sevdiğim adamı görseydin. Göremedin...Napalım...Bi şey yapamayız biliyorum. Ama belkide gerçekten görüyosundur. İnanmak istiyorum buna. Baksana Kerem kocaman oldu:) Hep senin yanına gelir kıvrılırdı. Şimdi başörtülü birini gördüğünde sana benzetiyo. Ananem uzaklara gitti diyodu ilk başlarda geliceğini sanıyodu ama şimdi ölümü öğrendi. Öldüğünü biliyo ama anlamıyo tabi canım annem benim. &lt;br /&gt;Seni çok özledim. Çok seviyorum seni bu hiç değişmiycek ama ben hep sen ölmiyceksin sanırdım. Gitmiyceksin hep kalıcaksın sanırdım. Nedendi bu yanılsama bilmiyorum. &lt;br /&gt;Seni seviyorum:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-7209308218835592440?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/7209308218835592440/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/02/canm-ananem.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7209308218835592440'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7209308218835592440'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/02/canm-ananem.html' title='Canım Ananem'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-7132807649228403231</id><published>2009-02-04T15:04:00.001+02:00</published><updated>2009-02-04T20:01:48.308+02:00</updated><title type='text'>Issızlaşmak</title><content type='html'>Pislik, kalabalık, keşmekeş, dağınık...&lt;br /&gt;Sadelik, dinginlik, huzur, gerçek... &lt;br /&gt;Kaos, düzen, sempati, nefret...Tüm duygular, iç içe geçmişlik...&lt;br /&gt;Sığamamak, sığdıramamak.&lt;br /&gt;Bilmek, onu bilmek, sevdiğini. Elini tutmak, sevişmek, elini tutarak sevişmek...Sarılmak sımsıkı, hiç olmadık zamanda avucunun içini öpmek. Yüzünü sevmek. Hayal etmek. Güzel yemek yapmak. Tadının damağında kalması.&lt;br /&gt;Ayrılmak. Çok sevmek ama ayrılmak. Bir daha görmemek. Görsen de gölünce sevememek. Yalnız, yapayalnız kalmak. &lt;br /&gt;Issızlaşmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni değil "Issız Adam"dan sonra yazmıştım burada da paylaşayım dedim sevgili okurlar:) Elifler..Ayşegüller ve daha niceleri:P&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-7132807649228403231?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/7132807649228403231/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/02/isszlasmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7132807649228403231'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7132807649228403231'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/02/isszlasmak.html' title='Issızlaşmak'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-7304562446131722825</id><published>2009-02-02T14:16:00.000+02:00</published><updated>2009-02-02T14:32:30.931+02:00</updated><title type='text'>Ortaya karışık</title><content type='html'>Dünya değişip büyükler için daha da büyük olurken, çocuklar için eskide kalsa, kalabilse. Onlara saf bi dünya kalsa, masallarla dolu. Ağaçların, çiçeklerin "yeni dünyadaki" gibi taze olduğu, nefes alabilen bi dünya. Düşümdeki dünya...&lt;br /&gt;Neden bu konuya bu kadar duyarlılaştım bilmiyorum. Sanki yarın çocuğum olucakmış gibi, sanki onu burda büyütmemeliymişim gibi. Tuhaf...&lt;br /&gt;Olgunlaşmak mı bu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafta sonu Benjamin Button'ı izledim. "Geriye doğru İlerleyen saat". Güzel bi bakış. Önce sonu görmek ya da başlangıcın son olması ya da tam tersi...bebek ölmek ama ruhu yorgun bi bebek. Nasıl yani? Aslında oturtamadığım şeyler var filmde belki bi daha izlemek lazım. Daha çok kafa yormak lazım belki de.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-7304562446131722825?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/7304562446131722825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/02/ortaya-karsk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7304562446131722825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7304562446131722825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/02/ortaya-karsk.html' title='Ortaya karışık'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-3129115035545317988</id><published>2009-02-01T22:40:00.001+02:00</published><updated>2009-02-01T22:49:26.758+02:00</updated><title type='text'>Özledim çok...</title><content type='html'>Aklım bambaşka bir şehirde. Aklım sende...Ben sende..Öyle özledim ki seni, kokunu, yüzünü...Hiç bilmiyorum nasıl bi yerdesin. Yaşadıkların nasıl şeyler? Anlatıyosun ama öyle uzak ki anlayamıyorum sadece burdan öle ahkam kesiyorum. Ama çok merak ediyorum gerçekten nasılsın diye. İyiyim derken tam olarak nasılsın? &lt;br /&gt;Hiç bi şey yapamamak. Ulaşamamak, uzanamamak... Özlemek, çok özlemek. Ama olsun geçicek zaman ve bı yıl da bahar gelicek, biliyorum gelicek. &lt;br /&gt;Bu da güzel böyle sevmek, sevildiğini bilmek. Uzakta da olsan hissediyorum seni:) Sevgini biliyorum canım. Seni seviyorum:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-3129115035545317988?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/3129115035545317988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/02/ozledim-cok.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/3129115035545317988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/3129115035545317988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/02/ozledim-cok.html' title='Özledim çok...'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-7492793249177967487</id><published>2009-01-30T15:13:00.000+02:00</published><updated>2009-02-02T15:26:01.192+02:00</updated><title type='text'>Sevmek, acı çekmek ve nefes almak...</title><content type='html'>Yazamıyorum uzunca zaman oldu. Fırsat bulamadım aslında. &lt;br /&gt;Şimdilerde ne yapmaktayım? Pek bişey yapmıyorum aslında. Zamanı pek anlamıyorum öylece geçip gidiyo sanki...Yeni şeyler yok pek hayatımda. Ama bir yandan yepyeni bir hayata hazırlanıyorum. &lt;br /&gt;Tuhaf bişey yaşadığımız, adına "hayat" dediğimiz şey. Geçen gün bi söz gördüm hatırlayamıyorum tam olarak ama bende uyandırddığı duygu şu; insan hayata sevmek, acı çekmek ve nefes almak için gelir. O sözde de sevmek vardı ama diğerlerini hatırlayamıyorum bi türlü:) Amma yarım yamalak bişey söylemiş oldum:) Neyse varsayalım ki bu benim aklıma gelmiş ve bunun üzerine yazıyorum. Çünkü hoşuma gitti bu fikir.&lt;br /&gt;Sevmek, acı çekmek ve nefes almak...Hepsi de süper şeyler. Birini sevmek, senden olmayan, bambaşka bi yerde büyümüş biri. Bambaşka bi aileden gelen, belki dili, ırkı başka biri. Bir anda sevdiğiniz oluveriyo ve cümleler onun için kurulmaya başlıyo. İçini ısıtan o sıcak şey gelip yerleşiveriyo yüreğine. Sonra başka sevgiler, kardeş, kuzen, anne, anneanne, çocuk...hepsi sıcak, güzel şeyler. (Bu konu daha sonra blogumda kesin daha geniş yer alacak bunu hissettim.)&lt;br /&gt;Sonra "acı". Nasıl bi duygudur, nasıl bi kazanç, nasıl bir yaşanmışlık katar insana. Çok acı yaşamadım hayatımda ama bir kaç tanesi bile anlattı bana bambaşka şeyleri. Hep güzel olduğunu söylüyorum acının, güzeldir çünkü. Seversen onu daha da güzeldir. Bazaen bazı insanlar özenle ister onu hayatına çekmeyi. Böyledir işte, onlara da bunu sormayın neden diye. Öyledir işte. Belki daha iyi bilirler hayatı...Ne biliyim klişe olucak ama tadını alırlar. Kan tadı, kendi kanının tadı. Tatlı yemeyi de sevmez o insanlar mesela, ekişidir güzel olan. Neyse...&lt;br /&gt;Neyse sonra "nefes almak". En özü aslında budur. Güzeldir behh..nefes almak. Pek çok anlamı var tabi, nefesin, nefes almanın ama ben salt anlamdan bahsediyorum burda. Gerçek nefesten, oksijenden bahsediyorum. Bir dakika nefessiz kaldığında anlayabileceğin bir değeri vardır. Yani değerini anlamak çok basittir aslında demek istiyorum. Ne güzeldir soluk almak. Mutluluktur. Hergün kendi kendimize edindiğimiz dertleri bırakıp bi yana sadece sabah uyandığında nefes alabilmek ne güzel aslında. Böyle olabilsek. Bu kadar farkında ve huzurlu. Fena olmazdı:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-7492793249177967487?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/7492793249177967487/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/01/sevmek-ac-cekmek-ve-nefes-lamak.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7492793249177967487'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7492793249177967487'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/01/sevmek-ac-cekmek-ve-nefes-lamak.html' title='Sevmek, acı çekmek ve nefes almak...'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-1875272622256757283</id><published>2009-01-16T21:17:00.000+02:00</published><updated>2009-01-16T21:56:15.162+02:00</updated><title type='text'>Cosmolu ve politanlı dergiler...</title><content type='html'>Geçen gün ofiste vardı dergi. Kadın dergisi işte bilirsiniz. Konular belli. Güzelliğin 5500 sırrı, kısır ya da mısır diyeti, moda, bir erkeği mutlu etmenin yolları, sex, neden mutlu olamıyoruz, test edin ve öğreninler:) abicim neden mutlu olamadığını bile testle anlıycan:) neyse. Ben de bu dergileri gördüğümde pek çok kadın gibi engel olamıyorum aslında kendime. Çekim gücü var sanırım böle şeylerin hiç inanmasam da ya da oradakileri zaten defalarca başka dergilerde okumuş olsam da yine de göz atıyorum. Ama geçen gün bir başlık vardı çok komikti ya; "Zor durumda yapılacaklar" gibi bişeydi sanırım başlık. Ama süper komik şeyler vardı ya:) Bi yerde biriyle aynı kıyafeti giydiğinizi farkettiğinizde ne yapmalısınız? Tuvalette kötü kokulara sebep olduğunuzda ne yapmalısınız? Eski erkek arkadaşınızla karşılaştınız ne yapmalısınız? Yok bence böyle bişey ya yani bunlara birileri inanıyosa daha fena. Hayat bu kadar ısmarlama ve standart olabilir mi? "Öyle olursa bunu böyle yap kesin çözüm budur." Bu kadar kolay mı yani hakkatten. Vayy behh..&lt;br /&gt;Yalnız işin tuhaf tarafı bunun bu furyanın özellikle kadınlara yönelik olması. Neden dergi demiyoruz da kadın dergisi diyoruz. Yani tamam erkek dergileri de var ama strateji farklı. Neyse ya ama aslında kadın olarak biraz rencide edici bi durum olduğunu düşünüyorum bunun. &lt;br /&gt;Yani şu tuhaf neden mesela o dergilerde sanki bütün kadınlar aynı olmalıymış gibi bir şey var. Aynı şeylerden hoşlanıyomuşuz gibi hepimiz. Ama değil öyle değil. Kimisi hiç kırmızı ruj sürmez mesela, kimisi polisiye okur her daim, kimisi erkek sevmez kimisi kadın:) kimisi güzeldir kimisi fena çirkin, kimisi anlayışlıdır, kimisi kafa ütüler, kimisi arkeologtur, kimisi yönetmen, kimisi güzel yemek yapar kimisi yüzme şampiyonu...vel hasıl kelam o dergilerdeki gibi değildir ki kadınların hayatı. Aksine oldukça gelişkin yaratıklarızdır biz kadınlar. O dergilerin en başındaki koca koca erkekler de bildiklerinden bu gerçeği belki de üretirler bunun gibi sahtelikleri.&lt;br /&gt;Ama almasam da denk gelince okuyorum işte arkadaşım ister gülmek için de ister eğlenmek, ister ciddiyetle...:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-1875272622256757283?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/1875272622256757283/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/01/cosmolu-ve-politanl-dergiler.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1875272622256757283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/1875272622256757283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/01/cosmolu-ve-politanl-dergiler.html' title='Cosmolu ve politanlı dergiler...'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-7148819529376316181</id><published>2009-01-14T22:17:00.000+02:00</published><updated>2009-01-14T22:17:37.690+02:00</updated><title type='text'>Dur dedim.</title><content type='html'>Dur dedim, neyi kanıtlıyosun? Dur dedim, kime kanıtlıyosun? Dur dedim, ne için uğraşıyosun? Bu çaba dedim ne için? Yaşamak için mi? Doğru değil. Sadece yaşamak için olsa burda olmazdın. Küçücük bir yerde kocaman bir hayat kurabilirdin kendine. Bu hırs ne için? başka türlüsünü bilmediğin için mi?&lt;br /&gt;Neyi kanıtlıycaksın? Kime kanıtlıycaksın? &lt;br /&gt;Dur dedim. Dur ve düşün. Dur ve bekle. Dur ve dinlen. Dur ve durul. Sakin ol, yavaşla ey insan evladı. Kendine gel.&lt;br /&gt;Neyi kanıtlıycaksın? Kime kanıtlıycaksın?&lt;br /&gt;Hayat bu mu .......? &lt;br /&gt;Bir köy. Arabesk olsun diye değil, insanlığa yakışan o olduğu için. Toprak olsun yakınımızda. Bahçemiz olsun. Güneşi karşılamayı kaçınız istemez mis gibi yaz ve kış güneşini bahçede, mis kokan çiçeklerle. &lt;br /&gt;Çocukların toprağa basarak büyümeleri ne büyük bir nimet. Ne büyük bir nimetmiş de farkında değilmişiz. Ne büyük bir şansmış sokaklarda gece yarılarına kadar oyunlar oynayabilmek. &lt;br /&gt;Neyi, kime kanıtlıycaksın ey kendini paralayan arkadaşım? Nedir yani? Ne olacak? Yöneticimiz bize aferin dese, biz bir ödül kazansak mesela, paralarımız olsa çookk...Toprak yoksa basılacak, akıl ve vücut sağlığı yoksa insanların ve hala uçamadığı için işten sonra saatlerce trafikte sıkışıp kalıyosa insan...nedir yani? Nasıl yani? Belki çok erken diyeceksiniz ama ben bıktım. Bunu istemiyorum. Hayatın bu olduğuna inanmıyorum. Salakların yarattığı ve diğer salakların ortak olduğunu bu sistemi onaylamıyorum, sevmiyorum. Evet ben de içindeyim bu çarkın ama tüm beynim ve kalbim başka yerlerde, en azından şimdilik bununla yetiniyorum. En azından sorguluyorum. İşim yoksa işe neden gidiyorum? İşim yoksa o salak işyeri bana neden para veriyo? Neden saatlerimi oraya verip sonra yetmiyomuş gibi bir de mesailere kalıyorum (kalıyoruz). &lt;br /&gt;Eyy..daha yeni mezun ama bu sistemden midesi bulanmış, başı dönmüş, kafayı yemek üzere olan dostlarım gelin hepbirlikte küçük bir yere gidip bildiğimiz şeyleri orda yapalım ya da yeni şeyler öğrenelim. &lt;br /&gt;Hadi gelen var mı?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-7148819529376316181?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/7148819529376316181/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/01/dur-dedim.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7148819529376316181'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7148819529376316181'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/01/dur-dedim.html' title='Dur dedim.'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-5904134772788939541</id><published>2009-01-04T01:06:00.000+02:00</published><updated>2009-01-04T01:06:01.128+02:00</updated><title type='text'>Miskin cumartesi</title><content type='html'>Sadece yazmak ..içinden geldiği gibi yazmak. Sadece ölece durmak, oturmak, miskinlik yapmak. Aslında çok işim var ama canım yapmak istemiyo. Hem miskin olmak hem dışarı çıkmak, içmek istiyorum hatta. Offf sıkıldım..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-5904134772788939541?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/5904134772788939541/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/01/miskin-cumartesi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/5904134772788939541'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/5904134772788939541'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/01/miskin-cumartesi.html' title='Miskin cumartesi'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-8984005938674635514</id><published>2009-01-03T07:20:00.000+02:00</published><updated>2009-01-02T21:20:32.753+02:00</updated><title type='text'>Aşkıma :)</title><content type='html'>Aslında güzel bi hikaye bizimkisi. Üniversite ilk yıl hazırlık. Kimse yoktu hayatımda. Genelde yoktu zaten:) Onun da yokmuş. O zaman tanımıyorum onu. Sonra 1. sınıf..Sınıfta bi çocuk var. Sessiz kenarda duruyo genelde. Üzerinde bi hırka var morlu, bordolu, belli el örgüsü:) İngilizce dersinde kitabı yok, yanına gelebilir miyim diyo bana, bende bi heyacan ama belli etmiyorum. "Tabi" diyorum nazikçe. Yan yanayız ilk defa ve o an daha bi anlıyorum ne kadar güzel bi gülüşü olduğunu. İşte o günden sonra daha bi artıyo karın ağrılarım. Evde Çiğdem'in başını ağrıtıyorum, "ya ama çok tatlı gülüyo" diye. &lt;br /&gt;Neyse zaman geçiyo iyiden iyiye arkadaş oluyoruz. Telefonlarımız var birbirimizde artık. Her yere arkadaşlarla hepbirlikte gidiyoruz ve tabi onunla. O en iyi oynadığı oyun olan tavlada yenilip duruyo. Aşkta kazanırsın diyo arkadaşları:) Ben de gülüyorum ama hiç emin olamıyorum onda da var mı bişeyler diye. &lt;br /&gt;Sonra bi gün Uludağ gezisi...:) Dağın zirvesinde "benim sana bişey söylemem gerekiyo sanırım" diyo. Ve işte başlıyo her şey:) &lt;br /&gt;Başlayan o güzel şey 8 ay sürüyo sonra bir ara giriyor, tam bi buçuk yıl...o yok. Hayatımda bi daha hiç gülemiycem sanıyorum. Mideme ağrılar giriyo. Acının nasıl bişey olduğunu anlıyorum. Hayatımda hiç bi şeyden tat almıyorum. Bir daha sevemem sanıyorum. "Yarım kaldı bu sevda boşuna boşuna.." diye sözleri olan hareketli bi şarkıda ağlamaya başlıyorum:) Korkuyorum. Çok korkuyorum bi daha hiç eskisi gibi bi şey yaşayamıycam sanıyorum. &lt;br /&gt;Aradan geçen bi buçuk yıl sonra ben gidiyorum bu sefer ona. Diyorum ki "tekrar denesek..." Gözleri doluyo, elimi tutuyo ben bunu hayal bile etmemiştim diyo. İkimizde tuttuğumuz eli bi daha bırakmıyoruz. İyiki de bırakmıyoruz:) &lt;br /&gt;Seni çok seviyorum aşkım...Yaşadığımız tüm acılar ve mutluluklar bize ait sevgilim. &lt;br /&gt;Uzakta ve soğuktasın ama bu yıl da bahar gelicek:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-8984005938674635514?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/8984005938674635514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/01/akma.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8984005938674635514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/8984005938674635514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2009/01/akma.html' title='Aşkıma :)'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-7333659510961211722</id><published>2008-12-31T21:22:00.000+02:00</published><updated>2008-12-31T22:00:17.588+02:00</updated><title type='text'>Zaman</title><content type='html'>31 Aralıkmış, son günmüş, yeni yılmış...evet öyle peki sonra? Sonrası şu; iyi dilekler, hediyeler, telefon mesajları, sevgiler, saygılar...Kötü bişey mi? Yoo değil. Ama bana böyle günler, misal; sevgililer günü, anneler günü, yeni yıl vs. vs. pk bi aynı geliyo. Hani ne biliyim bu kadar mı ilgi odaklıyız. Nasıl yani? Şöyle ki; neden var bu günler? Efendim işte bu çer çöp arasında, bu yoğunlukta, kendine ve sevdiklerine vakit ayıramamanın ortasında bu günler can simidi misali..Yani ben şimdi napıyorum muhalefet miyim yani. Aslında bilmiyorum yani hiç sevgililer günü kutlamışlığım yok mesela, yeni yılla ilgili büyük planlar yaptığımda çok olmadı, ama gerçek bi muhalif değilim sanırım. &lt;br /&gt;Aslında benim asıl kafama takılan şu, hani şu zaman kavramı.Tarihler mesela. Yani kendi kendimize yarattığımız zaman dilimleri var ve onlardan seçtiğimiz özel günler. Ya da işte onlara yüklediğimiz anlamlar. Yani baktığımızda ortada akıp giden bi zaman var ve bi diğer tarafta biz. Zaman bizden habersiz akıp giderken biz ona yükleyebildiğimiz herşeyi yükleme çabasındayız. İşimize gelince su gibi akar gider, işimize gelince geçmek bilmez. İşimize gelince babalar günü, işimize gelince sevgliler...Ama doğum günleri o günlerden değil bence. Yani insan olarak dünyaya gelmek ve o günü kutlamak güzell..Kutlayalım o kişiyi de onu bize getireni de:) &lt;br /&gt;Vel hasıl kelam sayın okurlar, bunlar bizim safsatalarımız bence. He ama yok karışma biz böyle mutluyuz diyenlerdenseniz sorun yok. Hayat böyle bişey zaten, kısmen safsatalardan ibaret...&lt;br /&gt;Yeni yılınız kutlu olsunnn....:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-7333659510961211722?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/7333659510961211722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2008/12/zaman.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7333659510961211722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/7333659510961211722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2008/12/zaman.html' title='Zaman'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-2350943368779048087</id><published>2008-12-26T06:36:00.000+02:00</published><updated>2008-12-25T20:36:26.121+02:00</updated><title type='text'>Mutsuz geçirilen dakikalar da hayattır...</title><content type='html'>Başkaları için sevinmenin çok güzel olduğunu biliyor musunuz? Eminim biliyorsunuzdur. Bundan 2 ay önce benim için çok güzel bir geceydi. Sevgilim bir anda nişanlım oluvermişti:) Komik geliyordu ikimize de "nişanlı" olmak. Ama burdaki asıl mevzuu biz değiliz. O gece iki canım arkadaşım sevgili oluverdiler -zaten sevgiliydiler evvelden- yani tekrar denemeye karar verdiler. Öyle sevindim ki...İçim ısınmıştı. &lt;br /&gt;Şimdiyse başka bi canım arkadaşım aşık oldum diyo. Ne ala...:) Öyle üzülmüştüm ki o üzülürken ama ölmeyeceğini biliyordum acıdan. Kimse ölmez çünkü ben de yaşadım  biliyorum...&lt;br /&gt;Ama mutsuz geçirilen dakikalar, saatler, günler hatta yıllar da hayattır hem de en sahicisinden. Mutsuz olduğumuz için mutlu oluyoruz, mutsuz olduğumuz için yeni şeyler arıyoruz, mutsuz olduğumuz için daha güzel yazıyoruz:) mutluluğa ulaşmak için yaşıyoruz. Mutsuzluğun tadını bilene, mutluluk yavan gelir. Kıymetini bil ki anla, öğren, büyü, hisset, yaşa, kana, sev. İşte öyle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-2350943368779048087?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/2350943368779048087/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2008/12/mutsuz-geirilen-dakikalar-da-hayattr.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/2350943368779048087'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/2350943368779048087'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2008/12/mutsuz-geirilen-dakikalar-da-hayattr.html' title='Mutsuz geçirilen dakikalar da hayattır...'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-3017738483391783764</id><published>2008-12-24T06:26:00.000+02:00</published><updated>2008-12-23T20:26:48.780+02:00</updated><title type='text'>Zor İnsanlar</title><content type='html'>Yanlış anlaşılmasın insanlar zor demiyorum ha o da var ama bugün seçtiğim konu "zor insanlar". Nasıl insanlar mesela bunlar? Benim için zor insan listesinin başındakiler çok ilgi bekleyenler mesela. Şöyle rahat bi gün göstermezler insana iki laflarından biri iğne maksatlıdır. Suratlar asılır, mıy mıy ses tonu devreye girer. Aslında sizi çok sevdiği için böyle davrandığıyla açıklar durumu. Olmaz arkadaşım böyle olmaz. &lt;br /&gt;Bir diğeri ise sürekli iyilik yapmak için paralanan insan türü. Şimdi diyeceksiniz ki yuh artık ya bu insanlardan ne istiyosun. Bu insanlardan normal olmalarını istiyorum. Benim istemediğim iyilikleri benim için yapıp sonra benden karşılıklar beklemeyin -ki çoğu beklemediklerini söylerler bence beklerler- en olmadık yerde benim karşıma çıkarmayın yaptıklarınızı. Sevmiyorum bu durumu. &lt;br /&gt;Sonra, dengesizler var mesela. Aslında dengesizler nispeten sevdiklerimdir yani çünkü bi yerde insan olmak bunu gerektiriyo. Hep stabil olamayız di mi? Ya da belki olmamalıyız ama benim sevmediğim türün karşısında bi gününüz bi gününüzü tutmuyo yani arkadaş mıyım, resmi mi, seviyo muyum, nefret mi ediyorum, nasıl yani benden ne bekliyosun ki bana kırılabiliyosun ya da hiç bi şey olmuyo...ne diyorum ben. Neyse işte bu da zordur. Çünkü senin dengeni senin istemin dışında bozar. Okyanustaki konteyner gemisi misali:) &lt;br /&gt;Başka...? &lt;br /&gt;Hee bir de dünyanın kendi etraflarında döndüğünü sananlar var. Onlar da bir tuhaf oluyo. Bu tipler genelde etrafa direktifler verir. Sizi bi yere çağırır mesela evde miskin ve pijamalarlayken ama genelde onun fikirleri onun için süperdir. Siz ne alaka abi şimdi niye oraya gidiyim diye düşünürken karşı taraf ne kadar ilginçsin ya güzel bi şeyler yapalım diyoruz gelmezsen gelme falan gibi şeyler olur. Bunlar kalabalık bi ortamda yüksek sesle konuşmayı tercih ederler mesela genelde. Ya da bir mağazada tezgahtar onunla ilgilenmelidir tüm dikkatiyle e çünkü sadece o var ya sadece orda ve tüm dünyada. Arkadaşım söylemek biraz zor olucak ama malesef dünyanın merkezinde değilsin ve seninle benzer özelliklere sahip milyarlarca daha yaratılmış var dünyada. &lt;br /&gt;Sanırım bu son tip çoğumuz için ortak bi tip olucak. Şöyle ki "yalakalar". Ama benim asıl nefret ettiklerim yalaka değilmiş gibi yapıp sonuna kadar öyle olanlar. Aslında ruhunda olan ama saklayanlar. Neden saklıyo demek ki o da pek de iyi bişey olmadığını düşünüyo ki saklıyo ama yoookk yine de yapıyo yapacak duramaz çünkü...&lt;br /&gt;Böyle yani sevgili okurlar:) -vay o da ne yahu sevgili okurlar falan havaya girdim iyice ama okuyna var mı ki acep:)- benim için zor insanlardan bahsettim. İnsanoğlunun bu tip ve türlerinden hiç ama hiç hazetmiyorum. Ancak hiç mi böyle sevdiklerim yok. Var hem de oldukça var. Ama işte onların bir artısı oluyo sevdiğim için işte gözardı devreye giriyo. Durum budur saygılar...:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-3017738483391783764?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/3017738483391783764/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2008/12/zor-insanlar-yanl-anlalmasn-insanlar.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/3017738483391783764'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/3017738483391783764'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2008/12/zor-insanlar-yanl-anlalmasn-insanlar.html' title='Zor İnsanlar'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-945638082182468643</id><published>2008-12-21T07:04:00.000+02:00</published><updated>2008-12-20T21:04:58.095+02:00</updated><title type='text'>Beklemek</title><content type='html'>Zormuş beklemek. Bir hafta oldu bugün ayrılalı. Bir an önce bitsin istiyo insan. ama olsun bu da güzel bekliyorum işte doya doya, sindire sindire:)&lt;br /&gt;Bir yandan hayat geçiyo yan taraftan. Birileri aşık oluyo:) Birileri ayrılıyo sevdiğinden. Birileri işinde çok mutsuz. Birilerinin işi de yok. Birileriyse yakında işsiz kalıcak:) Birileri Bush'a ayakkabı atıyo (ne hoş) birileri ölüyo, öldürülüyo. Yunanistan'da gençler bişeyler söylemeye çalışıyo. Birileri özür diliyo birilerinden ve diğerleri onlar özür diliyo diye onların Türk olmadığına karar veriyo. Birileri din değiştiriyo...yani akıp gidiyo bişeyler ve tarih yazılıyo çocuklarımız için. Kişisel tarihimize bile müdahale edemiyoken nerde kalmış dünya ya da ülke tarihine müdahale edebilmek...zoriş aslında yaşamak, hayatta kalmak, dahil olmak ya da olamamak. tercih yapmak bile zor yaşadığımız zamanda. yani içinde olduğun bişeyler var müdahale edemeden var olduğun olmak zorunda olduğun yerler var. binalar, otobüsler, evler...evin, işyerin...sen seçmişsin gibi görünen şeyler. aslında öyle olmayanlar. gençken yaşlanmak bu yüzyıla mı ait yoksa hep böyle miydi dersiniz? ben özgür tercihlerle yaşayabilmeyi isterdim. hepimiz adına bunu isterdim. Elif için, Ayşegül için, aşkım için, annem için, esen için...hepimiz için işte.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-945638082182468643?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/945638082182468643/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2008/12/beklemek.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/945638082182468643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/945638082182468643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2008/12/beklemek.html' title='Beklemek'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728053548001974829.post-2782592999531300184</id><published>2008-12-18T21:39:00.000+02:00</published><updated>2008-12-20T21:05:23.696+02:00</updated><title type='text'>Düş</title><content type='html'>Düşümdekiler... öyle çok ki...düşümdeki dünya öyle aynı ki...öyle sıradan. İnsan gibi...Biz gibi. nasıl yani? biraz deniz var, biraz da tuz ve orman var nefes alan, aldıran. sen varsın sıcak, insan. yalan var pembesinden karasına...koskaca dünyada küçücük bir ben var. küçücük bir dünya.&lt;br /&gt;Nefes almak istiyorum ben. bu dünyada nefes alabileceğim bir dünya açmak istiyorum kendime. İnsanların aynılaşmadığı ama bir o kadar da aynı olduğu bir dünya. herkesin iyi olmadığı ama iyiymiş gibi de görünmediği bir yer. bir varlık istiyorum. varolmak istiyorum. hissetmek.&lt;br /&gt;zor olsun istiyoum yaşamak ama sarı, kırmızı, pembe yani ekşi, acı ve tatlı olsun istiyorum.&lt;br /&gt;Çarka ortak olmak değil, çarktan olmadığım için ödül almak istiyorum. insaniyet ödülü. "tebrikler bu yıl sistemin dışında kalanladansınız" desinler. sizi bu ödülle sisteme ortak ettik diye sevinsinler ama ben bileyim ki aslı öyle değil hiç bir şeyin.&lt;br /&gt;Kolay olmasın hiç bir şey. Zor ama tadına vara vara olsun. Olmaz mı? Küçük bir dünya olsun işte...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2728053548001974829-2782592999531300184?l=dusumdekidunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/feeds/2782592999531300184/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2008/12/dmdekiler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/2782592999531300184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2728053548001974829/posts/default/2782592999531300184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusumdekidunya.blogspot.com/2008/12/dmdekiler.html' title='Düş'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
